Tag Archives: taksim photography

Beyoğlu’nda düğün fotoğrafları

 

SDU_7743

Fotoğraf işinde beni en heyecanlandıran “yeni” bişeyler çekebilmek. Bütün Üniversite hayatım, ders saatleri hariç Beyoğlu’nda geçmiş olsa da (evim dahil) ilk kez Beyoğlu’nda gelin ve damat çekiyorum. yukarıda geçen tramvaya ayrıca teşekkür etmek istiyorum, Hep hayalimdeydi bu kare!…

İsimlerini belirtmemi rica ettiler, o yüzden gelinimizin adı “V” damadımızın ki “G”.

Ne romantik değil mi? “Ayyy, Beyoğlu’nda düğün fotoğrafları…” Literatüre yeni bir söz katmak istioyrum: “her güzel fotoğrafın arkasında, kan, ter, gözyaşı vardır; eğer mekan Beyoğlu ise birçok yerinde de tinerciler vardır”.

Evet zordu. Hele gelin ve damat çok iyimser ve yabancı olunca. Simitçisinden, kestanecisine; temizlikçiden öğrenciye HERKES bahşiş istedi. Hadi bunlara alıştık “dergiye çekiyoruz oğlum, bunlar evli değil!” ile geçiştirmeye çalıştık ama, gelin Japon asıllı olunc afotoğraf çektirmek isteyen araplara ne demeli. Bizdeki nezaket onlarda hiç yok. Bodoslama fotoğrafın içine (hadi kibar söyleyeyim) dalıyorlar. Bir de, herhalde alışmışlar uzun gelinliklere, istisnasız herkes “Gelin mi?” diye sordu…Artık dayanamadım “Yok Alman Hastanesi’nde Hemşire” dedim Gülümseme

SDU_7716-2SDU_7720-2

Hayatında pasaport hariç profesyonel fotoğraf çektirmemiş insanlarla çekim yapmak çok zor. aslında 10 yıllık modellerle bile çok zor, he rçifte söylüyorum. Burada olay, günü “muhabbetli” geçirmek, kooperatif olmak. gerisi geliyor işte.

 

Gelelim aşağıdaki karenin Hikakesine:

SDU_7773

Fotoğraf çekiminde, spontane olmayı çok seviyorum. Tabii ki aklımda mekanlar oluyor; pozlar oluyor. Ama zaman olunca, işte böyle dalıyoruz eski bir hana. Tuhaf şeyler satan bir dükkan bulduk, dükkan açık ama sahibi yok; adam resmen yok. Aradık, taradık bağırdık çağırdık yok yani. Neyse oranın girişind eçektikten sonra; güzel bir balkon vardı orada çekim yapmak istedim. Kapıcı “Abi siz bir iki kare çekiyorsunuz diye ses çıkartmadım, ama başka kareler için yönetimden izin almanız gerekli” dedi. Gayet normal. Muhtemelen gelen çok oluyordur! Poz o kadar aklımda kaldı ki, “peki, yönetimle nasıl görüşebiliriz” dedim, eleman “benimle görüşmeniz lazım” dedi. Ey Türk Milleti yaaa…Türk milleti candır! Hastasıyız.

“50 TL vereyim” dedim, “cepten vereceğim bak” da dedim. 100TL dedi eleman! Ulen, 5dk sürmeyecek, 50 TL cebe atacaksın! Çektirtmedi, rahatsız.

 

Neyse, Han’dan çıktık, Türki Milleti’nin “congratulations” ile imtahanına geldi sıra.

SDU_7755

Yol boyu, bir “sürü” insan para istedi. Hani düğün bahşişini bilirim, keyiflidir de; hem alması hem de vermesi. Ama, gelinen şu noktaya ne demeli “Abi bi tercüme etsene, memlekete gideceğiz, Otogar’a bile gidecek paramız yok, bize 50 lira versinler!”. Bo de o kadar emin ki “olmaz diyince” , “Niye olmuyomuş” diye soruyor. “V”ye d eo kadar söyledim, üzerine bir mont vs. al diye! Kardeşim, central Park değil ki burası, Beyoğlu.

Galata’ya geldik. Kuleye bakan binadaki Grafiti malesef kalkmış, yeni bina, yapıyorlar. Üzüldüm. Ara sokaklara daldık. "Alakasız binadan çıkan süzme vatandaş “çekim yasssssak” dedi…yutkundum. Önündeki demir kapıda çekim yapacaktık, o kadar.

Biz de başka demir kapı bulduk!

SDU_7818SDU_7850

Asıl bir hikaye var ki, anlatmayacağıma söz verdim detayları veremeyeceğim. Ama, Biraz ipucu vermekte sorun yok herhalde Gülümseme

Evet, Galata yolunda, “G” burada çok güzel bir sokak var, baloncular falan var dedi, bir bakayım dedi, ve sokağı bulmuş, bir koşu geldi. Açıkçası o sokaktan hiç girmemişim; girişte bir farklılık hissediyorsunuz; “allah allah burada hamamın ne işi var” gibi, bir de “Emanetçi” diye bir kulube gördüm; şimşekler çaktı tabii. Işık, mışık diyip koşarak uzaklaştırdım Gülümseme 

 

Yani her çekimin, gerçekten çok farklı hikayesi oluyor, kitap yazsam mı ne dersiniz???

 

Not: Bu arada “G”, Steve Mc Curry’nin asistanlığını yapmış, ve beni seçtiler…Sonra, onları Ara Cafe’ye götürdüm, çok etkilendiler.

facebook Sayfam:

www.facebook.com/photolatte.serkan

twitter: @photolatte

Hoşçakalın,

Serkan