Posts tagged düğün günü çekimleri
Kıbrıs’ta bir düğün günü (Sinem-Mutlu, Kaya Artemis Hotel).
Jun 18th
Herkese merhaba,
(fotoğraflara tıklayarak büyütebilirsiniz).
Çekim Kıbrıs’ta olunca, aylardan da Haziran olunca planları biraz dğiştirdik. Eşim ve oğlum da geldi bu sefer. Öncelikle Sinem ve Mutlu’ya çok çok teşekkürler. Kıbrıs’a indiğimiz andan, havalimanına dönene kadar bize çok iyi baktılar
Kıbrıs’lılar zaten genel olarak ada insanı, akdeniz insanı, bize çok iyi geldiler; çok teşekkürler.
Kaya Artemis Otel gayet iyi, ve açıkçası bugüne kadar girdiğim en iyi denize sahip! Masmavi bir akdeniz, alabildiğine kumsal. Açıkçası ben 5 yıldızlı tatil köyü insanı değilim, yemek için sıraya girmek; kahvaltı saatini takip etmek hiç bana göre değil. Fakat, Haziran başı, daha yoğunluk başlamamışken, bu tatil iyi geldi.
Uçağımız saatinde kalktı, havalimanında bizi Ahmet Abi karşıladı. “Ahmet Abi” ilginç bir karakter, Kıbrıs seyehatimizin düğün dışındaki en unutulmaz insanı. Yolumuz yaklaşık 1 saatti, ve Ahmet Abi’nin bütün hayat hikayesini, kendi düğününü, yoldaki bütün radarları (tek tek), geçen hafta yediği cezayı (en az 5 kez), köyünü, Turgut Özal’a muhabbetini … çok kereler dinledik. Sağolsun sayesinde hiç sıkılmadık. Düğün günü de Ahmet Abi yardım için oradaydı. Bir ara sahnenin civarında denk geldik “Nasılsın Ahmet Abi, kolay gelsin” dedim. O da “iyiyim, merdiven tehlikeli, insanlar düşmesin diye yardım ediyorum” dedi. O sırada merdivene birisi yaklaştı ve Ahmet abi sert ve keskin bir şekilde “Düşme!” dedi. Bu şekilde, sadece söyleyerek düşmemelerine yardımcı oluyormuş. Dünya tatlısı, adanalı ama tam bir adalı bir abi, Ahmet Abi.
Elimden ve ellerinden geldiğince çiftlerle önceden tanışmaya çalışıyorum. bu fotoğraflar, muhabbete yansıyor, ve az çok beklentileri ortaya çıkıyor. Sinem’le de Nişantaşı’ndaki gelinlik provasında ilk çekimleri yapmıştık.
Neyse gelelim düğün gününe…
Açıkçası, aynı zamanda konakladığım otelde çekim yapmak çok rahattı. Aralarda odama gidip dinlendiğim dahi oldu. Sinem, bir odada; Mutlu, bir odada hazırlıklar başladı. Mutlu, sağlam bir damat traşı oldu; usturası, maskesi, masajı…Açıkçası damatların 5dakikada permatik ile traşlarına alışmıştım, hem şaşırdım hem de kareler keyifli çıktı.
Sinem’in ve diğer bayanların hazırlığı doğal olarak tam bir curcuna. Kaç bayan vardı hatırlamıyorum, ilk kez bu kadar kalabalık bir hazırlık odasında çekim yaptım. 3 Kuaför, 2 makyöz; harıl harıl çalışıyorlar. Bir de, çok önemli bir konuyu farkettim. Küresel ısınmanın sebeplerinden birisi kuaförler! Evet!.
Saç kurutma makinalarını, –abartmıyorum- Saatlerce çalışır vaziyette bellerinde taşıyorlar; ihtiyaç anında çekip kullanıyorlar. Yani 10dk çalışıyorsa makina; 30 saniyesinde kullanıyorlar. Belli ki hız için yapıyorlar, ama resmen odayı cehenneme çevirdiler; klima full’de hiç fayda etmedi inanın.
Benim şansıma mıdır nedir, Sinem de “Bridezilla” çıkmadı; şimdiye kadar hiç de rastlamadım açıkçası. Ortam gayet keyifli, naif Kıbrıs aksanı, telaş, koşturmaca derken ikisinden de yüzükleri aldım, koştum bahçeye. Yüzük detayları…Siz hangisini en çok beğendiniz?
İtiraf ediyorum, Eroslu fotoğrafı çekerken, Sinem’in tektaşını çiçeklerin arasına düşürdüm, ve hayatımdaki en soğuk teri attım
Düşünsenize tam bir rezalet.(Gene bi titreme geldi şimdi).
Sinem, gelinliğini giydi, ayakkabı altına arkadaş isimleri yazıldı, son makyaj, son rütuşlar; ve duvak takma anı.
Tam o sırada, “oğlanlar ne yapıyor” diye bir aşağı ineyim dedim. Mutlu, öğlen uykusundan uyanmış bütün arkadaşlar odada; tam bir “geyik” ortamı. bana da ikram ettiler; hayır diyemedim
Ve Sahne!
Her ikisi de hazır odalarından çıktılar…ben de aşağıdaki kare için koşarak taa karşıdaki asansöre. 5 sn’de gelen asansör gelmek bilmedi. Zaten klasik, geç kaldık, gene bi terleme aldı beni tabii.
Sonra sıra bana geldi tabii, başladık dış mekan çekimlerine.
ve son olarak düğünden birkaç kare:
Bu arada, çekimler sırasında bir baba-oğul ile tanıştım. Eminim Kıbrıslılar tanıyordur. Erdem ve babası Bülent Abi. 4-5 aydır çok zor günler geçirmişler; Bülent Abi ağır bir rahatsızlık geçirmiş, ve Erdem, babasına kendi ciğerinden vermiş. Şimdi çakı gibiler ve harika çekim yapıyorlar.
Bu düğün günü çekimleri sayesinde o kadar çok kişiyle tanışıyorum ki! En keyifli yanlarından birisi de bu zaten.
Bekle Kıbrıs, 3 Temmuz’da gene oradayım
NOT: Dönüşte KTHY 3.5 saat rötar yaptı. Eve gece 2′de vardık. Etrafta da KTHY’nin Atlas’a devredileceği hk. söylentiler var.
Hoşçakalın,
Serkan
Peki bir düğün günü fotoğrafçısı ne ister? :)
Apr 29th
Merhaba,
Bu aralar tam düğün sezonu. Haliyle konular hep düğün fotoğrafları üzerine. Kahve sıcak, yanında Tariş’in yeni çıkarttığı incirli drajeler…
Daha önceki yazılardan düğün fotoğrafçınızı seçerken nelere dikkat etmeniz gerektiğini yazmıştım, fakat şunu farkettim; harika kareler için fotoğrafçının ne istediği de çok önemli; o zaman cesurca yazayım…Umarım fazla gaza gelmem.
Öncelikle fotoğrafçı (en azından ben), harika kareler çıksın ister. Hukukçu değilim ama sevdiğim bir terim var “şekil şartı”. Çiftin şekil şartları yerine getirilmiş olacak. Yani, saç, makyaj gelinlik, damatlık tamam. Ayakkabılar temiz, bakımlı, şık…Yani bunları yazmak istemiyorum aslında, ve şekil şartlarını yerine getirilmiş kabul ediyorum. İnanın, çekime gittiğinizde zaman zaman öyle saç, makyaj vs. oluyor ki, ne iştah kalıyor ne bişey. Zaman zaman karıştığım da oluyor…
Sıklıkla rastladığım problem, fotoğrafa yeterli vaktin kalmaması. Gelinler (genelde programı onlar yapıyor), mecburen fotoğrafa en son vakit ayırıyorlar, herşey hazır olduktan sonra. Fakat, Kuaför yarım saat geç gelip, 15 dakika işini geç bitirince, üzerine makyöz uzatınca (buralara gelin kaprisini hiç eklemiyorum, en doğal hak) Fotoğrafa 15 dakika kaldığı oluyor. Bir defasında, bikah görevlisine biz 30dk takmıştık
) Önerim en az 1.5 saat ayırmak. Mümkünse öncesinde beraber mekanı dolaşmak.
Diğer konu fotoğrafçıyla olan mesafe (metrelerden bahsetmiyorum tabii ki). Ben tanışma toplantılarında mutlaka belirtiyorum; ben sizin izin verdiğiniz sürece sizin gölgeniz gibi olacağım. Beni istemediğiniz zaman kısaca “uza” diyebilirsiniz. Yani, fotoğrafçının makyöz, kuaför gibi bir sırası olmasın; herşeyi çeksin. Ben şunu da belirtiyorum; bütün fotoğrafları önce siz göreceksiniz. İstediğinizi sonsuza kadar silebilirsiniz.
Bu işte neşe, ve kooperasyon en önemlisi. Buradaki ilişki Kadındoğum uzmanı ile anne adayı arasındaki gibi oluyor genelde. Yani, sizin en önemli gününüz, sizin dışınızdaki insanlar için herhangi bir gün. Bu sebeple, tavsiyem neşenizi, keyfinizi hiç bişey kaçıramasın. Tabii neşeyi artırmak adına yardımcı unsurlar kullanmak serbest
abartmamak şartıyla
Fotoğrafçınız profesyonel olabilir ama siz değilsiniz. Haliyle, benim hayalimdeki gelin, en doğal gelindir. Ve tüm doğal hallerinin çekilmesine izin veren gelindir. Zaten çekimler sonrası ilk fotoğrafı o görecek; beğenmediğini siler! Poz vermek dünyanın en zor işlerinden. İlla pozlu kareler de istiyorsanız, ki bir kısmı mecburen öyle oluyor; ödevini çalışmış gelinlerle daha iyi sonuç alıyorum. Yani, interneti hallaç pamuğu gibi atmış, beğendiği fotoğrafları biriktirip fotoğrafçısı ile paylaşmış hatta pozlara çalışmış gelin…(eğer pozlu istiyorsa).
Size aynı çiftin pozlu ve doğal iki karesini göstermek istiyorum, karar sizin!
Dün, Ceren ve Ozan ile tanıştım, bu yaz Çeşme’de evleniyorlar. Evlerinin bahçesinde, 70-80 kişilik samimi, sade bir davet. Bahçe gerçek bir bahçe, yani içinde keçiler tavukar var
Fotoğraf işini bana bıraktılar, yani birkaç pozlu fotoğraftan sonra; herşey doğal olacak. Ceren ile de bazı konsept çekimler yapacağız. Aslında en ideal çekim ortamı. Açık hava, az ve samimi insan, telaş yok, stres yok.
Zaman dedik, pozlar dedik… Sırada, damadın motivasyonu. Bunu da gelinle beraber çözmek gerekiyor, bunun için ideal çift mümkünse tanışma toplantısına beraber gelmeli. Keyifli hatta komik bir toplantı oluyor genelde. Eh zaten tahmin edersiniz bende sıkı malzeme var
Sonrasında, çekim günü herşey daha rahat gerçekleşiyor. İnanın sadece tanışmak için, Kıbrıs’a günübirlik gittiğim oldu. Zaman zaman bazı damatlar gergin olabiliyor, çünkü onlara aptal pozlar verdirileceğini düşünüyorlar. Tanışma toplantısında “o an” karelerini görünce, yelkenler biraz suya iniyor. Ozan’a söz verdim, sadece en iyi karelerini çekeceğim
Unutmayın, düğünden geriye baktığınızda sadece fotoğraflar kalıyor!
Sonuç olarak, evet düğün çok önemli bir gün:
-Güzel olmalı, neşeli olmalı, eğlenmeli, keyfini çıkartmalı, bol bol ağlamalı, sarılmalı…
-Stresi abartmamalı, bağırıp çağrınmamalı, “dans figürlerini unutacağım” diye delirmemeli, çevredekileri kırmamalı, kırılmamalı, ağlamayı da abartmamalı
ama yeni tabirle “Bridezilla” olmamalı.
Hoşçakalın,
Serkan