Posts tagged Kıbrıs Düğün Fotoğrafçısı
Ilke ve Eral’ın “yeşil” düğünü (Kıbrıs Korineum ’da düğün günü ve fotoğrafları)
Jul 9th
(Fotoğrafların büyük hali için üzerine tıklayın, photo latte fotoğraflar için: www.photo-latte.com)
Favori fotoğrafımla başlayayım:
Cumartesi sabahı 4:30′da kalkıp, sessizce evden çıktım.
Ilke’nin bana verdiği çok önemli bir görev vardı: Havalimanında orkestra bulunacak, sağda solda uyuya kalmışlarsa uyandırılacaklar. Çünkü bir gece önce de çalmışlar. Düğün öyle birşey ki, istediğiniz kadar planlayın; mutlaka bişeyler ters gidebiliyor; çünkü "insan"larla berabersiniz malesef. Bazen yolda kalan bir gelin arabası, ya da hiiiiç beklenmedik tarzda bir buket; bazen nikahı terkeden kayınvalide…(based on true stories).
Neyse, fellik fellik dolanırken elinde flüt çantası ile birisini gördüm; ve o kadar emindim ki. "Ilke’lerin düğününe değil mi?" diye atladım. Öyle bir baktı ki adam bana; muhtemelen saygın bir sanatçıydı, gene de kibarca "hayır" diyebilirdi. Bir sonrakinde keman çantası vardı; ona gittim. Bu seferki gülümseyerek "hayır" dedi. Artık dedim karizmayı daha fazla çizdirmenin anlamı yok. Meğer Candan Erçetin’in bir açılış konseri varmış, orkestra tabii 30 kişi; iyi daha fazla devam etmemişim.
Korenium’a vardık, yol keyifliydi, hava çok sıcaktı. Ilke’leri beklerken biraz dinlendim; son hazırlıkları kontrol ettim. Golf sahasını ve doğayı gezdim; muhtemel çekimler için. Doğası harika, bir sürü golf oynayan insan. Sabahları 6′da daha kalabalık oluyormuş
Ilke’nin hazırlıkları başladı, etrafta arkadaşlar, akrabalar…Bir şenlik havası. Tabii "şenlik" havasına İlke’nin içtiği o limonlu şeyin katkısı oldu mu bilmiyorum
(İlke, tarifini verirsen diğer gelinlerle de paylaşmak isterim).
Sonra Eral’a bir uğradım. Buradan bütün damatlara sesleniyorum: "Ben 5dk.’da hazırlanırım" demeyin. Herşey 5dakikada oluyor; ama kuşak ve papyon yarım saat alabiliyor. Eral’ın babası neyse ki profesyoneldi bu konuda. Kendisinin taktığı papyon da hatırası olan ve yaklaşık 50 yıllık bir papyonmuş, ne mutlu ona.
Bir de düğünü çok özel kılan Eral’ın dedesinin 50+ yıllık arabası, yanılmıyorsam 1955 Model Wonselen marka arabası.
Arabayı düğüne yetiştirmek için bütün Kıbrıs seferber olmuş. Motoru şu yaptı, aynayı şu halleti ; herkes konuşuyor
Neyse, en riskli görev tabii Eral’ın: Lefkoşa’dan Girne’ye arabayı sağsalim, hem de düğün günü getirmek. Biraz zorlanmamış değil, ama getirebildi.
Ilke’nin ve maid’lerin hazırlığı bitti bitecek. Programda hafif bir kayma var; ama dert değil. birden Eral belirdi kapıda, o ilk an:
Ve Geleneklere göre nazara karşı "zeytin dalı" yakma…Dumanından ben de üzerime üzerime bol bol aldım. Çünkü bu hafta yurtdışına bir konsere gidiyoruz; açık havada, ve o tarih yağmurlu görünüyor. H abir de unutmadan, Ilke’lerde bir haftada 2-3 ayna kendiliğinden kırılmış; en son bir gece önce takılan kocaman boy aynası gecenin bir yarısı "Baaaaam"…
Nazarları da üzerimizden attıktan sonra başladık dış çekimlere. Birer "Buggy"ye atladık, sahne bizimdi. Çekimler, tören, ilk dans, derken keyifli, akdenizli bir düğündü İlke ve Eral’ın ki.
Mutlu, sağlıklı, dip dibe bir hayat dileğiyle…
Serkan
Kıbrıs’ta bir düğün günü (Sinem-Mutlu, Kaya Artemis Hotel).
Jun 18th
Herkese merhaba,
(fotoğraflara tıklayarak büyütebilirsiniz).
Çekim Kıbrıs’ta olunca, aylardan da Haziran olunca planları biraz dğiştirdik. Eşim ve oğlum da geldi bu sefer. Öncelikle Sinem ve Mutlu’ya çok çok teşekkürler. Kıbrıs’a indiğimiz andan, havalimanına dönene kadar bize çok iyi baktılar
Kıbrıs’lılar zaten genel olarak ada insanı, akdeniz insanı, bize çok iyi geldiler; çok teşekkürler.
Kaya Artemis Otel gayet iyi, ve açıkçası bugüne kadar girdiğim en iyi denize sahip! Masmavi bir akdeniz, alabildiğine kumsal. Açıkçası ben 5 yıldızlı tatil köyü insanı değilim, yemek için sıraya girmek; kahvaltı saatini takip etmek hiç bana göre değil. Fakat, Haziran başı, daha yoğunluk başlamamışken, bu tatil iyi geldi.
Uçağımız saatinde kalktı, havalimanında bizi Ahmet Abi karşıladı. “Ahmet Abi” ilginç bir karakter, Kıbrıs seyehatimizin düğün dışındaki en unutulmaz insanı. Yolumuz yaklaşık 1 saatti, ve Ahmet Abi’nin bütün hayat hikayesini, kendi düğününü, yoldaki bütün radarları (tek tek), geçen hafta yediği cezayı (en az 5 kez), köyünü, Turgut Özal’a muhabbetini … çok kereler dinledik. Sağolsun sayesinde hiç sıkılmadık. Düğün günü de Ahmet Abi yardım için oradaydı. Bir ara sahnenin civarında denk geldik “Nasılsın Ahmet Abi, kolay gelsin” dedim. O da “iyiyim, merdiven tehlikeli, insanlar düşmesin diye yardım ediyorum” dedi. O sırada merdivene birisi yaklaştı ve Ahmet abi sert ve keskin bir şekilde “Düşme!” dedi. Bu şekilde, sadece söyleyerek düşmemelerine yardımcı oluyormuş. Dünya tatlısı, adanalı ama tam bir adalı bir abi, Ahmet Abi.
Elimden ve ellerinden geldiğince çiftlerle önceden tanışmaya çalışıyorum. bu fotoğraflar, muhabbete yansıyor, ve az çok beklentileri ortaya çıkıyor. Sinem’le de Nişantaşı’ndaki gelinlik provasında ilk çekimleri yapmıştık.
Neyse gelelim düğün gününe…
Açıkçası, aynı zamanda konakladığım otelde çekim yapmak çok rahattı. Aralarda odama gidip dinlendiğim dahi oldu. Sinem, bir odada; Mutlu, bir odada hazırlıklar başladı. Mutlu, sağlam bir damat traşı oldu; usturası, maskesi, masajı…Açıkçası damatların 5dakikada permatik ile traşlarına alışmıştım, hem şaşırdım hem de kareler keyifli çıktı.
Sinem’in ve diğer bayanların hazırlığı doğal olarak tam bir curcuna. Kaç bayan vardı hatırlamıyorum, ilk kez bu kadar kalabalık bir hazırlık odasında çekim yaptım. 3 Kuaför, 2 makyöz; harıl harıl çalışıyorlar. Bir de, çok önemli bir konuyu farkettim. Küresel ısınmanın sebeplerinden birisi kuaförler! Evet!.
Saç kurutma makinalarını, –abartmıyorum- Saatlerce çalışır vaziyette bellerinde taşıyorlar; ihtiyaç anında çekip kullanıyorlar. Yani 10dk çalışıyorsa makina; 30 saniyesinde kullanıyorlar. Belli ki hız için yapıyorlar, ama resmen odayı cehenneme çevirdiler; klima full’de hiç fayda etmedi inanın.
Benim şansıma mıdır nedir, Sinem de “Bridezilla” çıkmadı; şimdiye kadar hiç de rastlamadım açıkçası. Ortam gayet keyifli, naif Kıbrıs aksanı, telaş, koşturmaca derken ikisinden de yüzükleri aldım, koştum bahçeye. Yüzük detayları…Siz hangisini en çok beğendiniz?
İtiraf ediyorum, Eroslu fotoğrafı çekerken, Sinem’in tektaşını çiçeklerin arasına düşürdüm, ve hayatımdaki en soğuk teri attım
Düşünsenize tam bir rezalet.(Gene bi titreme geldi şimdi).
Sinem, gelinliğini giydi, ayakkabı altına arkadaş isimleri yazıldı, son makyaj, son rütuşlar; ve duvak takma anı.
Tam o sırada, “oğlanlar ne yapıyor” diye bir aşağı ineyim dedim. Mutlu, öğlen uykusundan uyanmış bütün arkadaşlar odada; tam bir “geyik” ortamı. bana da ikram ettiler; hayır diyemedim
Ve Sahne!
Her ikisi de hazır odalarından çıktılar…ben de aşağıdaki kare için koşarak taa karşıdaki asansöre. 5 sn’de gelen asansör gelmek bilmedi. Zaten klasik, geç kaldık, gene bi terleme aldı beni tabii.
Sonra sıra bana geldi tabii, başladık dış mekan çekimlerine.
ve son olarak düğünden birkaç kare:
Bu arada, çekimler sırasında bir baba-oğul ile tanıştım. Eminim Kıbrıslılar tanıyordur. Erdem ve babası Bülent Abi. 4-5 aydır çok zor günler geçirmişler; Bülent Abi ağır bir rahatsızlık geçirmiş, ve Erdem, babasına kendi ciğerinden vermiş. Şimdi çakı gibiler ve harika çekim yapıyorlar.
Bu düğün günü çekimleri sayesinde o kadar çok kişiyle tanışıyorum ki! En keyifli yanlarından birisi de bu zaten.
Bekle Kıbrıs, 3 Temmuz’da gene oradayım
NOT: Dönüşte KTHY 3.5 saat rötar yaptı. Eve gece 2′de vardık. Etrafta da KTHY’nin Atlas’a devredileceği hk. söylentiler var.
Hoşçakalın,
Serkan
Vakko Wedding’de Gelinlik Provası – Photo Latte (doğal düğün günü hikaye fotoğrafları)
Mar 7th
(Başlamadan Önce: Google’a “Vakko Wedding” yazınca, 2. sırada geldiğimi farkettim. Muhtemelen siz de aynı yolla yazıma geldiniz, hoşgeldinz:) Ben bir düğün fotoğrafçısıyım. Ama bilinenden biraz farklı, umarım yazı ve fotoğrafları beğenirsiniz. İrtibata geçmek için lütfen mail atın)
Düğün Günü Hikaye fotoğrafları için lütfen üsteki linkleri kullanın, yazıları da okumayı ihmal etmeyin; ilaç niyetine. Düğün için neleeer neler var.

Ilke ve Eral’ın Düğün günü Fotoğrafları için TIKLAYINIZ.
Merhabalar,
Bu yaz Kıbrıs’ta İlke ve Eral’ın düğün fotoğraflarını çekeceğim, güzel bir mekanda; bir golf resortta (Korineum). İyi bir kare yakalayınca çocuklar gibi sevinen benim gibi fotoğrafçılar için resmen bulunmaz bir fırsat. İlk defa bir Golf Resort’ta çekim yapacağım. İlk sorum, saçma da olsa, “sıcak mı oluyor?” du, ve cevabı tabii ki evetti.
Eğer mümkünse, çiftlerle önceden tanışma konusunda ısrarcı oluyorum. 5dk. önce tanıştığınız birisiyle ne kadar doğal pozlar çekebilirsiniz ki? Kaynaşma adına zaman zaman, düğün günü işerine de bulaştığım oluyor. Geline, damadın kardeşi ile beraber buketini yetiştirmek gibi
İşte bu çekimde onlardan biriydi. İlke, yakın arkadaşı, annesi ve kayınvalidesi, İstanbul’a ön hazırlıklar için gelmişlerdi. Bir tanışma kahvesi içecektik. Ben abartıp, provaya da gelmek istiyorum, dedim. İlke, şaşırsa da, hoşuna gitti. Beymen Cafe’de kahvemizi içtikten sonra hemen karşısında zennettiğimiz Vakko Weddings’e doğru yola koyulduk. Meğersem, Akaretler’deymiş!!! Bir panik havasından sonra (iyi ki yanlarındaymışım, bir taksi ayarladım, ben de peşlerinden) 5 dk. içinde oradaydık…
Vakko Weddings, haftalar öncesinden randevu ile çalışıyor. Öncelikle fotoğraf için izin aldık, ardından da makina’yı çıkartır çıkartmaz lafımızı yedik
“Lütfen, gelinlik başına tek kare” diye. Çok komik, evet çok şık gelinlikler var, çok özeller vs. ama hemen hepsi internette var ki? (Örneğin: Pronovias). Neyse, kısa süren fotoğrafçı alerjisi ardından, keyifli bir ortamda İlke ve beraberindekiler, kataloglara daldılar. Sonrasında da fotoğraf ile ilgili hiç sorun çıkmadı, teşekkürü bir borç bilirim.
Gerçekten harika tasarımlar! Her tür konsepte göre gelinlikler var. Fresh, Ağır, Kır, Açık hava, iç mekan, romantik, melankolik, enerjik vs. … İlke de zaten ve muhtemelen kendi konseptine uygun Pronovias gelinliği seçti. (Ben ayrıldığımda karar vermemişti daha) Bir de şöyle komik bir durum oldu: tarafsız tek kişi bendim
Gözler hep bana döndü. “Serkan Bey, siz çok gelin görmüşsünüzdür, ne dersiniz?”
Fakat, anladığım, ve hep söylediğim, Düğün ve Doğum işlerinde, mutlaka kalbinin sesini dinleyeceksin. Ne istiyorsan, içinden ne geliyorsa…zaten her tarafta uygun açılarda ayna var. İlke, kararlı ve sakindi (her gelin adayının öyle olduğunu sanmıyorum açıkçası). Hatta bazen, perdeyi açar açmaz “hayır” dediği oldu
Daha önce başka provalara da elimden geldiğince gittim; Vakko ailesi gerçekten profesyonel.
Bana ilginç gelen konulardan birisi de gelinlerin Pişti olma ihtimali. Açıkçası, o kadar para verip, defalarca provaya gidip bir gelinlik alıyorsun. Senden 1 hafta önce, aynı çevreden bir başka gelin aynı gelinliği alıyor. korkunç birşey. Ve bununla ilgili, özel designer tasarımlarda müşteri takibi de yapılıyormuş
Yani bu sene bunları kim aldı gibisinden. Neyseki, İlke’nin çevresinden 2 arkadaşı da Vakko’ya gelmiş, ama farklı modeller almışlar.
Katalogdan modeller beğeniliyor, tek tek deneniyor. Perde Açılıyor, gelinin ve konukların beğenisine sunuluyor.
Satış elemanı, çok uğraşıyor! Getir, giydir, düzelt, yorum yap, götür, vs. Bir de işin tadilat kısmı var. Yani gelinliği hadi bir yerden aldın ama Tadilatı kim yapacak o da çok önemli, değil mi?
İşin bir diğer yanı, siparişlerin en az 3 ay önceden veriliyor olması. İnanılır gibi değil. Resmen aylar öncesinden bir maraton başlıyor. Açıkçası benim bile Otelim ve Uçak biletlerim OK’lenmiş durumda.
Neyse, İlke ve ailesi ile tanıştım, çok iyi oldu. fotoğraflar keyifli olacak gibi. İlke güzel bir gelin adayı, mekan harika, daha ne isterim
!
Sırada, programı oluşturup, benim ön hazırlık için taleplerimi listeme zamanı. Golf Resort’un bahçesinde KOCAMAN bir ağaç var, onu ışıklarla süsletip, altında onların fotoğrafını çekmek istiyorum…
Çekim sonrası buluşmak üzere!
Serkan