Tag Archives: düğün fotoğrafçısı

Nuriya & Kian (Fransız Bahçeleri Düğün Belgeseli Fotoğrafları)

Bu yazın ilginç çekimlerinden birisiydi. İlginç olacağı belliydi aslında, Nuriya Kazakistan’lı; Kian ise İngiliz bir anne, İspanyol bir babadan ve Shangai’da yaşıyor. Hani 20 yıl önceki filmlerde, köşede tesadüfen tanışmak BÜYÜK tesadüftü ya, buna ne demeli Gülümseme Kazakistan, İspanya, İngiltere, Çin ve Düğün Türkiye’de…

nuriya-kian_009 nuriya-kian_006

Düğünde Dünyanın dört bir tarafından konuklar var, birisi bir konuşma yapıyor; 3-4 dile çevrilmesi gerekiyor. Zaten aileler Dünya’nın uzak yerlerinden; bir de gelenekler var tabii Gülümseme

 

Düğünlerde, “nikah şekeri” dağıtılmasına alışığız. Ben, yabancı düğünleri de çekiyorum; onlarda gelen konuklara şekerden öte bazı küçük hediyeler verilebiliyor.

Bu düğünde, davetli başına 8-10 hediye dağıtıldı. İspanya’da adetmiş, bayanlar rahat dans etsin diye renk renk espadriller; erkeklere de puro. Çocuklara boya seti. Ardından Kazakistan’dan getirilen, her davetliye özel hazırlanmış hediye dolu çantalar.

n&k_011 n&k_010

Hazırlıklar da gene herkes yardımcı oluyor. Saç, Makyaj kendilerine ait.

n&k_440 n&k_441 

Tabii hazırlıklar sırasında, konukların bir kısmının Taksim’de kaybolduğu haberi geliyor. Kazak otobüsü İngilizce bilmiyor; Organizasyon firması harika bir iş çıkartarak olayı sessizce hallediyor. Tamam, hazırızdan sonra, başlıyoruz Fransız Bahçeleri’nde Düğün Çekimlerimize.

 n&k_452  n&k_451  n&k_453

Fransız Bahçeleri, çekim için en beğendiğim mekanlardan. Boğazın kenarı, doğa, devasa ağaçlar, tarihi doku! evime yakın Gülümseme

n&k_096  n&k_097

n&k_107  n&k_159

n&k_208  n&k_217

 

n&k_228

 

n&k_230

 

SDU_7000

 

SDU_7016

Ve düğün töreni ve ilk dans…

n&k_323  n&k_374

n&k_362

n&k_383   n&k_390

n&k_416   n&k_432

n&k_436

Mutlulular Nuriya & Kian!

Serkan

Divan Kurucesme’de sade bir düğün ve benim Hayalimdeki düğün fotoğrafı!

Heeerkese selam,

Epey oldu yazmayalı.

Bir düğünün hikayesi yoksa; ve karelerde tekrar varsa pek yazasım gelmiyor.  Ama bu seferki farklı. Bir diğer konu da, benim 3 yıldır çekmeyi hedeflediğim, ama uygun bir çift/an  bulamadığım kare…Yazının sonunda.

-fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayın. İzinsiz kimsenin yazısını ya da fotoğrafını yayınlamıyorum, korkmayın:)

SDU_7220

Öncelikle işin en başını aktarayım. Demet, internette her medeni gelin adayı gibi iyi bir fotoğrafçı arıyor; beni buluyor ve kareleri çok beğeniyor. Koray’a iletiyor…ve Koray’dan gelen ilk tepki: "Aaa bu bizim Serkan..!" Koray’la BAL’dan aynı dönemiz, hatta ortaokul atletizm takımındaydık. 4x100m’de madalyamız bile var. Hey gidi günler heey!. Aradan 20 yıla yakın süre geçmiş; o neler neler; ben neler neler yaşamışım ve ardından bu harika tesadüf.

Ne yalan söyleyeyim, ilk kez bir arkadaşımı profesyonel olarak çekecektim. "Arkadaş çekmek" keyifli gibi görünse de, biraz da stressli açıkçası; sorumluluk büyük :) Neyse ki, Koray da Demet de, hem çok rahat, hem de çok kooperatifti.

Unutmadan, daha ilginç bir tesadüfü de belirtmeden geçemeyeceğim. Aynı atletizm takımından 2 kişi daha önümüzdeki aylarda evleniyor, umarım hayra alamettir :)

Koray ve Demet ile, haftalar önce buluşmak istememize, onlarca mesaja rağmen düğünden 1 hafta önce Kanyon’da buluşabildik. Fotoğraf dışında birçok tecrübemi de paylaşmıştım.  Ve hazırlıkları çekmek için düğün günü evlerinin önüne geldiğimde; Demet yalnız başına kuaföre gitmeye çalışıyordu (Koray ortalarda yok, pek de olacak gibi değildi).

Demet, makul, planlı ve bu düğün işini gönlünce ama abartmadan yaşamak isteyen "ideal" gelin bana göre :)  Koray da annesiyle kuaföre ulaştı, İlk kez Kuaför’de "geyik" yapabileceğim bir arkadaşım oldu. Genelde bi süre sonra sıkılıyorum; yani bir erkek kuaförüne giden bir bayanın düşünün; onun gibi. Bazı bayanlar, elimde kamerayı görünce, iyice uzak durmak istiyorlar. Görüntülenmek istedikleri son yer kuaför :)

İlk girdiğimde, burada nerde çekim yapacağım kaygım vardı ama bir köşe vardı ki, durumu orası kurtardı (iplerin sarktığı kare). Kuaförde çekimin en zor yanı, etrafta bir sürü fotoğrafa girmesini istemediğiniz şeylerin olması. Nescafe makinası, sigara içilmez yazısı, fondaki pedikür vs.

SDU_6809 SDU_6882 SDU_6838SDU_6872

Çift’le bizzat Trinity’nin sahibi Özcan Çolak ilgilendi, Kanoyn’da da yerleri var Trio. Hatta, Koray’ın saçını bile o yaptı. Koray, bir ara, yapılan muamelelerden olacak, dehşet içindeydi ama; düğünde en çok konuşulan saçı ve ayakkabısıydı (Ben de alacağım, Sarar’dan almış, inşallah Rugan olmayanı da vardır). Tabii, Demet’in ayakkabısı düğünden sonra da konuşulacak gibi :)

Demetin rahatlığını şöyle anlatmak isterim:Duvağı 4 kere mi hatırlattım bilemiyorum :)

SDU_6928

Bu arada, planda "Topkapı Sarayı"na gitmek de var(dı). Ben üzülmesinler diye söylemedim ama bir gece önce 1’lere kadar Topkapı sarayını araştırdım, nerede neler çekebilirim diye; notlar falan aldım. Ama yapacak birşey yok, hava o kadar bozuktu ki…

Hazırlıklar bitti, Koraylara gittik. Evde Demet’in annesinden harika zeytinyağlılar.

Detaylar:

SDU_6977 SDU_6962

Bu yüzük detayları bugüne kadar çektiğim en ilginç yüzük karelerinden birisiydi. Görür görmez, "bunlar bana lazım diyip" kaçırdım. Fotoğraflar, Demet’in anne ve babasının nikah töreninden.

SDU_6999

Sıra evdeki hazırlıklara geldi.

Gelinlik, Vakko  Wedding – Pronovias’tı ve harikaydı. Gerçekten harikaydı, yazılarımdan beni tanımışsınızdır; samimiyim.

SDU_7036 SDU_7005 SDU_7021

Hava kötü dışarı çıkamadık, tek umudum açıkçası "mekan"dı. Divan Kuruçeşme’ye Internet’ten baktım, fena görünmüyordu; fakat çekim hayal ettiğim kocaman girişte 10 tane çelenk!!! Bittiğim an. Özellikle Divan Kuruçeşme’d eçekilmiş karelere bakmaya çalıştım; fakat ilham verici pek birşeye rastlamadım.

Meşhur mekanlarda, o kadar para verilmesine rağmen İstanbul’un telaşını, kargaşasını aynen yaşatıyor insana. Koray’ların düğünden önce, ve aynı anda mekandaki diğer salonlarda 3 etkinlik daha vardı. Hatta bizim oda doluydu geldiğimizde.

Başta Demet’i, hiçbir stres yaratmadığı için kutluyorum; ben olsam, erkek halimle arıza çıkartmıştım, kesin.

Divan’daki salon, küçük ama çok şıktı. Yanılmıyorsam adı "Antik salon". Eski bir bizans limanına ait. Şıklığın büyük bir kısmı da aslında Demet’in elinden…Harika şamdanlar, küçük saksılarda orkide’ler…

Benim için en önemli konu; doku ve ışık. Burada ikisi de vardı:

SDU_7130 SDU_7088 SDU_7099

Bu arada, Koray da "ben hiç fotojenik değilim, fotoğraf çektiremem" damatlardan.

SDU_7204 SDU_7113 SDU_7124

SDU_7183

Sonrasında mekan temsilcilerinden fırçamızı yiyip, odamıza çekildik. Arkadaşlar, ve özellikle jack; Jack Daniels, herkes yumuşattı:)

SDU_7270  SDU_7237

Öncesi… :)image   Sonrası… SDU_7273

Ben tabii, kpır kıpırım…İçin içim yiyor. Çünkü girişte bir kavşak var; ve o soğukta Koray ve Demet’in Yolun tam ortasına çıkıp, bana poz vermelerini isteyeceğim. Pozdan da emin değilim, zor bir poz. Yani işin içinde çift olmasa, hiç sorun değil ama…Jack’in çok yardımı oldu gibi. Demet neredeyse koşarak geldi çekime…Ve başta dediğim 3 yıldır beklediğim shot!

SDU_7311_1

Bu poz için, sağdan ve soldan aynı anda araç geçmesi; Korayların da hiç hareket etmemeleri gerekiyor. İster inanın ister inanmayın; Resmen hiç araç geçmez oldu! En sonunda, bir Halk otobüsü ufukta göründü. Hayatımda hiç halk otobüsü görünce bu kadar sevineceğimi sanmazdım :))

Koray, Demet; Size kocaman teşekkürler & ömür boyu mutluluklar!

Serkan

istanbul boğazı’nda eğlenceli bir çift

(Fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayın).

Genelde çekim öncesi, eğer mekan uygun değilse (ya da izin verilmiyorsa) çiftlerle “mekan seçimi” konusunda uzun uzun düşünürüz.  Tabii düğünlerin yazın ve, haftasonları olduğunu düşünürseniz (ve bir an Cumartesi Pazar, Yıldızparkı, Emirgan Parkı, çeşitli beach’lerin, sahil trafiğinin halini de eklerseniz) seçim yapmak çok zor oluyor.

Selen’in seçimi doğal ortam yerine, daha çok eski arnavut kaldırımlı ara sokaklar oldu, iyi ki de olmuş; yer ararken çok güzel (gizli) bir ara sokak bulduk. Vallahi kimseye söylemeyeceğim; cılkı çıkıyor sonra).

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_315

Neyse hazırlıklara Kanoyn’daki Harvey Nichols’ın kuaföründe başladık. Çok kibarlardı (yanlış anlamayın “kibar” demek istemedim). Kahvemizi içtik, hazırlıklar başladı. En iyi kuaförde bile, en kızdığım şey fonda “BUARADA SİGARA İÇMEK YASAKTIR, CEZASI…” yazısı. Allahtan burada yoktu, sonra uğraş dur photoshop’ta. Çok fotojenik bir kuaför; ortam şahane. Elemanlarda da ciddi bir mütevazılık var.

O kadar keyifli olunca, ben de farklı kareler için şahin gibi ortalıkta dolanmaya başladım. Ve, bu senenin en iyi 10 listesine giecek kareyi yakaladım. Ben tabii fotoğrafçılık açısından bakıyorum, Selen ne düşünür bilmiyorum :)

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_006

Orkideler, çok başarılı yerleştirildi.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_132

Ardından makyaj,

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_004

Hazırlıklar tamamlanınca, Selen’lerin evine doğru yola çıktık.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_013

Ev tam bir curcuna, süper bi ortam. Ortalıkta arkadaşlar olunca, harika oluyor.

Hem eğlenceli hem de fotograflar için süper…

Ama bazı standart kareler için de zor oluyor. Otel odası olunca nispeten daha rahat oluyor.

Evlerde, arkada ütü masası vs. :) zorlanabiliyorum. Neyse Selen’lerde öyle olmadı.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_028 www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_027

Kıvanç’ın hazırlığı da zor olmadı; tabii gene bir papyon krizi oldu ama; inanın OLMAYAN düğün yok :) Artık baştan uyarıyorum, papyon provası yapın diye. Bu arada tavsiyem Papyon’u Hugo Boss’tan almanız. Hugo Boss’taki damatlık aksesuarları da görmeye değer. Koca Beymen, papyona SARI metal takmış, çok sırıtıyor; fakat Hogu Boss’un metali siyah mattı; ve üzerinde beden ölçüleri vardı!

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_022

Hazırlıklar sonrası, “gizli mekan”a gidildi ve arkadaşlarla keyifli çekimler yaptık.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_053

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_372

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_303

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_442

Tabii gene düğün çekimi için, takıldık Kalender’in fotoğrafçısına.

Adamlar, ilk dansa bile izin vermiyorlar; çekim sonrası ayrıldık.

Onlar düğüne, ben evime :)

Selen ve Kıvanç’a ömür boyu mutluluklar!

Serkan

Peki bir düğün günü fotoğrafçısı ne ister? :)

Merhaba,

Bu aralar tam düğün sezonu. Haliyle konular hep düğün fotoğrafları üzerine. Kahve sıcak, yanında Tariş’in yeni çıkarttığı incirli drajeler…

Daha önceki yazılardan düğün fotoğrafçınızı seçerken nelere dikkat etmeniz gerektiğini yazmıştım, fakat şunu farkettim; harika kareler için fotoğrafçının ne istediği de çok önemli; o zaman cesurca yazayım…Umarım fazla gaza gelmem.

Damla_photo-latte.com_001-5 Damla_photo-latte.com_001-13

Öncelikle fotoğrafçı (en azından ben), harika kareler çıksın ister. Hukukçu değilim ama sevdiğim bir terim var “şekil şartı”. Çiftin şekil şartları yerine getirilmiş olacak. Yani, saç, makyaj gelinlik, damatlık tamam. Ayakkabılar temiz, bakımlı, şık…Yani bunları yazmak istemiyorum aslında, ve şekil şartlarını yerine getirilmiş kabul ediyorum. İnanın, çekime gittiğinizde zaman zaman öyle saç, makyaj vs. oluyor ki, ne iştah kalıyor ne bişey. Zaman zaman karıştığım da oluyor…

Sıklıkla rastladığım problem, fotoğrafa yeterli vaktin kalmaması. Gelinler (genelde programı onlar yapıyor), mecburen fotoğrafa en son vakit ayırıyorlar, herşey hazır olduktan sonra. Fakat, Kuaför yarım saat geç gelip, 15 dakika işini geç bitirince, üzerine makyöz uzatınca (buralara gelin kaprisini hiç eklemiyorum, en doğal hak) Fotoğrafa 15 dakika kaldığı oluyor. Bir defasında, bikah görevlisine biz 30dk takmıştık :)) Önerim en az 1.5 saat ayırmak. Mümkünse öncesinde beraber mekanı dolaşmak.

Diğer konu fotoğrafçıyla olan mesafe (metrelerden bahsetmiyorum tabii ki). Ben tanışma toplantılarında mutlaka belirtiyorum; ben sizin izin verdiğiniz sürece sizin gölgeniz gibi olacağım. Beni istemediğiniz zaman kısaca “uza” diyebilirsiniz. Yani, fotoğrafçının makyöz, kuaför gibi bir sırası olmasın; herşeyi çeksin. Ben şunu da belirtiyorum; bütün fotoğrafları önce siz göreceksiniz. İstediğinizi sonsuza kadar silebilirsiniz.

Bu işte neşe, ve kooperasyon en önemlisi. Buradaki ilişki Kadındoğum uzmanı ile anne adayı arasındaki gibi oluyor genelde. Yani, sizin en önemli gününüz, sizin dışınızdaki insanlar için herhangi bir gün. Bu sebeple, tavsiyem neşenizi, keyfinizi hiç bişey kaçıramasın. Tabii neşeyi artırmak adına yardımcı unsurlar kullanmak serbest 😉 abartmamak şartıyla :)

SDU_5683

Fotoğrafçınız profesyonel olabilir ama siz değilsiniz. Haliyle, benim hayalimdeki gelin, en doğal gelindir. Ve tüm doğal hallerinin çekilmesine izin veren gelindir. Zaten çekimler sonrası ilk fotoğrafı o görecek; beğenmediğini siler! Poz vermek dünyanın en zor işlerinden. İlla pozlu kareler de istiyorsanız, ki bir kısmı mecburen öyle oluyor; ödevini çalışmış gelinlerle daha iyi sonuç alıyorum. Yani, interneti hallaç pamuğu gibi atmış, beğendiği fotoğrafları biriktirip fotoğrafçısı ile paylaşmış hatta pozlara çalışmış gelin…(eğer pozlu istiyorsa).

Size aynı çiftin pozlu ve doğal iki karesini göstermek istiyorum, karar sizin!

Sukran-Baris_photo-latte.com_-207 Sukran-Baris_photo-latte.com_-211

Dün, Ceren ve Ozan ile tanıştım, bu yaz Çeşme’de evleniyorlar. Evlerinin bahçesinde, 70-80 kişilik samimi, sade bir davet. Bahçe gerçek bir bahçe, yani içinde keçiler tavukar var :) Fotoğraf işini bana bıraktılar, yani birkaç pozlu fotoğraftan sonra; herşey doğal olacak. Ceren ile de bazı konsept çekimler yapacağız. Aslında en ideal çekim ortamı. Açık hava, az ve samimi insan, telaş yok, stres yok.

lusi_semih (color_full res._photographer_serkan@photo-latte.com)_348

Zaman dedik, pozlar dedik… Sırada, damadın motivasyonu. Bunu da gelinle beraber çözmek gerekiyor, bunun için ideal çift mümkünse tanışma toplantısına beraber gelmeli. Keyifli hatta komik bir toplantı oluyor genelde. Eh zaten tahmin edersiniz bende sıkı malzeme var :) Sonrasında, çekim günü herşey daha rahat gerçekleşiyor. İnanın sadece tanışmak için, Kıbrıs’a günübirlik gittiğim oldu. Zaman zaman bazı damatlar gergin olabiliyor, çünkü onlara aptal pozlar verdirileceğini düşünüyorlar. Tanışma toplantısında “o an” karelerini görünce, yelkenler biraz suya iniyor. Ozan’a söz verdim, sadece en iyi karelerini çekeceğim :)

Unutmayın, düğünden geriye baktığınızda sadece fotoğraflar kalıyor!

Sonuç olarak, evet düğün çok önemli bir gün:

Güzel olmalı, neşeli olmalı, eğlenmeli, keyfini çıkartmalı, bol bol ağlamalı, sarılmalı…

Stresi abartmamalı, bağırıp çağrınmamalı, “dans figürlerini unutacağım” diye delirmemeli, çevredekileri kırmamalı, kırılmamalı, ağlamayı da abartmamalı :) ama yeni tabirle “Bridezilla” olmamalı.

Hoşçakalın,

Serkan

Düğün fotoğrafçınızı seçerken…
( Düğün fotoğrafları 2. Yazı )

(Yazının, 1. bölümü için TIKLAYINIZ. )

Photo Latte Düğün Fotoğrafları için TIKLAYINIZ

Çekim için e-mail atın: serkan@photo-latte.com

3. Pozlu mu?/ Pozsuz mu?

Bence biraz ondan biraz da ondan. Pozsuz kısmı zaten fotoğrafçının yaratcıcılığına ve ekipmanına bağlı.

Pozlu fotoğraflar en zoru. Fotoğrafçının Gelin ve Damadı çok iyi yönlendirmesi, konuşması, gerekirse güldürmesi, sorular sorması vs. gerekiyor. Pozlu’dan kastım bir moda fotoğrafı gibi göz şuraya baksın, eller belde, parmaklar şurda şeklinde değil. Tema ve “mood” verilerek, gene spontan çekim. Ancak o zaman doğala yakın oluyor fotoğraflar. Örneğin, gelin’e “mutlu ol, ama gülümseme” demek pozda çok şey değiştirebiliyor.  “Bu evde kaç yıl geçirdiniz?”,”İlk nerede karşılaştınız?””En çok neyi seni kızdırıyor?”vs.vs. ben pek susmak bilmiyorum çekimlerde :)

Özellikle istediğiniz, olmazsa olmaz pozlarınızı mutlaka fotoğrafçınıza söyleyin. Önce de belirttiğim gibi, düğün öncesinde, mekanı fotoğrafçınız ile gezin, muhtemel çekimleri konuşun. Düğün günü 5dk bile bulamayacaksınız. Tekrar tekrar söylüyorum, düğünden geriye ne kalacak size? :)

4. Çekimin zamanı (öncesi, günü ve sonrası)

Aslında olayı abartıp, “öncesi” fotoğrafı da çekilebiliyor. Tabii ki gelinlik damatlıkla değil…Mekan seçiliyor (diyelim Adalar ya da Beyoğlu), “öncesi” halleriniz çekiliyor. Yani aslında, “sivil” fotoğraflarınız…

Düğün gününden sonra, benim asıl ilgilendiğim “Sonrası”. Amerika’lılar buna “Trash the dress” diyorlar. Geçen sene çekim yaptığım Lusi Amerika’da yaşıyordu ve bana “Tabii orada gelinlikler ucuz…” yorumunu getirdi.  Düğün sonrası kumsalda, otların üzerinde, denizde,  havuzda, sokaklarda, metroda…çok güzel kareler yakalanabilyor. Düğünden hatt abalayından sonra çılgın çekimler yapmak isterseniz bir mesaj atın 😉 Çılgın fikirlerim var.

5. Fotoğraflarınızı nasıl istersiniz?

Alternatifleriniz:

Eski moda : Janjanlı, taşlı hatta ekranlı bir album, Çerçeveli ve pamuk gibi dev bir stüdyo fotoğrafı, Eşe dosta çoğaltılmış fotoğraf.

Yeni : Fotoğraflararınız  için web sitesi, Çiftin Düğün Blog’u, Albüm yerine photobook, Çerçeve yerine tuval üzerine kanvas baskı ve e-mail/facebook vs.  için düşük çözünürlük.

Düğün photo-book

Tuvale (Kanvas) Baskı

Örnek Foto-Websitesi

Örnek Web sitesi için TIKLAYINIZ:

6. Düğün Blog’unuz:

Gün gün gelişmeleri yazabileceğiniz bir günlük; ve takip eden yakınlarınız. Örneğin, birkaç alternatif var fikir almak istiyorsunuz; koyun blogunuza yakınlarınız oylasın :) Provalar, yetişenler, gecikenler, kavga patırtılar, dedikodular… Burası da bir Blog biliyorsunuz; ben çok keyif almaya başladım. (Fotoğraflarını çektiğim çiftlerden isteyenlere basit bir Blog hazırlıyorum…). Şu siteyebir bakın, yazarı nişanlandıktan sonra yazmaya başlamış ve kocaman bir blog haline gelmiş “ http://wemetinabar.com “.

7. Websiteniz:

Yukarıda örneği var, bazen fotoğrafları dağıtmak, balayınız vs. düğünün üstünden çok geçtikten sonra gerçekleşiyor. Yani konu biraz soğumuş oluyor…Düşünün siz balayındayken fotoğraflarınız internet sitenizde, önce siz bakıyorsunuz, istemedikleriniz yayınlanmıyor sonra da herkese ilan ediyorsunuz. Bırakın başkalarını, canınız sıkıldığında iş yerinde de bakabiliyorsunuz. Ailemin binlerce fotoğrafını internete yükledim (sadece istediklerimin bildiği bir link’e…)

8. Yeni bir konsept: “Bağış”

Aslında çok da yeni değil, genelde nikah şekeri yerine Tema’ya bağış yapılır, “çelenk göndermeyin şuraya bağış yapın” denir. Düğün kesinlikle çok mutlu bir olay, buna biraz da huzur katmak istemez misiniz? Mutluluğunuza başkaları da ortak olsun istemez misiniz? Size tavsiyem, düğünle ilgili iş yaptığınız herkese, anlaştıktan sonra “%5’ini şuraya bağışlayacaksınız ama” derseniz kimse hayır diyemez 😉 2010’daki tüm çekimlerden sizin adınıza 10%’nunu “Çocuk Acil Tıp ve Y. Bakım Derneği”ne bağışlayacağım. ( http://www.cayd.org.tr ) Neden bu dernek derseniz, hikayesi uzun ama sonu “mutlu son” merak etmeyin :).

9. Ekipmanım:

Bu aslında çiftleri çok da ilgilendirmiyor. Ama, az çok ilgililer varsa ben ne kullandığımı söyleyeyim:

-Nikon D700 Full Frame D-SLR F. makinası (düşük ışık ortamlarında mükemmel)

-Nikon 70-200mm  f:2.8 VR Lens (Bu işi yapmaya kalkanların olmazsa olmaz lensi. Bütün ciddi moda şovları bu lens ile fotoğraflanır.

-Nikon 24-70mm f:2.8 (Gene olmazsa olmaz bir prime lens. Portre dışındaki diğer detaylar+ distorsiyonsuz geniş açı için)

-Sigma 50mm f:2.8 Macro (Detaylar için)

-Sigma 12-24mm (Distorsiyonlu Geniş Açı, benden başka kullanan var mı merak ediyorum)

-Nikkon 50mm f:1.8D Portreler için)

-Nikon SB800 Flaş, + Gölge azaltan özel diffuser (flaşla gelen değil)

-Flaş için uzaktan kumanda

-Manfrotto Heavy Duty ball head Tripod.

-Gerekirse, yansıtıcı vs. diğer aksesuarlar.

UNUTMADAN, fotoğrafçınıza düğünün planını ve yakın bir arkadaşınızın cep telefonunu mutlaka verin.

Umarım faydalı olabilmişimdir! eklemek istediğiniz ya da yorum getirmek istedikleriniz varsa hay hay! Bekliyorum.

SON OLARAK, bu iş kaç paray aolur? belki de ilk sorulması gerekn soru, cevabım basit (ama zor): az paraya malesef olmaz. Ne istediğiniz, ne kadar istediğinizle çok ilgili. İlgilenenler mesaj atsın…

Hoşçakalın,

Serkan