Posts tagged gelin fotoğrafları
Taksim sokakları, bir gelin ve bir sürü çekim…
Nov 21st
Herkese Selam,
Bu seferki kareleri bir slide show olarak sunuyorum, ünlü Basçı Marcus Miller’dan Bethooven’ın “Moonshine Sonata”ı eşliğinde.
Tabii bayanların bakış açısını bilemiyorum fakat, Tania’nın gelinliği ne Vakko Wedding ne de Pronovias’tı
Makyaj = yoktu! Düğün gününüz keyifli geçirin yeter…
(Az önce biris sordu, “bunları siz mi çektiniz diye…evet evet ben çektim. Beğendiniz mi?)
Facebook sayfamı daha hızlı güncelliyorum, like edince size de güncelelmesi geliyor yanılmıyorsam. Yeni videolar vs. yolda!:
Hoşçakalın,
Serkan
Q3 – WPJA Fotoğraf Yarışması – (benim seçtiklerim)
Oct 27th
Herkese yeniden merhaba,
Önümüzdeki yaz, fotoğraf açısından çok yoğun geçecek gibi, Küba’ya gitmek gibi bir planımız vardı ama Ada’ya bile zor gideceğiz gibi görünüyor.
WPJA, Wedding Photo Journalism Association’dan geliyor. Dünya’nın en prestijli düğün footğrafçıları derneği (yoğunlukla doğal çekenler ile ilgili). Türkiye’den 3 yıldır TEK üye benim. En iyi ben olduğum için değil, ama insanların yıllık 300$ aidat ödemedikleri, gereksiz buldukları için. Fakat, yabancıların başarısının altında ne var biliyor musunuz? => kominite olabilmek, bilgileri paylaşmak, paslaşmak, haberdar etmek, haberdar olmak! Ha bir de öğrenmeye açık olmak, 100 bin’in üzerinde kare çekmiş olsan bile. (www.wpja.com)
Bu işin en keyifli yanı, bütün yaz çekimleri bittikten sonra; yarışma için fotoğraf seçmek. keyifli ve sancılı. Benim sevdiklerim, çiftlerin favorileri ve jurinin bakış açısı.
Ben seçim yaparken, daha çok “fotoğraf” açısından bakıyorum; yani, çift nasıl çıkmış vs. çok da dikkat etmiyorum. Önemli olan “duygu”, “o an”, “estetik” gibi kavramlar.
Bir de, malesef, yarışma Amerikan olduğu için, kategoriler beni zorluyor. “kiliseden çıkış”, “kadeh kaldırma”, “Maids”, “Best man” vs.vs. Bizde aslında, nikah memurunun olayı ve pasta kesmek dışında pek törensel geçen bişey yok, bu da beni çok zorluyor. Bu seferki kategoriler, “hazırlık, yüzük detayları, tören, doğal ışık, yansımalar, vendorlar, pasta, ve gelin arabası” (diğerleri beni ilgilendirmiyor zaten
Bir de, “o an”ları yakalayabilmek için düğünde olmak gerekiyor, ve bazı mekanların dışarıdan fotoğrafçı almaması gibi absürd bir durum var. İnatla diyorum, grup ve masa fotoğrafı çekmiyorum, “o an”ları yakalamaya çalışıyorum diye ama …
Neyse gelelim fotoğraflara…5 Hakkım var, hangilerini seçmeliyim?
Yorumları bekliyorum!
Bana şans dileyin & Hoşçakalın,
Serkan
Ankara’da bir Dugun Gunu
Mar 21st
(Fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklamayı unutmayın)
Herkese Merhaba,
Yanılmıyorsam geçen Aralık sonuydu, Şükran’dan bir e-mail aldım. CamStory’den arkadaşım mehmet Binay tavsiye etmiş. 13 Şubat’ta Barış ile evleniyorlar, ve düğün için fotoğrafçıya ihtiyacı vardı. Neden taa İstanbul’dan fotoğrafçı çağırdığı polemik konusu olsa da, beni seçtiğine sevindim.
Yeni bir düğün çekme ihtimali olduğunda, çift ve mekanlar beni meraklandırıyor. Şükran hava müsait olursa “Eymir Gölü”nde çekim yapmayı çok isteriz demişti. Yılları orada geçmiş, bir de gelin olarak Eymir’e gitmek ne güzel değil mi? Günlerce hava durumunu takip ettik, o gün için fena göstermiyordu. Fakat Ankara’ya vardığımda çok rüzgarlı bir havaya denk geldik, bir açıp bir kapıyordu…Eymir Fotoğrafları’nı bahar gelince, ciddi bir fotoğraf meraklısı, eşi Barış’a bırakmak zorunda kaldık.
(Stüdyo Çekimi öncesi Taksim’de bir kahve molası, kulaklıkta Michel Camilo&Tomatito “from within” ve yazıya devam)
Her zamanki geç kalacağım endişesi Ankara’da ikiye katlandı, en erken uçakla gidildi. Otel’e de herkesten 1.5 saat önce varıldı. Lobide otururken, makinanın bütün temizliğini yapıp, ayarları kontrol ettim. Bir gözümle de sağı solu –en uygun çekim noktalarını bulmak amacıyla – kesmeye başladım. İçimden bir ses, bu havada “Eymir’e zor gideriz” diyordu zaten. Girişte, 3 m’lik büyük bir camın yanında çok hoş çakıl taşları ile doldurulmuş bir alan vardı. Işığı da mükemmeldi. Şükranı orada çekmeyi planladım. Sauna alanı, Restoran vs. de çok güzeldi. En azından iç mekan çekimleri iyi olsun diye düşündüm.
Neyse, tüm hazırlıkları yaptım, kafamda pozlar, anlar…Kapıda Şükran belirdi bir telaş. Allahtan, kendisine “Pasiflora” tavsiye etmiştim. Arkadaşlarından birisinin, “Şükrancığım, senden bugün -muhteşem- bir performans bekliyorum” dediğini hatırlıyorum. Ama hiç de öyle olmadı. Şükran, çok doğal, keyifli, muhabbetli bir gelin oldu. (Ha pardon, dans provaları hariç).
Apar topar odaya çıktık, tabii ki neredeyse Otel’in düğünden haberi yok. Şükran onlarla uğraşmak zorunda kaldı. Şükran’ın rahatlığı o kadar işime yaradı ki, istediğim gibi rahat çalışabildim. Bazı gelinler, malesef sadece düğüne odaklandığı için stresleri, ve telaşları karelere yansıyabiliyor.
Hazırlıklar başladı. masaj, makyöz, Kuaför…Hepsi işlerini gayet iyi yaptılar. Bir ara detayların fotoğrafı için duvağı rica etmiştim (ki fonda Şükran Duvak ile ilgili birilerine kızıyordu). Pencere önüne tacı koyduğum gibi, iki taş düştü! Kendimi Müzede Mona Lisa’yı boyayan Mr. Bean gibi hissettim!!! Soğuk bir ter, ardından dürüstçe ve hafif kızarak “neyle yapıştırdınız bunu!!!” diye kuaföre söylendim. Neyse, bir yerlerden ypaıştırıcı bulunup halloldu.
Yüzük detayları çekmek için de bir sürü fikir vardı ama otel odasında kalakaldım. Ama yaratıcı olmak için de vakit vardı açıkçası. Şükran da Barış da tam bir outdoor çift. Enerji dolular. Red Bull’u görür görmez ilk detay karesi çıktı.
Ardından, bir denemeydi ama benim hoşuma gitti. Tasarruflu ampül, hoş bir etki yarattı, ne dersiniz?
Gelinlik meşhur İspanyol marka, Pronovias’tandı. Duvak süperdi!!! bir de giydirmek için eleman bile göndermişlerdi, şaşırdım.
Derken, damat kapıda belirdi. Barış, bir fotoğraf meraklısı. Fotoğraflar iyi çıksın diye, ışık da getirmiş bana sağolsun. Bazı karelerde kullandık. Düğün fotoğraflarında, en çok dikkat ettiğim konu “doğal ışık”. Yapay ışık, ne olursa olsun sırıtıyor ama karanlık bir akşam ve karanlık bir otel odasında , ne yapılabilir ki?
Barış, herkes içinde en rahatıydı. Klasik, 10 dakika’da hazırlandı
diğer damatlar gibi. Bıyığı ile o kadar uğraştı ama Şükran’a beğendiremedi (Barış, ben beğenmiştim vallahi).
Hazırlıklar bitti, hava karardı, geldik son dakika stresine. “ilk dans” provası. Pasiflora’nın etkisi bitmiş, acilen Jack Daniel’s'a ihtiyaç var gibiydi. ihtiyaç kısmen karşılandı, ve provalara geçildi. Güzel bir müzik ve güzel bir dans…Onca strese hiç değmedi, çünkü harika dans ettiler.
Ardından birden nikahın 15dk sonra olduğu akıllara gelip, apar topar odadan çıkıldı. Ankara’yı iyi bilmiyorum (tamam neredeyse hiç bilmiyorum). Gelin arabasının hemen arkasında, stres içindeki şöför bendim
alaydan önüme geçmek isteseler de izin vermedim
) Veremezdim.
Sonrasında start verildi, nikah kıyıldı, ilk dans harika edildi, murada erildi, kerevete çıkıldı.
Sizleri fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum.
Not: “Mutlu olurken, mutlu edin” fikrim Çocuk Yoğun Bakım ve Acil Tıp Derneği’nden ilgi gördü. Şükran ve Barış adına yapılan bağış da inanın çok faydalı bir yere gidiyor. Detaylar yakında burada.
Serkan