Posts tagged Düğün Fotoğrafları
Taksim sokakları, bir gelin ve bir sürü çekim…
Nov 21st
Herkese Selam,
Bu seferki kareleri bir slide show olarak sunuyorum, ünlü Basçı Marcus Miller’dan Bethooven’ın “Moonshine Sonata”ı eşliğinde.
Tabii bayanların bakış açısını bilemiyorum fakat, Tania’nın gelinliği ne Vakko Wedding ne de Pronovias’tı
Makyaj = yoktu! Düğün gününüz keyifli geçirin yeter…
(Az önce biris sordu, “bunları siz mi çektiniz diye…evet evet ben çektim. Beğendiniz mi?)
Facebook sayfamı daha hızlı güncelliyorum, like edince size de güncelelmesi geliyor yanılmıyorsam. Yeni videolar vs. yolda!:
Hoşçakalın,
Serkan
Divan Kurucesme’de sade bir düğün ve benim Hayalimdeki düğün fotoğrafı!
Dec 27th
Heeerkese selam,
Epey oldu yazmayalı.
Bir düğünün hikayesi yoksa; ve karelerde tekrar varsa pek yazasım gelmiyor. Ama bu seferki farklı. Bir diğer konu da, benim 3 yıldır çekmeyi hedeflediğim, ama uygun bir çift/an bulamadığım kare…Yazının sonunda.
-fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayın. İzinsiz kimsenin yazısını ya da fotoğrafını yayınlamıyorum, korkmayın:)
Öncelikle işin en başını aktarayım. Demet, internette her medeni gelin adayı gibi iyi bir fotoğrafçı arıyor; beni buluyor ve kareleri çok beğeniyor. Koray’a iletiyor…ve Koray’dan gelen ilk tepki: "Aaa bu bizim Serkan..!" Koray’la BAL’dan aynı dönemiz, hatta ortaokul atletizm takımındaydık. 4x100m’de madalyamız bile var. Hey gidi günler heey!. Aradan 20 yıla yakın süre geçmiş; o neler neler; ben neler neler yaşamışım ve ardından bu harika tesadüf.
Ne yalan söyleyeyim, ilk kez bir arkadaşımı profesyonel olarak çekecektim. "Arkadaş çekmek" keyifli gibi görünse de, biraz da stressli açıkçası; sorumluluk büyük
Neyse ki, Koray da Demet de, hem çok rahat, hem de çok kooperatifti.
Unutmadan, daha ilginç bir tesadüfü de belirtmeden geçemeyeceğim. Aynı atletizm takımından 2 kişi daha önümüzdeki aylarda evleniyor, umarım hayra alamettir
Koray ve Demet ile, haftalar önce buluşmak istememize, onlarca mesaja rağmen düğünden 1 hafta önce Kanyon’da buluşabildik. Fotoğraf dışında birçok tecrübemi de paylaşmıştım. Ve hazırlıkları çekmek için düğün günü evlerinin önüne geldiğimde; Demet yalnız başına kuaföre gitmeye çalışıyordu (Koray ortalarda yok, pek de olacak gibi değildi).
Demet, makul, planlı ve bu düğün işini gönlünce ama abartmadan yaşamak isteyen "ideal" gelin bana göre
Koray da annesiyle kuaföre ulaştı, İlk kez Kuaför’de "geyik" yapabileceğim bir arkadaşım oldu. Genelde bi süre sonra sıkılıyorum; yani bir erkek kuaförüne giden bir bayanın düşünün; onun gibi. Bazı bayanlar, elimde kamerayı görünce, iyice uzak durmak istiyorlar. Görüntülenmek istedikleri son yer kuaför
İlk girdiğimde, burada nerde çekim yapacağım kaygım vardı ama bir köşe vardı ki, durumu orası kurtardı (iplerin sarktığı kare). Kuaförde çekimin en zor yanı, etrafta bir sürü fotoğrafa girmesini istemediğiniz şeylerin olması. Nescafe makinası, sigara içilmez yazısı, fondaki pedikür vs.
Çift’le bizzat Trinity’nin sahibi Özcan Çolak ilgilendi, Kanoyn’da da yerleri var Trio. Hatta, Koray’ın saçını bile o yaptı. Koray, bir ara, yapılan muamelelerden olacak, dehşet içindeydi ama; düğünde en çok konuşulan saçı ve ayakkabısıydı (Ben de alacağım, Sarar’dan almış, inşallah Rugan olmayanı da vardır). Tabii, Demet’in ayakkabısı düğünden sonra da konuşulacak gibi
Demetin rahatlığını şöyle anlatmak isterim:Duvağı 4 kere mi hatırlattım bilemiyorum
Bu arada, planda "Topkapı Sarayı"na gitmek de var(dı). Ben üzülmesinler diye söylemedim ama bir gece önce 1′lere kadar Topkapı sarayını araştırdım, nerede neler çekebilirim diye; notlar falan aldım. Ama yapacak birşey yok, hava o kadar bozuktu ki…
Hazırlıklar bitti, Koraylara gittik. Evde Demet’in annesinden harika zeytinyağlılar.
Detaylar:
Bu yüzük detayları bugüne kadar çektiğim en ilginç yüzük karelerinden birisiydi. Görür görmez, "bunlar bana lazım diyip" kaçırdım. Fotoğraflar, Demet’in anne ve babasının nikah töreninden.
Sıra evdeki hazırlıklara geldi.
Gelinlik, Vakko Wedding – Pronovias’tı ve harikaydı. Gerçekten harikaydı, yazılarımdan beni tanımışsınızdır; samimiyim.
Hava kötü dışarı çıkamadık, tek umudum açıkçası "mekan"dı. Divan Kuruçeşme’ye Internet’ten baktım, fena görünmüyordu; fakat çekim hayal ettiğim kocaman girişte 10 tane çelenk!!! Bittiğim an. Özellikle Divan Kuruçeşme’d eçekilmiş karelere bakmaya çalıştım; fakat ilham verici pek birşeye rastlamadım.
Meşhur mekanlarda, o kadar para verilmesine rağmen İstanbul’un telaşını, kargaşasını aynen yaşatıyor insana. Koray’ların düğünden önce, ve aynı anda mekandaki diğer salonlarda 3 etkinlik daha vardı. Hatta bizim oda doluydu geldiğimizde.
Başta Demet’i, hiçbir stres yaratmadığı için kutluyorum; ben olsam, erkek halimle arıza çıkartmıştım, kesin.
Divan’daki salon, küçük ama çok şıktı. Yanılmıyorsam adı "Antik salon". Eski bir bizans limanına ait. Şıklığın büyük bir kısmı da aslında Demet’in elinden…Harika şamdanlar, küçük saksılarda orkide’ler…
Benim için en önemli konu; doku ve ışık. Burada ikisi de vardı:
Bu arada, Koray da "ben hiç fotojenik değilim, fotoğraf çektiremem" damatlardan.
Sonrasında mekan temsilcilerinden fırçamızı yiyip, odamıza çekildik. Arkadaşlar, ve özellikle jack; Jack Daniels, herkes yumuşattı:)
Ben tabii, kpır kıpırım…İçin içim yiyor. Çünkü girişte bir kavşak var; ve o soğukta Koray ve Demet’in Yolun tam ortasına çıkıp, bana poz vermelerini isteyeceğim. Pozdan da emin değilim, zor bir poz. Yani işin içinde çift olmasa, hiç sorun değil ama…Jack’in çok yardımı oldu gibi. Demet neredeyse koşarak geldi çekime…Ve başta dediğim 3 yıldır beklediğim shot!
Bu poz için, sağdan ve soldan aynı anda araç geçmesi; Korayların da hiç hareket etmemeleri gerekiyor. İster inanın ister inanmayın; Resmen hiç araç geçmez oldu! En sonunda, bir Halk otobüsü ufukta göründü. Hayatımda hiç halk otobüsü görünce bu kadar sevineceğimi sanmazdım
)
Koray, Demet; Size kocaman teşekkürler & ömür boyu mutluluklar!
Serkan
Q3 – WPJA Fotoğraf Yarışması – (benim seçtiklerim)
Oct 27th
Herkese yeniden merhaba,
Önümüzdeki yaz, fotoğraf açısından çok yoğun geçecek gibi, Küba’ya gitmek gibi bir planımız vardı ama Ada’ya bile zor gideceğiz gibi görünüyor.
WPJA, Wedding Photo Journalism Association’dan geliyor. Dünya’nın en prestijli düğün footğrafçıları derneği (yoğunlukla doğal çekenler ile ilgili). Türkiye’den 3 yıldır TEK üye benim. En iyi ben olduğum için değil, ama insanların yıllık 300$ aidat ödemedikleri, gereksiz buldukları için. Fakat, yabancıların başarısının altında ne var biliyor musunuz? => kominite olabilmek, bilgileri paylaşmak, paslaşmak, haberdar etmek, haberdar olmak! Ha bir de öğrenmeye açık olmak, 100 bin’in üzerinde kare çekmiş olsan bile. (www.wpja.com)
Bu işin en keyifli yanı, bütün yaz çekimleri bittikten sonra; yarışma için fotoğraf seçmek. keyifli ve sancılı. Benim sevdiklerim, çiftlerin favorileri ve jurinin bakış açısı.
Ben seçim yaparken, daha çok “fotoğraf” açısından bakıyorum; yani, çift nasıl çıkmış vs. çok da dikkat etmiyorum. Önemli olan “duygu”, “o an”, “estetik” gibi kavramlar.
Bir de, malesef, yarışma Amerikan olduğu için, kategoriler beni zorluyor. “kiliseden çıkış”, “kadeh kaldırma”, “Maids”, “Best man” vs.vs. Bizde aslında, nikah memurunun olayı ve pasta kesmek dışında pek törensel geçen bişey yok, bu da beni çok zorluyor. Bu seferki kategoriler, “hazırlık, yüzük detayları, tören, doğal ışık, yansımalar, vendorlar, pasta, ve gelin arabası” (diğerleri beni ilgilendirmiyor zaten
Bir de, “o an”ları yakalayabilmek için düğünde olmak gerekiyor, ve bazı mekanların dışarıdan fotoğrafçı almaması gibi absürd bir durum var. İnatla diyorum, grup ve masa fotoğrafı çekmiyorum, “o an”ları yakalamaya çalışıyorum diye ama …
Neyse gelelim fotoğraflara…5 Hakkım var, hangilerini seçmeliyim?
Yorumları bekliyorum!
Bana şans dileyin & Hoşçakalın,
Serkan
Kıbrıs’ta bir düğün günü (Sinem-Mutlu, Kaya Artemis Hotel).
Jun 18th
Herkese merhaba,
(fotoğraflara tıklayarak büyütebilirsiniz).
Çekim Kıbrıs’ta olunca, aylardan da Haziran olunca planları biraz dğiştirdik. Eşim ve oğlum da geldi bu sefer. Öncelikle Sinem ve Mutlu’ya çok çok teşekkürler. Kıbrıs’a indiğimiz andan, havalimanına dönene kadar bize çok iyi baktılar
Kıbrıs’lılar zaten genel olarak ada insanı, akdeniz insanı, bize çok iyi geldiler; çok teşekkürler.
Kaya Artemis Otel gayet iyi, ve açıkçası bugüne kadar girdiğim en iyi denize sahip! Masmavi bir akdeniz, alabildiğine kumsal. Açıkçası ben 5 yıldızlı tatil köyü insanı değilim, yemek için sıraya girmek; kahvaltı saatini takip etmek hiç bana göre değil. Fakat, Haziran başı, daha yoğunluk başlamamışken, bu tatil iyi geldi.
Uçağımız saatinde kalktı, havalimanında bizi Ahmet Abi karşıladı. “Ahmet Abi” ilginç bir karakter, Kıbrıs seyehatimizin düğün dışındaki en unutulmaz insanı. Yolumuz yaklaşık 1 saatti, ve Ahmet Abi’nin bütün hayat hikayesini, kendi düğününü, yoldaki bütün radarları (tek tek), geçen hafta yediği cezayı (en az 5 kez), köyünü, Turgut Özal’a muhabbetini … çok kereler dinledik. Sağolsun sayesinde hiç sıkılmadık. Düğün günü de Ahmet Abi yardım için oradaydı. Bir ara sahnenin civarında denk geldik “Nasılsın Ahmet Abi, kolay gelsin” dedim. O da “iyiyim, merdiven tehlikeli, insanlar düşmesin diye yardım ediyorum” dedi. O sırada merdivene birisi yaklaştı ve Ahmet abi sert ve keskin bir şekilde “Düşme!” dedi. Bu şekilde, sadece söyleyerek düşmemelerine yardımcı oluyormuş. Dünya tatlısı, adanalı ama tam bir adalı bir abi, Ahmet Abi.
Elimden ve ellerinden geldiğince çiftlerle önceden tanışmaya çalışıyorum. bu fotoğraflar, muhabbete yansıyor, ve az çok beklentileri ortaya çıkıyor. Sinem’le de Nişantaşı’ndaki gelinlik provasında ilk çekimleri yapmıştık.
Neyse gelelim düğün gününe…
Açıkçası, aynı zamanda konakladığım otelde çekim yapmak çok rahattı. Aralarda odama gidip dinlendiğim dahi oldu. Sinem, bir odada; Mutlu, bir odada hazırlıklar başladı. Mutlu, sağlam bir damat traşı oldu; usturası, maskesi, masajı…Açıkçası damatların 5dakikada permatik ile traşlarına alışmıştım, hem şaşırdım hem de kareler keyifli çıktı.
Sinem’in ve diğer bayanların hazırlığı doğal olarak tam bir curcuna. Kaç bayan vardı hatırlamıyorum, ilk kez bu kadar kalabalık bir hazırlık odasında çekim yaptım. 3 Kuaför, 2 makyöz; harıl harıl çalışıyorlar. Bir de, çok önemli bir konuyu farkettim. Küresel ısınmanın sebeplerinden birisi kuaförler! Evet!.
Saç kurutma makinalarını, –abartmıyorum- Saatlerce çalışır vaziyette bellerinde taşıyorlar; ihtiyaç anında çekip kullanıyorlar. Yani 10dk çalışıyorsa makina; 30 saniyesinde kullanıyorlar. Belli ki hız için yapıyorlar, ama resmen odayı cehenneme çevirdiler; klima full’de hiç fayda etmedi inanın.
Benim şansıma mıdır nedir, Sinem de “Bridezilla” çıkmadı; şimdiye kadar hiç de rastlamadım açıkçası. Ortam gayet keyifli, naif Kıbrıs aksanı, telaş, koşturmaca derken ikisinden de yüzükleri aldım, koştum bahçeye. Yüzük detayları…Siz hangisini en çok beğendiniz?
İtiraf ediyorum, Eroslu fotoğrafı çekerken, Sinem’in tektaşını çiçeklerin arasına düşürdüm, ve hayatımdaki en soğuk teri attım
Düşünsenize tam bir rezalet.(Gene bi titreme geldi şimdi).
Sinem, gelinliğini giydi, ayakkabı altına arkadaş isimleri yazıldı, son makyaj, son rütuşlar; ve duvak takma anı.
Tam o sırada, “oğlanlar ne yapıyor” diye bir aşağı ineyim dedim. Mutlu, öğlen uykusundan uyanmış bütün arkadaşlar odada; tam bir “geyik” ortamı. bana da ikram ettiler; hayır diyemedim
Ve Sahne!
Her ikisi de hazır odalarından çıktılar…ben de aşağıdaki kare için koşarak taa karşıdaki asansöre. 5 sn’de gelen asansör gelmek bilmedi. Zaten klasik, geç kaldık, gene bi terleme aldı beni tabii.
Sonra sıra bana geldi tabii, başladık dış mekan çekimlerine.
ve son olarak düğünden birkaç kare:
Bu arada, çekimler sırasında bir baba-oğul ile tanıştım. Eminim Kıbrıslılar tanıyordur. Erdem ve babası Bülent Abi. 4-5 aydır çok zor günler geçirmişler; Bülent Abi ağır bir rahatsızlık geçirmiş, ve Erdem, babasına kendi ciğerinden vermiş. Şimdi çakı gibiler ve harika çekim yapıyorlar.
Bu düğün günü çekimleri sayesinde o kadar çok kişiyle tanışıyorum ki! En keyifli yanlarından birisi de bu zaten.
Bekle Kıbrıs, 3 Temmuz’da gene oradayım
NOT: Dönüşte KTHY 3.5 saat rötar yaptı. Eve gece 2′de vardık. Etrafta da KTHY’nin Atlas’a devredileceği hk. söylentiler var.
Hoşçakalın,
Serkan
Peki bir düğün günü fotoğrafçısı ne ister? :)
Apr 29th
Merhaba,
Bu aralar tam düğün sezonu. Haliyle konular hep düğün fotoğrafları üzerine. Kahve sıcak, yanında Tariş’in yeni çıkarttığı incirli drajeler…
Daha önceki yazılardan düğün fotoğrafçınızı seçerken nelere dikkat etmeniz gerektiğini yazmıştım, fakat şunu farkettim; harika kareler için fotoğrafçının ne istediği de çok önemli; o zaman cesurca yazayım…Umarım fazla gaza gelmem.
Öncelikle fotoğrafçı (en azından ben), harika kareler çıksın ister. Hukukçu değilim ama sevdiğim bir terim var “şekil şartı”. Çiftin şekil şartları yerine getirilmiş olacak. Yani, saç, makyaj gelinlik, damatlık tamam. Ayakkabılar temiz, bakımlı, şık…Yani bunları yazmak istemiyorum aslında, ve şekil şartlarını yerine getirilmiş kabul ediyorum. İnanın, çekime gittiğinizde zaman zaman öyle saç, makyaj vs. oluyor ki, ne iştah kalıyor ne bişey. Zaman zaman karıştığım da oluyor…
Sıklıkla rastladığım problem, fotoğrafa yeterli vaktin kalmaması. Gelinler (genelde programı onlar yapıyor), mecburen fotoğrafa en son vakit ayırıyorlar, herşey hazır olduktan sonra. Fakat, Kuaför yarım saat geç gelip, 15 dakika işini geç bitirince, üzerine makyöz uzatınca (buralara gelin kaprisini hiç eklemiyorum, en doğal hak) Fotoğrafa 15 dakika kaldığı oluyor. Bir defasında, bikah görevlisine biz 30dk takmıştık
) Önerim en az 1.5 saat ayırmak. Mümkünse öncesinde beraber mekanı dolaşmak.
Diğer konu fotoğrafçıyla olan mesafe (metrelerden bahsetmiyorum tabii ki). Ben tanışma toplantılarında mutlaka belirtiyorum; ben sizin izin verdiğiniz sürece sizin gölgeniz gibi olacağım. Beni istemediğiniz zaman kısaca “uza” diyebilirsiniz. Yani, fotoğrafçının makyöz, kuaför gibi bir sırası olmasın; herşeyi çeksin. Ben şunu da belirtiyorum; bütün fotoğrafları önce siz göreceksiniz. İstediğinizi sonsuza kadar silebilirsiniz.
Bu işte neşe, ve kooperasyon en önemlisi. Buradaki ilişki Kadındoğum uzmanı ile anne adayı arasındaki gibi oluyor genelde. Yani, sizin en önemli gününüz, sizin dışınızdaki insanlar için herhangi bir gün. Bu sebeple, tavsiyem neşenizi, keyfinizi hiç bişey kaçıramasın. Tabii neşeyi artırmak adına yardımcı unsurlar kullanmak serbest
abartmamak şartıyla
Fotoğrafçınız profesyonel olabilir ama siz değilsiniz. Haliyle, benim hayalimdeki gelin, en doğal gelindir. Ve tüm doğal hallerinin çekilmesine izin veren gelindir. Zaten çekimler sonrası ilk fotoğrafı o görecek; beğenmediğini siler! Poz vermek dünyanın en zor işlerinden. İlla pozlu kareler de istiyorsanız, ki bir kısmı mecburen öyle oluyor; ödevini çalışmış gelinlerle daha iyi sonuç alıyorum. Yani, interneti hallaç pamuğu gibi atmış, beğendiği fotoğrafları biriktirip fotoğrafçısı ile paylaşmış hatta pozlara çalışmış gelin…(eğer pozlu istiyorsa).
Size aynı çiftin pozlu ve doğal iki karesini göstermek istiyorum, karar sizin!
Dün, Ceren ve Ozan ile tanıştım, bu yaz Çeşme’de evleniyorlar. Evlerinin bahçesinde, 70-80 kişilik samimi, sade bir davet. Bahçe gerçek bir bahçe, yani içinde keçiler tavukar var
Fotoğraf işini bana bıraktılar, yani birkaç pozlu fotoğraftan sonra; herşey doğal olacak. Ceren ile de bazı konsept çekimler yapacağız. Aslında en ideal çekim ortamı. Açık hava, az ve samimi insan, telaş yok, stres yok.
Zaman dedik, pozlar dedik… Sırada, damadın motivasyonu. Bunu da gelinle beraber çözmek gerekiyor, bunun için ideal çift mümkünse tanışma toplantısına beraber gelmeli. Keyifli hatta komik bir toplantı oluyor genelde. Eh zaten tahmin edersiniz bende sıkı malzeme var
Sonrasında, çekim günü herşey daha rahat gerçekleşiyor. İnanın sadece tanışmak için, Kıbrıs’a günübirlik gittiğim oldu. Zaman zaman bazı damatlar gergin olabiliyor, çünkü onlara aptal pozlar verdirileceğini düşünüyorlar. Tanışma toplantısında “o an” karelerini görünce, yelkenler biraz suya iniyor. Ozan’a söz verdim, sadece en iyi karelerini çekeceğim
Unutmayın, düğünden geriye baktığınızda sadece fotoğraflar kalıyor!
Sonuç olarak, evet düğün çok önemli bir gün:
-Güzel olmalı, neşeli olmalı, eğlenmeli, keyfini çıkartmalı, bol bol ağlamalı, sarılmalı…
-Stresi abartmamalı, bağırıp çağrınmamalı, “dans figürlerini unutacağım” diye delirmemeli, çevredekileri kırmamalı, kırılmamalı, ağlamayı da abartmamalı
ama yeni tabirle “Bridezilla” olmamalı.
Hoşçakalın,
Serkan
Vincent & Jean (Düğün fotoğrafları)
Feb 3rd
İçimden hep, bir fırsat bulup yabancı bir çiftin düğününü çekmek istemiştim, uzatmayım geçen yaz fırsat ayağıma geldi.
Vincent beni aradı, Taksim’de Kitchenette’te buluştuk.
Vincent da, Jean de birer arkeolog. Güneydoğu’da kazı yapıyorlar. Daha da ilginci, Vincent Hollanda’lı, Jean ise Amerika’lı.
Okul yıllarında tanışmışlar, ve en güzel evlenme yeri olarak İstanbul’u seçmişler (daha anlamlı neresi olabilirdi ki).
Öncelikle itiraf edeyim, ortada hiçbir kaos olmadan sade ama çok keyifli bir düğün yaptılar. Aylar öncesinden kendilerince basit bri plan yapmışlar, tıkır tıkır herşeyi planladılar; evlerinden binlerce km.’lerce ötede…
Birer espresso içip (ben dayanamayıp bir de Creme Brule yedim söylemesi ayıp), neler yapabileceğimizi konuştuk. hatta onlara kına gecesi tavsiye ettim (ve yaptılar;) kına bile bulmuşlar). Ne istedikleri çok netti, soruları yazılıydı. Ben de ne yapabileceğimi anlattım. Konu fotoğraf olunca onlara da çok sınır koymak istemedim…Çoğunlukla "o an"ların fotoğrafları olacak diye anlaştık.
O Cumartesi günü geldi, bütün hazırlıklarımı önceden yaptım (ön hazırlıklar için yazım: http://www.photo-latte.com/blog/?p=228 ).
Berberde buluştuk…(daamt traşı da benim tavsiyemdi). Bütün erkekler Sultanahmet’te bi güzel traş oldular, tabii damada ayrı bir muamele çekildi, masajına kadar. Bazıları kulağa yanan pamuğu görünce acayip tedirgin oldu (daha çok Amerika’lı grup) devamlı benden tercümanlık istediler. Vincent ne yaptılarsa kabul etti. Akça pakça çıktılar berberden.
Vincent’la beraber törenin yapılacağı otele gittik. Mütevazi bir Otel (Adamar), çatısında tek kelime ile MUHTEŞEM bir manzara var!
Beni gelin, annesi, kayınvalidesi ve arkadaşlarının olduğu odaya teslim etti ve açıkçası kaçtı! İlk başta fotoğrafçı görünce kaçıştılar, ama sonra olayın telaşından kimse beni görmemeye başladı, iyi de oldu.
Açıkçası imrendim, mütevazi bir düğün, herkes tatlı bir telaş içinde. Kimse kimseyi çekiştirmiyor. Ama oda o kadar küçüktü ki, çalışırken biraz zorlandım açıkçası. İyi ki en geniş açı lens yanımdaymış (Sigma 12-24mm).
Ardından son hazırlıklar için Jean’in babası geldi. Yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz.
jean hazırdı, Vincent da kıpır kıpır çatıda, babasının Jean’i getirmesini bekliyordu. Tüm konuklar da sessiz ve heyecanlı, fonda Sultanahmet Camii, önde bir rahip. Müthiş bir manzara.
Ben de kendime göre iyi bir açı yakaladım ve bekledim merdivenlerden çıkışlarını.
Ve bu kolaj çıktı sonunda. nasıl?
Sonrası tabii filmlerden bildiğimiz klasik hristiyan töreni. Babası Jean’i Vincent’a taktim etti,
rahibin uzun ve çok güzel konuşması…öpüştüler, alkış…!
Ve konuşmalar..Jean’in babasını nşu cümlesi hep aklımda:
"Evlilik hayatın en riskli kararı,
Benim için çok güzel bir deneyimdi. O gece hem biz hem de onlar ayrılacağı için geç saatlere kadar çalışıp teslim ettim fotoğrafları. Sonra da 2 hafta sonra, en güzel halleriyle ilettim.
Hala zaman zaman mailleşiyoruz, keyifle.
Hoşçakalın,
Serkan
Düğün fotoğrafçınızı seçerken…
( Düğün fotoğrafları 2. Yazı )
Dec 31st
(Yazının, 1. bölümü için TIKLAYINIZ. )
Photo Latte Düğün Fotoğrafları için TIKLAYINIZ
Çekim için e-mail atın: serkan@photo-latte.com
3. Pozlu mu?/ Pozsuz mu?
Bence biraz ondan biraz da ondan. Pozsuz kısmı zaten fotoğrafçının yaratcıcılığına ve ekipmanına bağlı.
Pozlu fotoğraflar en zoru. Fotoğrafçının Gelin ve Damadı çok iyi yönlendirmesi, konuşması, gerekirse güldürmesi, sorular sorması vs. gerekiyor. Pozlu’dan kastım bir moda fotoğrafı gibi göz şuraya baksın, eller belde, parmaklar şurda şeklinde değil. Tema ve “mood” verilerek, gene spontan çekim. Ancak o zaman doğala yakın oluyor fotoğraflar. Örneğin, gelin’e “mutlu ol, ama gülümseme” demek pozda çok şey değiştirebiliyor. “Bu evde kaç yıl geçirdiniz?”,”İlk nerede karşılaştınız?”"En çok neyi seni kızdırıyor?”vs.vs. ben pek susmak bilmiyorum çekimlerde
Özellikle istediğiniz, olmazsa olmaz pozlarınızı mutlaka fotoğrafçınıza söyleyin. Önce de belirttiğim gibi, düğün öncesinde, mekanı fotoğrafçınız ile gezin, muhtemel çekimleri konuşun. Düğün günü 5dk bile bulamayacaksınız. Tekrar tekrar söylüyorum, düğünden geriye ne kalacak size?
4. Çekimin zamanı (öncesi, günü ve sonrası)
Aslında olayı abartıp, “öncesi” fotoğrafı da çekilebiliyor. Tabii ki gelinlik damatlıkla değil…Mekan seçiliyor (diyelim Adalar ya da Beyoğlu), “öncesi” halleriniz çekiliyor. Yani aslında, “sivil” fotoğraflarınız…
Düğün gününden sonra, benim asıl ilgilendiğim “Sonrası”. Amerika’lılar buna “Trash the dress” diyorlar. Geçen sene çekim yaptığım Lusi Amerika’da yaşıyordu ve bana “Tabii orada gelinlikler ucuz…” yorumunu getirdi. Düğün sonrası kumsalda, otların üzerinde, denizde, havuzda, sokaklarda, metroda…çok güzel kareler yakalanabilyor. Düğünden hatt abalayından sonra çılgın çekimler yapmak isterseniz bir mesaj atın
Çılgın fikirlerim var.
5. Fotoğraflarınızı nasıl istersiniz?
Alternatifleriniz:
Eski moda : Janjanlı, taşlı hatta ekranlı bir album, Çerçeveli ve pamuk gibi dev bir stüdyo fotoğrafı, Eşe dosta çoğaltılmış fotoğraf.
Yeni : Fotoğraflararınız için web sitesi, Çiftin Düğün Blog’u, Albüm yerine photobook, Çerçeve yerine tuval üzerine kanvas baskı ve e-mail/facebook vs. için düşük çözünürlük.
Örnek Web sitesi için TIKLAYINIZ:
6. Düğün Blog’unuz:
Gün gün gelişmeleri yazabileceğiniz bir günlük; ve takip eden yakınlarınız. Örneğin, birkaç alternatif var fikir almak istiyorsunuz; koyun blogunuza yakınlarınız oylasın
Provalar, yetişenler, gecikenler, kavga patırtılar, dedikodular… Burası da bir Blog biliyorsunuz; ben çok keyif almaya başladım. (Fotoğraflarını çektiğim çiftlerden isteyenlere basit bir Blog hazırlıyorum…). Şu siteyebir bakın, yazarı nişanlandıktan sonra yazmaya başlamış ve kocaman bir blog haline gelmiş “ http://wemetinabar.com “.
7. Websiteniz:
Yukarıda örneği var, bazen fotoğrafları dağıtmak, balayınız vs. düğünün üstünden çok geçtikten sonra gerçekleşiyor. Yani konu biraz soğumuş oluyor…Düşünün siz balayındayken fotoğraflarınız internet sitenizde, önce siz bakıyorsunuz, istemedikleriniz yayınlanmıyor sonra da herkese ilan ediyorsunuz. Bırakın başkalarını, canınız sıkıldığında iş yerinde de bakabiliyorsunuz. Ailemin binlerce fotoğrafını internete yükledim (sadece istediklerimin bildiği bir link’e…)
8. Yeni bir konsept: “Bağış”
Aslında çok da yeni değil, genelde nikah şekeri yerine Tema’ya bağış yapılır, “çelenk göndermeyin şuraya bağış yapın” denir. Düğün kesinlikle çok mutlu bir olay, buna biraz da huzur katmak istemez misiniz? Mutluluğunuza başkaları da ortak olsun istemez misiniz? Size tavsiyem, düğünle ilgili iş yaptığınız herkese, anlaştıktan sonra “%5′ini şuraya bağışlayacaksınız ama” derseniz kimse hayır diyemez
2010′daki tüm çekimlerden sizin adınıza 10%’nunu “Çocuk Acil Tıp ve Y. Bakım Derneği”ne bağışlayacağım. ( http://www.cayd.org.tr ) Neden bu dernek derseniz, hikayesi uzun ama sonu “mutlu son” merak etmeyin
.
9. Ekipmanım:
Bu aslında çiftleri çok da ilgilendirmiyor. Ama, az çok ilgililer varsa ben ne kullandığımı söyleyeyim:
-Nikon D700 Full Frame D-SLR F. makinası (düşük ışık ortamlarında mükemmel)
-Nikon 70-200mm f:2.8 VR Lens (Bu işi yapmaya kalkanların olmazsa olmaz lensi. Bütün ciddi moda şovları bu lens ile fotoğraflanır.
-Nikon 24-70mm f:2.8 (Gene olmazsa olmaz bir prime lens. Portre dışındaki diğer detaylar+ distorsiyonsuz geniş açı için)
-Sigma 50mm f:2.8 Macro (Detaylar için)
-Sigma 12-24mm (Distorsiyonlu Geniş Açı, benden başka kullanan var mı merak ediyorum)
-Nikkon 50mm f:1.8D Portreler için)
-Nikon SB800 Flaş, + Gölge azaltan özel diffuser (flaşla gelen değil)
-Flaş için uzaktan kumanda
-Manfrotto Heavy Duty ball head Tripod.
-Gerekirse, yansıtıcı vs. diğer aksesuarlar.
UNUTMADAN, fotoğrafçınıza düğünün planını ve yakın bir arkadaşınızın cep telefonunu mutlaka verin.
Umarım faydalı olabilmişimdir! eklemek istediğiniz ya da yorum getirmek istedikleriniz varsa hay hay! Bekliyorum.
SON OLARAK, bu iş kaç paray aolur? belki de ilk sorulması gerekn soru, cevabım basit (ama zor): az paraya malesef olmaz. Ne istediğiniz, ne kadar istediğinizle çok ilgili. İlgilenenler mesaj atsın…
Hoşçakalın,
Serkan
Düğün Fotoğrafçınızı seçerken…
( Düğün fotoğrafları 1. Yazı)
Dec 25th
Merhaba,
Geldik benim üzerinde en yoğunlaştığım konuya. Düğün fotoğrafçılığı ve sizin düğün fotoğrafçınız/fotoğraflarınız.
Benim çektiğim bazı düğün fotoğrafları için TIKLAYINIZ:
Biraz uzun bir yazı olacak gibi görünüyor. Bu sebeple başlıklara böleyim istedim:
i) giriş, biraz geyik, iç dökme, rahatlama…
1. Başınıza gelecekler ve fotoğrafçı seçimi
2. Ne istediğinizi biliyor musunuz? Bilseniz iyi olur!
3. Çekimin zamanı (öncesi, günü ve sonrası)
4. Pozlu mu?/ Pozsuz mu? ve olası pozlar
5. Fotoğraflarınızı nasıl istersiniz?
6. Düğün Blog’u (bence iyi fikir)
7. Websiteniz
8. Yeni bir konsept: Bağış
9. Ekipmanım
Düğün Fotoğrafları, düğün ile ilgili gerçekten en önemli konulardan birisi. Bir çok çift için belki de önem sırasında sonlarda geliyor, ama düşünün bir kere, düğünden sonra size ne kalacak???… Takılardan başka
Nikah mekanı mı? (inanın Dolmabahçe’de bile evlenseniz farketmez, unutulur, hatta illa beğenilmeyecek bir kulp bulunur, “merdivenlerin altın kaplamaları erimiş gibi”), Şekeriniz mi (onun da modası geçti zaten), arabanız, verilen yemek, manzara, DJ, videonuz…İnanın geriye bir tek fotoğraflar kalıyor, duvarlarınızı, albümleri süsleyen. Dünyanın her yerinden insanlarla paylaşabileceğiniz. İnanın video bile o kadar önemli değil: Allah aşkına kaç çift, düğün sonrası videolarını izliyor, hadi izledin kaç kere ???
O kadar güzel giyinmiş, makyaj, saç herşey mükemmelken, iyi fotoğraflar bir ömür boyu keyifle bakılabiliyor. Ben bile, çektiğim fotoğraflara dönüp dönüp bakıyorum.
Bu durumda bütçeniz elveriyorsa iyi bir fotoğrafçı ile çalışmak iyi fikir.İnternete girdiniz, bir sürü fotoğrafçı…
Şimdi düğün listenizi bir kenara bırakın ve fotoğrafa yoğunlaşalım (listenin geri kalanına hiç bulaşmak istemem doğrusu!).
Burada yazıyı okumaya bir ara verin; ve sizi 2 tane siteye götüreceğim. Türkiye’den tek üyesi ben olan bir organizasyon WPJA (Wedding Photo Journalism Assc.)”. Buradaki özellikle yarışma fotoğraflarına bir bakın.
1. link: http://www.wpja.com/
2. link: http://www.agwpja.com/index.php
Harikalar değil mi???
Peki böyle fotoğrafları çeken fotoğrafçıları nasıl bulacağım sorusu gündeme geliyor. Alçakgönüllü olmayacağım, ben çekerim (benim fotoğraflarım için: http://www.photo-latte.com/weddings/index.html ) Ama size genel bir rehber sunmak da istiyorum:
1. Başınıza gelecekler ve fotoğrafçı seçimi
Şimdi ne yaparsanız yapın mekan fotoğrafçılarından kaçış yok, zaten olmasın da. Onlar, fotoğraf ile ilgili çok önemli bir misyonu gerçekleştiriyorlar. Ben yapamam vallahi, bütün masaların fotoğrafları, dans fotoğrafları çekilip o gece basılacak. Çok zor. Bu sayede, sizin fotoğrafçınız size kalıyor. AMAAAAAA….
Evet “ama”. Mekan fotoğrafçıları mekana ciddi paralar verdikleri için benim gibileri orada görmek istemiyorlar. Nikah öncesi çekimlere karışmıyorlar ama nikah töreni ve sonrası sizi istemiyorlar. Her defasında benim başıma geldi. Bazı çiftler “sizi davetli listesine koyarız” sorun olmaz, olursa da bize söyleyin diyorlar. Ne yapayım yani, siz pastanızı keserken adam bana “Çekme!” diyor, gelip yanına sorun var mı diyeyim. Benim burada tercihim, mekan fotoğrafçıları ile önceden konuşmak (benim konuşmam). Onlara, sadece “o anları” yakalamak istediğimi, grup fotoğrafları çekmeyeceğimi, sayılı fotoğraf çekeceğimi, dilerlerse fotoğraflarıma bakabileceklerini, gelin ve damada fokus olacağımı söylemek. Eğer kabul görmüyorsa, nikah sırasında çekmemek.
Fotoğrafçı seçimine gelecek olursak;
Söylemesem de yapacağınız şey, internete dalmak portföylere bakmak… Ardında fiyatlar alıp fotoğrafçı listesinizi küçültmek. Bu süreçte kapıcısından, şöförüne herkes size bol sıfırlı dolar gözüyle baktığı ve kapris yapar. Bazı fotoğrafçılar sanki moda fotoğrafı çeker gibi ortama stres yayar. Sizi rahatlatan, meditasyon hocası kıvamında seçin fotoğrafçınızı.
Ardından fotoğrafçı adaylarıyla telefonla, daha iyisi yüzyüze konuşun. Herkes iyi bir websitesi yapabilir, sizi aldatmasın. Başkalarının fotoğraflarını koyan fotoğrafçılar biliyorum, dikkat! Ne tip fotoğraflar istiyorsunuz, fotoğrafçınız onları çekecek birisine benziyor mu? Bunun dışında bu noktada kalbinizi dinleyin, özel bir önerim yok. Hangisine ısındıysanız onu seçin. Seçtiğiniz fotoğrafçı ile bir takvim belirleyin. Takvimizin şöyle olmalı: İnternetten seçtiğiniz, beğendiğiniz fotoğraflara beraber bakın, düğün öncesi benzer saatte (ışık için önemli) mekanı ziyaret edin, çekim gününü planlayın (saat 6:00′da mekanda buluşma, 7′ye kadar şuralarda çekim 7:30 konuklar 8:00 nikah gibi..).
2. Ne istediğinizi biliyor musunuz? Bilseniz iyi olur!
Siz ne tip fotoğraflar istiyorsunuz? İnternette araştırma yapın, bilgisayarınıza kaydedin ve fotoğrafçınızla çalışın, kendisinin çekip çekemeyeceğini sorun. Kesinlikle fotoğrafçının önerilerini dinleyin, bazen çok çılgın fikirleri olabiliyor (Örneğin: düğün sonrası denizin içinde fotoğraf çektirmek isteyen varsa beni arasın!!! ciddiyim.) Tamamen fotoğrafçıya bırakırsanız, sonuç sizi pek tatmin etmeyebilir. Prova günü hatta çekim günü için, Fotoğrafçınızdan pozların listesini getirmesini talep edin. Ben, genelde aşağıdaki gibi bir check list ile çekime gidiyorum:

Genel olarak seçenekler:
Düğün günü sabahtan damadın evine kısa süreliğine uğrayıp, sonra gelinin evine geçmek mantıklı oluyor. Damadın hazırlığı genelde traş dahil 15dk sürüyor
Bu aynı zamanda aile yakınlarıyla da kaynaşmayı sağlıyor. Gelinin evi çoğu zaman bir kaos! Ama fotoğraf için mükemmel bir ortam. Fotoğrafçınızla anlaşın, çekilmek istemediğiniz anlar için kendi aranızda basit bir işaret geliştirin; yoksa o herşeyi çekmek isteyecektir. Evde bol bol makyaj, gelinlik, diğer detayları çektirin (yüzük, ayakkabı vs.) Ayakkabı altına imza atarken…Gelinliğinizi giyinmeden mutlaka tek başına duvara asarak çektirin. O ev sizin için çok önemli değil mi? Anne evi, baba ocağı…evde de hatıra fotoğrafları çektirebilirsiniz. Duygusal olmaktan kaçınmayın. Biraz da fotoğrafçınıza izin verin dolaşsın ortalıkta, istediğini çeksin. İstemedikleriniz olursa silmesini söyleyebilirsiniz.
Basit bir liste (bunlar hep doğal çekim, sakın poz vermeyin):
1. Gelinlik ve Damatlık detayları.
2. Buket, yüzük, ayakkabı, davetiye, evlilik yemini vs. detaylar.
3. Makyajınız yapılırken detaylar.
4. Aileniz sizi giydirirken, ve giyinme sonrası
5. Kapıdan çıkarken, arabaya binerken.
6. Arabanın içinde (burada arabanın civarında fotoğrafçınıza biraz vakit verin)
7. Aileyle özel anlar…(burası artık şansa bağlı)
8. Davetlilerle… (kesinlikle doğal)
9. Davetin detayları…
10. İlk Dans…
11. Ve Fotoğrafçınıza güvenin, yaratıcılığını konuştursun!
ÖNEMLİ NOT: Fotoğrafçınıza ekipmanını sorun (Genelde fotoğrafçılar tek objektifle geliyor çekimlere. Örneğin ben 4 objektif kullanıyorum. Dramatik kareler için MUTLAKA geniş açı ve detaylar için makro gerekiyor.
İkinci Yazı için TIKLAYIN:
3. Çekimin zamanı (öncesi, günü ve sonrası)
4. Pozlu mu?/ Pozsuz mu? ve olası pozlar
5. Fotoğraflarınızı nasıl istersiniz?
6. Düğün Blog’u (bence iyi fikir)
7. Websiteniz
8. Yeni bir konsept: Bağış






















