Posts tagged düğün
Karla başlayıp kızgın güneşle biten düğün hikayesi ve fotoğrafları
Apr 5th
Herkese selam,
Epey Zaman oldu değil mi? Yukarıdaki fotoğraf Elif ve Erinç’e de sürpriz olacak, haberleri yoktu.
Düğünden birkaç gün önce, İstanbul, 2011 kışının en soğuk ve karlı günlerini geçirdi. Bir sohbet sırasında, Elif’in annesi, “aslında kışın yapacaklardı, ama kar yağar diye Mart’a aldılar” dedi
Allahtan Düğün günü kar yağmadı, hatta güneşliydi.
Güne boğazda güzel bir kahvaltıyla başladım, keyfim yerindeydi. Sabah hazırlıklarla başladık, her zamanki gibi. Zaman zaman hazırlıkları çekmeye gerek yok gibi talepler geliyor. Konu, bütçe ise, söylenecek birşey yok, fakat hazırlıklar, sadece giyinme makyaj falan değil ki. Odaya giren çıkan oluyor, uzaktan bir arkadaş sürpriz, bazen stres bazen şamata. Düğün hazırlık fotoğrafları = doğal fotoğraflar demek.
Örneğin:
Bu Karede, Erinç, Elif’e Makyaj konusunda inanılmaz gaz verip (pardon moral diyelim), konuyla ilgili bütün soru işaretlerini ortadan kaldırıyor. Şimdi, çekmeye değmez mi:)
Ya da;
Elif ve kardeşinin boş vakitlerdeki dans provaları
Ve daha birçok an…
Neyse, konumuza dönelim. Bu dans provası sonrası, hafif şaşkınlıkla beraber, ilginç bir “ilk dans” olacağından emindim, ve kesinlikle öyle oldu. Garsonlar bile konuşuyordu dansı.
Tabii her zamanki gibi Kuaför ve Makyöz geciktiler. Güneşin 5:30 gibi battığını düşünürsek, ışık ile ilgili zorlanmadık dersem yalan olur. Aslında Polat’ın önündeki sahilde çekmek vardı ama olmadı işte.
Hazırlık aşamasında, “parlatıcı süreceğiz” diyip duran makyöz, sonra parlatıcıyı bir güzel sattı…Gol 1.
Elif’in, o kadar uyarmasına rağmen, bir türlü zamanında yetiştiremiyorlar. Neyse ki, sonuç iyiydi, yani saç ve makyaj!
Sağsalim kuaförden çıkıyoruz. Erinç’le Polat Otel’de buluşuyoruz. Hazırlık yapılacak odaya doğru giderken; düğüne özel Murphy kurallarından birisi başımıza geliyor. Hazırlık için 3 oda var, ama kızlar, erkekler, ve Elif’lerin odası birbirine karışmış. Birisinin kıyafeti diğer odada, diğerinki öbüründe…Tam hazırlanırken Elif içerden bağırıyor; “Eriiiiinç, koş erkeklerin odasından makyaj çantamı al!” diye. Sonra, kızlar kapıda “girebilir miyiiiiz?”. Bendeki paranoyayı düşünün, habire kapıları çalıp, aman yanlış bişey yapmayayım diye
Erinç “mümkün olduğunca” sakin hazırlığa başlıyor. Birkaç artistik kare geliyor.
Tabii utanmadan soruyorum, “şey acaba sakal…” lafımı bitirmeden, Elif giriyor söze, “Ben, Erinç’i hiç traşlı görmedim ki”
. Bence de böyle daha iyi.
Yukarıdaki ilk fotoğraftaki güneşin 10-15 dk. içinde batacak olması beni çok tedirgin ediyordu, en azından bi 10dk. aşağıya inebilsek? Haaaa bi dakika, bi dakika bu günün bombasından bahsetmek isterim.
Zaten kalmış 10-15 dakikamız; birileri (kim olduğu önemli değil) bize otelin en üst katında “HARİKA !!!” bir çekim alanı olduğundan bahsetti, “MUTLAKA..!!!” oraya çıkmamız gerektiği söylendi.
Üst kata çıkmak için bizi delirten bir muamele var, özel kartla ancak çıkılıyor. Hani özel kart falan, zannedersin Kral dairesine çıkıyoruz. Çıktık, görmemiz ve (keşke çekseydim) ve koşarak kaçmamız bir oldu. Duvarda bi ayna, birkaç koltuk, ne manzara ne bişey…Şaka gibi.
Güneş battıkça hava da soğuyor, gerçekten son 3-5 dakikamız. Erinç ve Elif allahtan keyifli. İniyoruz bahçeye.
(Nerde Elif’lerin Pozlu kareleri diyenlere, çoğunu Blog’da yayınlamıyorum).
BEnim favori karelerimden birisi de aşağıdaki.
Bu yazıyı da çok uzattım, epeydir yazmadığım için olsa gerek
Son olarak, belirtmeden geçemeyeceğim harika bir ilk dans.
“Love and Marriage” ile başladılar, ardından birden sahneye arkadaşları doluşuyor, müthiş bir kareografi…Bizim düğünlerde eşine az rastlanan özenli bir karşılama.
Bana bıraksanız daha da yazacağım ama, vakit geceyarısını geçti; benim laptop balkabağına dönüşmeden sizi seçtiğim birkaç kareyle daha başbaşa bırakayım.
Elif ve Erinç’e Ömür boyu mutluluklar.
Gelinlik: Akay
Gelin Ayakkabısı: Divan
Damatlık: Pierre Cardin
Balayı : Seyşeller (wow)…Dalma tutkusu olan, düğün gecesi güzel bir dalış takımı alab bir çiftin; Çeşme’ye gitmesini beklemezdik zaten
Serkan
Yanlış anlamayın, kareyi Elif’ler balayından, Seyşellerden gönderdi;
Hikaye fotoğrafçılığı diyorsak o kadar da değil
İstanbul Hyatt Regency’de keyifli bir düğün günü
Jun 1st
(Fotoğrafların büyük halleri için üzerine bir kere tıklayın).
Zaten hiçbir düğün keyifsiz olmasın diyerek başlayayım.
Düğünden sadece birkaç hafta önce tanıştık Gamze ve Memet ile. Lobi’de birer yeşil çay içtik, fotoğraflara bakıp neler yapabileceğimizi konuştuk. Rahatlardı, yani “rahatlardı”dan kastım; evleniyor olmak zaten yetiyordu onlara. Detaylar tabii ki önemli, fakat istedikleri tekşey, keyifli bir düğün ve güzel fotoğraflar.
Neyse, anlaştık ve düğün sabahı buluştuk, sonra hazırlıkların yapılacağı odaya geçtik. Gün biraz karışıktı açıkçası, önce Ataköy’de nikah ardından Hyatt’ta yemek ve eğlence. Ben mümkün olan her noktada bulunmak istedim, yorucuydu ama iyi kareler çıktı açıkçası. Benim gibi bir fotoğrafçı için iyi bir çekim “en iyiler” klasörüme fotoğraflar ekleyebildiğim çekimlerdir. Gerçekten o anlamda hem mutlu hem de tatmin oldum. (Örneğin, hareket edne arabanın içinde çekim hayal ederdim, her ne kadar gelin arabasının şöförü bizi, onu taciz eden adamlar zannedip, biz yaklaştıkça kaçsa da, çekebildim.)
Damadımız Memet, kapalı çarşıda bir dükkan işletiyor, aynı zamanda sattıkları halıların da üreticisi. HARİKA halı ve kilimleri var, mutlaka bir ziyaret edin ( www.dhoku.com ). Dükkana giderseniz, ve Fotoğrafçı Serkan’dan selam söylerseniz; indirim hakkında söz veremem ama bir kahve ısmarlayacağı kesin.
Gamze, içerde saç, makyaj, gelinlik derken yoğun bakım havasındayken, Memet kendine kuş sütünün eksik olduğu bir kahvaltı söyledi, beraber yedik. Genelde çekimlerin en zor yanlarından birisi de yemek (yani benim yemeklerim). Öyle zamansız oluyor ki, çoğu zaman yanımda sandviç vs. getiriyorum. Ama bu sefer, mükellef bir kahvaltıya düştüm tabiri caizse.
Arada gidip Gamze’nin hazırlıklarından bazı çekimler yaptım. Çok keyifliydi. Çünkü gamze de “Bridezilla” değildi; sakin sakin hatta eğlenceli…
Memet, kahvaltısını bitirince, özel günlerde yaptığını söylediği bir ziyarete beraber gitmeyi teklif etti, seve seve kabul ettim. hızlı bir git gel oldu, bir de arabanın benzin ışığı yanalı 20-30km olmuştu. Bir an damadı, elinde benzin bidonu ile hayal ettim. Memet için dehşet, Fotoğraf için harika bir an olurdu
Sağlıcakla ve zamanında döndük otele. Hazırlıklar da neredeyse bitmişti. Memet 2 dakikada hazırlandı zaten.
Sonra, yola koyulduk. Ben, başka bir araba takip ettim onları. Tek sorun, gelin arabasının şöförünün bizi tacizci zannedip gaza basması ve benim fotoğrafların çoğunun heba olması.
Nikah, Ataköy’deydi hızlı ve kalabalık geçti. (Tabii hızlı kısmını özellikle de Gamze’ye sormak lazım). Memet’te sağlam bir aile, eş, dost karması vardı. Şu komik andan bahsetmeden geçemeyeceğim. Memet, Gamze’ye ilk olarak “bu da benim yeğen” dediğinde, Gamze, Aileyle de yeni tanışıyor olmanın verdiğieyecan ve kibarlıkla çok ilgi gösterdi. Fakat, Memet’in Gamze’ye 13. yeğeni tanıştırdığı anı unutamıyorum
Dönüşte arabanın içinde geldim, iyi de yapmışım. Hem sohbet hem de çekimli bir yolculuk oldu. Otel’e vardığımızda, hemen karşıdaki İTÜ Taşkışla binasının önünde bazı kareler çektik. O an, damatları çekime motive etmek için daha çok çalışmam gerektiğini farkettim. Memet, en kötüsü değildi ama biraz zorlamadı değil
Sonrasında odaya gidildi, arkadaşlar odayı bastı. Sohbet muhabbet, gevşeme…
Düğün için aşağıya salona önce bir istek pozum vardı; tarif etmesi de güçtü ama kızlara kocaman bir BRAVO!. İlk başta bakışlar “bu adam ne yapıyor? iyi mi ettik bu adamı tutmakla” diye düşündüklerinden eminim. Ama boşver, kare harika çıktı.
Düğün de sade ve harika planlanmış bir organizasyondu. bunu Gamze’nin bu alandaki ciddi tecrübesine bağlıyorum.
Gamze ve Memet; size ömür boyu mutluluklar diliyor,
ziyaretçileri de diğer fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum.
Serkan
Vincent & Jean (Düğün fotoğrafları)
Feb 3rd
İçimden hep, bir fırsat bulup yabancı bir çiftin düğününü çekmek istemiştim, uzatmayım geçen yaz fırsat ayağıma geldi.
Vincent beni aradı, Taksim’de Kitchenette’te buluştuk.
Vincent da, Jean de birer arkeolog. Güneydoğu’da kazı yapıyorlar. Daha da ilginci, Vincent Hollanda’lı, Jean ise Amerika’lı.
Okul yıllarında tanışmışlar, ve en güzel evlenme yeri olarak İstanbul’u seçmişler (daha anlamlı neresi olabilirdi ki).
Öncelikle itiraf edeyim, ortada hiçbir kaos olmadan sade ama çok keyifli bir düğün yaptılar. Aylar öncesinden kendilerince basit bri plan yapmışlar, tıkır tıkır herşeyi planladılar; evlerinden binlerce km.’lerce ötede…
Birer espresso içip (ben dayanamayıp bir de Creme Brule yedim söylemesi ayıp), neler yapabileceğimizi konuştuk. hatta onlara kına gecesi tavsiye ettim (ve yaptılar;) kına bile bulmuşlar). Ne istedikleri çok netti, soruları yazılıydı. Ben de ne yapabileceğimi anlattım. Konu fotoğraf olunca onlara da çok sınır koymak istemedim…Çoğunlukla "o an"ların fotoğrafları olacak diye anlaştık.
O Cumartesi günü geldi, bütün hazırlıklarımı önceden yaptım (ön hazırlıklar için yazım: http://www.photo-latte.com/blog/?p=228 ).
Berberde buluştuk…(daamt traşı da benim tavsiyemdi). Bütün erkekler Sultanahmet’te bi güzel traş oldular, tabii damada ayrı bir muamele çekildi, masajına kadar. Bazıları kulağa yanan pamuğu görünce acayip tedirgin oldu (daha çok Amerika’lı grup) devamlı benden tercümanlık istediler. Vincent ne yaptılarsa kabul etti. Akça pakça çıktılar berberden.
Vincent’la beraber törenin yapılacağı otele gittik. Mütevazi bir Otel (Adamar), çatısında tek kelime ile MUHTEŞEM bir manzara var!
Beni gelin, annesi, kayınvalidesi ve arkadaşlarının olduğu odaya teslim etti ve açıkçası kaçtı! İlk başta fotoğrafçı görünce kaçıştılar, ama sonra olayın telaşından kimse beni görmemeye başladı, iyi de oldu.
Açıkçası imrendim, mütevazi bir düğün, herkes tatlı bir telaş içinde. Kimse kimseyi çekiştirmiyor. Ama oda o kadar küçüktü ki, çalışırken biraz zorlandım açıkçası. İyi ki en geniş açı lens yanımdaymış (Sigma 12-24mm).
Ardından son hazırlıklar için Jean’in babası geldi. Yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz.
jean hazırdı, Vincent da kıpır kıpır çatıda, babasının Jean’i getirmesini bekliyordu. Tüm konuklar da sessiz ve heyecanlı, fonda Sultanahmet Camii, önde bir rahip. Müthiş bir manzara.
Ben de kendime göre iyi bir açı yakaladım ve bekledim merdivenlerden çıkışlarını.
Ve bu kolaj çıktı sonunda. nasıl?
Sonrası tabii filmlerden bildiğimiz klasik hristiyan töreni. Babası Jean’i Vincent’a taktim etti,
rahibin uzun ve çok güzel konuşması…öpüştüler, alkış…!
Ve konuşmalar..Jean’in babasını nşu cümlesi hep aklımda:
"Evlilik hayatın en riskli kararı,
Benim için çok güzel bir deneyimdi. O gece hem biz hem de onlar ayrılacağı için geç saatlere kadar çalışıp teslim ettim fotoğrafları. Sonra da 2 hafta sonra, en güzel halleriyle ilettim.
Hala zaman zaman mailleşiyoruz, keyifle.
Hoşçakalın,
Serkan
Düğün Fotoğrafçınızı seçerken…
( Düğün fotoğrafları 1. Yazı)
Dec 25th
Merhaba,
Geldik benim üzerinde en yoğunlaştığım konuya. Düğün fotoğrafçılığı ve sizin düğün fotoğrafçınız/fotoğraflarınız.
Benim çektiğim bazı düğün fotoğrafları için TIKLAYINIZ:
Biraz uzun bir yazı olacak gibi görünüyor. Bu sebeple başlıklara böleyim istedim:
i) giriş, biraz geyik, iç dökme, rahatlama…
1. Başınıza gelecekler ve fotoğrafçı seçimi
2. Ne istediğinizi biliyor musunuz? Bilseniz iyi olur!
3. Çekimin zamanı (öncesi, günü ve sonrası)
4. Pozlu mu?/ Pozsuz mu? ve olası pozlar
5. Fotoğraflarınızı nasıl istersiniz?
6. Düğün Blog’u (bence iyi fikir)
7. Websiteniz
8. Yeni bir konsept: Bağış
9. Ekipmanım
Düğün Fotoğrafları, düğün ile ilgili gerçekten en önemli konulardan birisi. Bir çok çift için belki de önem sırasında sonlarda geliyor, ama düşünün bir kere, düğünden sonra size ne kalacak???… Takılardan başka
Nikah mekanı mı? (inanın Dolmabahçe’de bile evlenseniz farketmez, unutulur, hatta illa beğenilmeyecek bir kulp bulunur, “merdivenlerin altın kaplamaları erimiş gibi”), Şekeriniz mi (onun da modası geçti zaten), arabanız, verilen yemek, manzara, DJ, videonuz…İnanın geriye bir tek fotoğraflar kalıyor, duvarlarınızı, albümleri süsleyen. Dünyanın her yerinden insanlarla paylaşabileceğiniz. İnanın video bile o kadar önemli değil: Allah aşkına kaç çift, düğün sonrası videolarını izliyor, hadi izledin kaç kere ???
O kadar güzel giyinmiş, makyaj, saç herşey mükemmelken, iyi fotoğraflar bir ömür boyu keyifle bakılabiliyor. Ben bile, çektiğim fotoğraflara dönüp dönüp bakıyorum.
Bu durumda bütçeniz elveriyorsa iyi bir fotoğrafçı ile çalışmak iyi fikir.İnternete girdiniz, bir sürü fotoğrafçı…
Şimdi düğün listenizi bir kenara bırakın ve fotoğrafa yoğunlaşalım (listenin geri kalanına hiç bulaşmak istemem doğrusu!).
Burada yazıyı okumaya bir ara verin; ve sizi 2 tane siteye götüreceğim. Türkiye’den tek üyesi ben olan bir organizasyon WPJA (Wedding Photo Journalism Assc.)”. Buradaki özellikle yarışma fotoğraflarına bir bakın.
1. link: http://www.wpja.com/
2. link: http://www.agwpja.com/index.php
Harikalar değil mi???
Peki böyle fotoğrafları çeken fotoğrafçıları nasıl bulacağım sorusu gündeme geliyor. Alçakgönüllü olmayacağım, ben çekerim (benim fotoğraflarım için: http://www.photo-latte.com/weddings/index.html ) Ama size genel bir rehber sunmak da istiyorum:
1. Başınıza gelecekler ve fotoğrafçı seçimi
Şimdi ne yaparsanız yapın mekan fotoğrafçılarından kaçış yok, zaten olmasın da. Onlar, fotoğraf ile ilgili çok önemli bir misyonu gerçekleştiriyorlar. Ben yapamam vallahi, bütün masaların fotoğrafları, dans fotoğrafları çekilip o gece basılacak. Çok zor. Bu sayede, sizin fotoğrafçınız size kalıyor. AMAAAAAA….
Evet “ama”. Mekan fotoğrafçıları mekana ciddi paralar verdikleri için benim gibileri orada görmek istemiyorlar. Nikah öncesi çekimlere karışmıyorlar ama nikah töreni ve sonrası sizi istemiyorlar. Her defasında benim başıma geldi. Bazı çiftler “sizi davetli listesine koyarız” sorun olmaz, olursa da bize söyleyin diyorlar. Ne yapayım yani, siz pastanızı keserken adam bana “Çekme!” diyor, gelip yanına sorun var mı diyeyim. Benim burada tercihim, mekan fotoğrafçıları ile önceden konuşmak (benim konuşmam). Onlara, sadece “o anları” yakalamak istediğimi, grup fotoğrafları çekmeyeceğimi, sayılı fotoğraf çekeceğimi, dilerlerse fotoğraflarıma bakabileceklerini, gelin ve damada fokus olacağımı söylemek. Eğer kabul görmüyorsa, nikah sırasında çekmemek.
Fotoğrafçı seçimine gelecek olursak;
Söylemesem de yapacağınız şey, internete dalmak portföylere bakmak… Ardında fiyatlar alıp fotoğrafçı listesinizi küçültmek. Bu süreçte kapıcısından, şöförüne herkes size bol sıfırlı dolar gözüyle baktığı ve kapris yapar. Bazı fotoğrafçılar sanki moda fotoğrafı çeker gibi ortama stres yayar. Sizi rahatlatan, meditasyon hocası kıvamında seçin fotoğrafçınızı.
Ardından fotoğrafçı adaylarıyla telefonla, daha iyisi yüzyüze konuşun. Herkes iyi bir websitesi yapabilir, sizi aldatmasın. Başkalarının fotoğraflarını koyan fotoğrafçılar biliyorum, dikkat! Ne tip fotoğraflar istiyorsunuz, fotoğrafçınız onları çekecek birisine benziyor mu? Bunun dışında bu noktada kalbinizi dinleyin, özel bir önerim yok. Hangisine ısındıysanız onu seçin. Seçtiğiniz fotoğrafçı ile bir takvim belirleyin. Takvimizin şöyle olmalı: İnternetten seçtiğiniz, beğendiğiniz fotoğraflara beraber bakın, düğün öncesi benzer saatte (ışık için önemli) mekanı ziyaret edin, çekim gününü planlayın (saat 6:00′da mekanda buluşma, 7′ye kadar şuralarda çekim 7:30 konuklar 8:00 nikah gibi..).
2. Ne istediğinizi biliyor musunuz? Bilseniz iyi olur!
Siz ne tip fotoğraflar istiyorsunuz? İnternette araştırma yapın, bilgisayarınıza kaydedin ve fotoğrafçınızla çalışın, kendisinin çekip çekemeyeceğini sorun. Kesinlikle fotoğrafçının önerilerini dinleyin, bazen çok çılgın fikirleri olabiliyor (Örneğin: düğün sonrası denizin içinde fotoğraf çektirmek isteyen varsa beni arasın!!! ciddiyim.) Tamamen fotoğrafçıya bırakırsanız, sonuç sizi pek tatmin etmeyebilir. Prova günü hatta çekim günü için, Fotoğrafçınızdan pozların listesini getirmesini talep edin. Ben, genelde aşağıdaki gibi bir check list ile çekime gidiyorum:

Genel olarak seçenekler:
Düğün günü sabahtan damadın evine kısa süreliğine uğrayıp, sonra gelinin evine geçmek mantıklı oluyor. Damadın hazırlığı genelde traş dahil 15dk sürüyor
Bu aynı zamanda aile yakınlarıyla da kaynaşmayı sağlıyor. Gelinin evi çoğu zaman bir kaos! Ama fotoğraf için mükemmel bir ortam. Fotoğrafçınızla anlaşın, çekilmek istemediğiniz anlar için kendi aranızda basit bir işaret geliştirin; yoksa o herşeyi çekmek isteyecektir. Evde bol bol makyaj, gelinlik, diğer detayları çektirin (yüzük, ayakkabı vs.) Ayakkabı altına imza atarken…Gelinliğinizi giyinmeden mutlaka tek başına duvara asarak çektirin. O ev sizin için çok önemli değil mi? Anne evi, baba ocağı…evde de hatıra fotoğrafları çektirebilirsiniz. Duygusal olmaktan kaçınmayın. Biraz da fotoğrafçınıza izin verin dolaşsın ortalıkta, istediğini çeksin. İstemedikleriniz olursa silmesini söyleyebilirsiniz.
Basit bir liste (bunlar hep doğal çekim, sakın poz vermeyin):
1. Gelinlik ve Damatlık detayları.
2. Buket, yüzük, ayakkabı, davetiye, evlilik yemini vs. detaylar.
3. Makyajınız yapılırken detaylar.
4. Aileniz sizi giydirirken, ve giyinme sonrası
5. Kapıdan çıkarken, arabaya binerken.
6. Arabanın içinde (burada arabanın civarında fotoğrafçınıza biraz vakit verin)
7. Aileyle özel anlar…(burası artık şansa bağlı)
8. Davetlilerle… (kesinlikle doğal)
9. Davetin detayları…
10. İlk Dans…
11. Ve Fotoğrafçınıza güvenin, yaratıcılığını konuştursun!
ÖNEMLİ NOT: Fotoğrafçınıza ekipmanını sorun (Genelde fotoğrafçılar tek objektifle geliyor çekimlere. Örneğin ben 4 objektif kullanıyorum. Dramatik kareler için MUTLAKA geniş açı ve detaylar için makro gerekiyor.
İkinci Yazı için TIKLAYIN:
3. Çekimin zamanı (öncesi, günü ve sonrası)
4. Pozlu mu?/ Pozsuz mu? ve olası pozlar
5. Fotoğraflarınızı nasıl istersiniz?
6. Düğün Blog’u (bence iyi fikir)
7. Websiteniz
8. Yeni bir konsept: Bağış
Düğün fotoğrafları çekmek!
Nov 2nd
Tekrar Merhaba,
Düğün fotograflarım için link: http://www.photo-latte.com/blog/?p=34
Öncelikle neden düğün fotoğrafı çekmeye ilgi duyduğumu anlatayım.
Vincent-Jean'in düğününden


Para desem
Tabii ki bir parçası, ama asıl hedefim 60 bin fotoğraf çektikten sonra, beni zorlayacak bir şeyler yapmak. “Zorlanma”nın en kolay yolu, bir iş için birisinden para alırsınız, ve sonra “seve seve” zorlana zorlana elinizden gelen en iyiyi çekmek için uğraşırsınız. Hele konu evlilik olunca, en mükemmelini sunmanız gerekiyor. Sonuçta, insan çekiyorsunuz; gerçekten zor ve inanın fotoğraf bilgisi neredeyse işin %25-30’u. Sonrası da zor; bazen bir fotoğraf için bir saate yakın uğraştığım oluyor (özellikle siyah beyazlarda).
Peki, bu hedefimi gerçekleştirmek için neler yaptım. Tabii hemen bir iş adamı edasıyla, yol haritası triplerine girdim. İlk adım, iyi bir ekipman ardından da iyi bir portföyümün olması gerekiyordu. İyi bir portföy!? Yoksa insanlar neden bana çekim yaptırsın ki. Çok riskli
İlk çekimleri bedava yapayım dedim, buna bile insanlar yanaşmadı. Neyse ki, eşimin arkadaşı Arzu ve Alper, düğün sonrası çekimlerini kabul ettiler. Bedava tabii, sormanıza gerek yok. Onlara sonsuz teşekkürler, çünkü o ilk fotoğraflar olmasa, bu işe girmem çok zor olacaktı.
Arzu – Alper : Düğün sonrası, Uzunya / Demirciköy
Tabii, Arzu ve Alper’in fotoğraflar insanları kesmedi. Hani dans, hani pasta vs. Ardından diğerleri ile portföyümü tamamladım (yakında) ve içim çok rahat.
Fakaaat: olay malesef gelin ve damatla da bitmiyor ki? Bunun organizatörleri, Mekan sahipleri onların anlaşmalı fotografçıları…Bu konuyu da ayrı bir yazıda ele almayı planlıyorum.
“Photography is an immediate reaction, drawing is a meditation. “
Henri Cartier-Bresson
Hoşçakalın,
Serkan
Düğünlerden yaklaşık 100 kare için aşağıda fotoğraflardan birisine kliklemek yeterli..!






























