wedding
Ve Karşınızda Tanya Beetham
Nov 24th
(Daha önce Youtube videosunu yayınlamıştım, yoğun talep üzerine kalitesi yüksek kareleri de yayınlıyorum.)
Tanya Beetham, İngiliz SWPP’nin misafiri olarak bir workshop için geldi. Bakış açımız biraz farklı da olsa SWPP’den; Bir modelle rahat rahat çekim yapabilmek çok keyifliydi; hem de Taksim’in ortasında.
Geleneksel Fotoğrafçılar, olaya çok fazla “ışık””renk””poz” gözüyle bakıyor, bense daha çok “an””gerçek” gözüyle bakmaya çalışıyorum. Aramızdaki fark bu…
Modelliğin de zorlukları var tabii, hava buz gibi ama neredeyse 1 saate yakın dışarıda o gelinlikle poz verebildi. Bir de sarhoşumuz vardı tabii, birden fazla fotoğrafçı görünce; “bunun nesi meşhur, ben daha meşhurum uleynnn!” diye ortalığı birbirine kattı ![]()
Workshop’un sonunda ise Tanya Hacuza girip poz vermeyi kabul etti…işte sonuç !
Taksim sokakları, bir gelin ve bir sürü çekim…
Nov 21st
Herkese Selam,
Bu seferki kareleri bir slide show olarak sunuyorum, ünlü Basçı Marcus Miller’dan Bethooven’ın “Moonshine Sonata”ı eşliğinde.
Tabii bayanların bakış açısını bilemiyorum fakat, Tania’nın gelinliği ne Vakko Wedding ne de Pronovias’tı
Makyaj = yoktu! Düğün gününüz keyifli geçirin yeter…
(Az önce biris sordu, “bunları siz mi çektiniz diye…evet evet ben çektim. Beğendiniz mi?)
Facebook sayfamı daha hızlı güncelliyorum, like edince size de güncelelmesi geliyor yanılmıyorsam. Yeni videolar vs. yolda!:
Hoşçakalın,
Serkan
Alev & Alex Bodrum’da bir yaz düğünü/ Summer wedding in Bodrum Turkey
Nov 15th
Genelde çalışacağım (yok çalışmak olmadı, tanışacağım) çiftlerin önceden fotoğraflarını istiyorum. Bir nevi sanal tanışma gibi, görsel olarak hazırlıyorum kendimi. Alex ve Alev’in karelerini görünce kendimi x2 şanslı hissettim. Bu sene Sonia & Charles’dan sonra 2. çift ![]()
Gene her zamanki nezaketleriyle, Otel, araç, günün takvimi harika bir şekilde organize edilmişti. Özellikle Alex’e de tam destek vermesi konusunda “kesin” görev verilmişti. tekrar teşekkürler Alex.
Alev ve Alex Belçika’da yaşıyorlar. Buraya kadar biraz ilginç ama alışıldık. Fakat, Alex’in annesi Rus ve babası Angola’lı, Belçika’da yaşayıp bir Türk’le evleniyor…Halay da çekiyor, harmandalı da. ama en sağlam reggae yapıyor!
Egeliyim ama İstanbul’a iyice alışmışım anlaşılan. 17 Eylül’de serin olabilir diye düşünmüştüm; 36 derece gösteriyordu araba
Yanımda o kadar çok malzeme taşıyorum ki, bazen bir şort, mayo bile fazla olabiliyor. Mayom yoktu ama şortum vardı allahtan.
Hazırlıklarla başladık güne, aşağıdaki kareler de “poz” değil, Alex gerçekten kravatı bağlamaya çalışıyordu, daha doğrusu benim bağladığım kravatın boyunu ayarlıyordu ![]()
Hazırlıktan bir sürü kare var, o günü yaşayan için özel kareler; ama burada tekrarlardan kaçınmaya çalışıyorum.
Herşey yolunda gibi giderken, “zaman” denen şey tıkır tıkırdan öte hızla ilerliyordu, Alev, saati her sorduğunda yarım saat geçmiş oluyordu. Çiftler bilir, en çok uyardığım konu gün ile ilgili “zaman ayarlaması”. %95 şaşar!!! Aklımızda, bodrumun dar sokaklarında çekimler yapmak gibi romantik fikirler vardı. ve inanmazsınız çekim için sadece 45dakikamız kalmıştı. ÇOK ÇOK şanslıyız ki, değirmenler otele tam 2 dakika uzaklıktaydı. Gittik, çektik!
Umarım beğendiniz. Açık konuşayım, megalomanlık gibi gelmesin, beni de heyecanlandırdı.
Haaa, bir de bu romantik romantik kareleri çekmek için ne hallere girdik (Hadi ben sorun değil de, özellikle Alev) bi bilseniz, özel desteği için karedeki akrabaları Ramazan’a teşekkürler.
Alev ve Alex’e sonsuz teşekkürler. Onları bu yazın en cesur çifti ilan ediyorum!
Ali & Saadet Düğün Günü (Radisson Ortaköy & Fransız Bahçeleri)
Nov 11th
Yazın bütün o koşturmacasınnda sonra, geçen hafta Saadet’ten bir mail aldım: “Hani bizim hikayemiz?” diye…Aa resmen unutmuşum. Tabii bu “Aa”, “Aaa aaaa aaa”lara dönüştü, yazacak çok hikaye var…
Gamze’lerin düğününden sonra Pfizer’in kadrolu fotoğrafçısı olmuştum artık. Ali de, Pfizer’den. İlk İstinyepark’ta buluştuk, çayımızı kahvemizi içtik, tanıştık, birbirimize ısındık.
Arkadaşlar hep söylüyorum, fotoğraf öyle kolay bir iş değil, çekmesi kolay ama o sıcaklığı nasıl yakalayacaksın? muhabbetle.
Nişanlılık karelerini de, Fransız Bahçeleri’nde çektik, aynı zamanda düğün mekanı. Aşağıdaki tonlamayı özellikle seçtim, ne dersiniz?
Saadet’in ciddi bir endişesi vardı: Ali ve fotoğraf!!! Çiftlerin %90’ında oluyor zaten. Erkek tarafımız malesef “tutuk” oluyor…Diye düşünürken, geyiğe bile gerek kalmadan, işte karşınızda Ali
ve Saadet.
Evet, sonlara doğru Ali bu haldeydi ve “Abi çok keyifliymiş ya” dediğini hiç unutmuyorum…
Güzel bir yaz sabahı, düğün günü Bağdat Caddesi’nde buluştuk. Hazırlıklar başladı!
Kuaför işleri bitince, rotamız Radisson SAS Otel Ortaköy, hazırlıklar orada devam etti.
“Abi bu papyon nasıl takılıyordu..?”
“Şunun altından geçiriyosun…içinden miydi?”
“…Saaaa-deeeeeet”
Tabii “sizin hazırlanmanız 2-3 saat sürer” diyen Ali, “süt dökmüş kediye döndü…Arkadaşlar hep diyorum, bari papyonunuzu bi kez prova edin ![]()
Boğaza Karşı bir odamız var boş durur muyuz?
Saadet’in harika bir sürprizi vardı Ali’ye. Ne kadar hatıraları varsa, toparlayıp harika bir video hazırlamış…Ali tabii şok, sevinç, aşk hepsi bir arada! Sıcaktan terlediğini söylüyor ama, gözlerinden terleyen ilk insan ![]()
Buradaki hazırlıklıklar da bitti, ve 50’lerden bir düğün arabasıyla Fransız Bahçeleri’ne doğru yola koyulduk.
Provasını yaptığımız çekimler, gerçek oldu.
Son olarak:
Anlatmadan edemeyeceğim, çok komik bir olay oldu ![]()
Mekanın da fotoğrafçısı var, grup fotoğrafları falan çekiyor. Grup toplanmış, aile büyükleri falan. Herkes sessizlik ve ciddiyetle poz veriyor. O sırada fotoğrafçı (kim olduğu önemli değil –Ali de değil) Fotoğrafçı “…Siz, lütfen cepteki o şişkinliği alalım..” diyor. Arkadaşımız “yok yok sorun değil" diyor, çünkü cepte sigara paketi var, ve büyüklere çaktırmamaya çalışıyor. Ama fotoğrafçı da inatçı ”alalım o şişliği…” Babası yan gözle "ve fısıltıyla “tamam oğlum, hallet” diyor, ve yanılmıyorsam paketi değil komple ceketi çıkartıyor
. KArdeşim, ne bulaşıyorsun çocuğa! Sanki, hanedan karesi çekiyorsun…
Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine…! Saadet, Ali ömür boyu mutlulukar; sıcak dostluğunuz ve misafirperverliğiniz için de sonsuz teşekkürler.
Serkan
Sonia & Charles @ The House Hotel Bosphorus Ortaköy
Sep 29th
Herkese selam,
Ekim’de kafa izni verdim kendime![]()
Bu yazın düğün işleri bittikçe ben de yavaş yavaş Blog’a yazılar eklemeye başlayacağım.
Sıradaki çiftimiz Sonia & Charles. Hikayeleri bir yana, The House Hotel Bosphorus’un ilk resmi düğününü/nikahını gerçekleştirdiler. E ben de o mekanın ilk fotoğrafçısı oldum ![]()
![]()
Çekimlere hazırlıklar öncesi, Ortaköy’de ısınma turlarıyla başladık.
“Isınma çekimleri” çok çok önemli, eğer vakit ve nakit varsa tabii. Çünkü, gelinlik ve damatlık giyindikten sonra öyle bir ağırlık ve stres çöküyor ki, bi de kameraya ısınmayla uğraşmak; zaman zaman zorlayabiliyor. Fakat, görüldüğü gibi Sonia da , Charles da; ısınık gelmişler ![]()
Pek göstermiyorlar, fakat her ikisi de Amerikan Ordusu’nda asker, rütbeli falan yani
Çalıştıkları bölgeye en yakın, adam gibi evlenilecek İstanbul’u bulmuşlar; ne de iyi etmişler.
Tabii ki ardından hazırlıklar:
Bir noktayı belirtmem lazım, Charles’ın elindeki meşhur Arslan sütümüzü ben vermedim, güneş batmadan içmek adetim değildir![]()
Fakat ilginç olan, Charles’ın bizim sokak damak zevkimize hayran olması. Yani inanmayacaksınız; adam işkembeden, midyeye; kokoreçten, lokmaya herşeyi biliyor ve seviyor.
Charles Rakısını alıp ortaköy manzarasına doğru içerken, Sonia da, hazırlıklara devam etti.
ve klasik, Charles da son 5dk. kala hazırlıklarına başladı ![]()
Ve çiftimiz HAZIR!
Buradan The House Hotel yönetimine çok teşekkür etmek istiyorum, harika kareler için bize geceliği binlerce Euro olan Kral Dairesi’ini açtılar!
ve Törenden bir kare:
Ha, unutmadan, malesef törene sevdiklerinden katılabilen olmadı. Hayatımda çektiğim en Sakin ve bir o kadar keyifli günlerden birisydi.
Herşey bittikten sonraki “rahatlama”yı siz de görebiliyor musunuz? ![]()
Teşekkürler Sonia & Charles,
Serkan
Photo Latte Facebook sayfası çok daha hızlı güncelleniyor, Yazısı yazılmamış birçok düğünden kareleri görebilirsiniz,
photo latte facebook shortlink: http://goo.gl/egzow
Bu ne yoğunluk :)
Aug 23rd
Herkese Selam, Özellikle takipçilere…
Fotoğraf çek, işle derken yeniden çek, işleyeme, albüm hazırla…bittim. Ramazna belli ki hafif geçecek, inşallah toparlarım o zamana.
Hikayeleri bir süre yazamyacağım, çünkü yazmış olmak için değil keyifle hatırlansın diye yazıyorum. E yazarken de, yanımda kahve, şarap, manzara vs. olmadan da olmuyor.
Bu yazki fotoğrafların bazıları için Facebook ve Twitter’dan takip edebilirsiniz:
Hoşçakalın,
Serkan
Penny & Hooman (wedding destination Kalkan TURKEY)
Aug 23rd
Herkese Selam,
Epeydir yazmıyordum, elim kaşındı ben de “artık bişeyler yaz blog’a“ diye yorumladım ![]()
Penny ve Hooman Mart ayında beni aradılar, ve temmuz ortasında Kalkan’daki süper lüks villa “White Lodge”da evlendiler.
İkisi de Kanadalı psikiatr. Hooman İran asıllı, Penny’nin d ekökler İskoçya’ya dayanıyor. Herhalde İranlı konuklarında geleceğini düşünerek Türkiye’yi seçmişler, iyi de etmişler. Kalkan’da kocaman bir villa, epey bir arkadaş / akraba…doluşmuşlar; keyifli bir hafta ve sonunda düğün!
Düğün sabahı Kaş Evlendirme dairesinde buluştuk. Herşeyi kitabına göre yapmak istiyorlardı.
Bir de yardımcıları vardı, senelerdir Fethiye’de yaşan bir ingiliz. Görevini harika yerine getirdi, adım adım yönlendirdi, hatta nikah memurunun tavsiyesini dahi elinden geldiğince çevirdi
Memur da biraz şaşkındı tabii, bu tip nikahlar pek sık olmuyordur.
Bugüne kadar çektiğim bütün yabancı düğünlerde, arkadaş ve akrabalar neredeyse herşeyü üstlendiler: Çiçek, makyaj, saç, ütü, getir-götür aklınıza ne gelirse…Aşağıdaki kare herşeyi anlatıyor aslında ![]()
Güne önce nikahla sonra da bitmek bilmeyen hazırlıklarla devam ettik. Devamlı koşturmaca…Tabii elektriğin kesilmesi, 40 derecede klimasız, susuz kalmak “priceless”.
Tek derdimiz sıcaktı, onun dışında herşey keyifliydi. Penny’nin hazırlanması o kadar sürdü ki, akrabalara kısa bir fotoğrafçılık kursu bile verdim yani.
Bu arada Hooman, maşallah çok rahat yani.
Sordum herkes, bu kadar yoğunken bu sakinlik nereden diye, cevap basitti: “We know the right medication
” (kullanılacak doğru ilacı biliyoruz
).
Hazırlıklar biter ve Penny Kapıdan görünür!
Hazırlıklar tamam, konuklar hazır….ve Tören!
Tören tek kelimeyle harikaydı…Bu görüntüye bakarak “dini nikah” havasına kapılmayın. Tek kelime edilmedi, am ao kadar anlamlı konuşmalar vardı ki? Öncelikle törene gelemeyenler, vefat edenler tek tek anıldı. Hayat hakkında, Mevlana’dan pasajlar okundu. Çocuklara nazarlıklı altın takıldı…Herkes sessiz, ciddi (yani kötümser değil, anın anlamından dolayı ciddi), öyle alkış falan da yok damat gelini öpene kadar! Benim bile gözlerim doldu.
“And I pronounce you, Husband & Wife…You may kiss the bride”
Again and again ![]()
![]()
Bir d eufaklığımız vardı, Penny’nin kızı…Düğünün her aşamasında önemli görevleri vardı. Fotoğraflar arasında kaynamasın diye burada belirtmek istedim, henüz okuma bilmediği için ona resimlerden oluşan bir konuşma yapmışlar, Çok Harikaydı, heyecanlıydı ve herkesi ağlattı! “Dear Penny & Hooman, you are so special to me…” ile başlıyordu ve 3 sayfaydı.
Haaaa bir de, Hooman, çok esprili bir sunum yaptı! Penny, İkoçya’dan Hooman’da İrandan olunca iki halkın ne kadar benzediğini göstermek için aşağıdaki slide’ı hazırlamış ![]()
Beğenilerinize!
Serkan
26 yıl sonra, nereden nereye…(Ankara Çukurhan Düğün günü)
Jun 13th
Erdoğan’la tanışmamız 26 yıl öncesine, İzmir’e dayanıyor. İzmir Büyük Dershane’nin mektupçu şubesinde anadolu lisesine hazıralnıyoruz, yaş 12
, cırt cırtlı ayakkabılar daha yeni gelmiş Barçın Spor’a…İkimizde kazanmışız aynı sınıfa düşmüşüz BAL’da. 7yıl’ı anlatırsam cilt cilt kitap olur. Üniversitemiz de aynıydı, sadece bölümler farklı. İstanbul’da ilk yılımızı da aynı evde geçirdik.
Şu “hayat ve tesadüfler” hep şaşırtıyor beni. 26 yıl sonra, Erdoğan’nın düğün fotoğraflarını çekmek gibi mesela. Erdoğan ve Zeynep düğün için, Ankara’nın en güzel mekanlarından birini seçmişti. Çukurhan Otel (Divan grubu işletiyor). Bildiğim kadarıyla Rahmi Koç’ın özel olarak ilgilendiği bir proje. Çukurhan Otel’e 16 Yaşından küçükler alınmıyor. Sebebini mekana girince anlıyorsunuz. Resmen yaşayan bri müze. Odalarda bile antika eserler var. Açık söylemem gerekirse, 100-150 kişilik düğünler için Türkiye’de daha iyi bir mekana rastlamadım.
“Rahat” ve “Sade”lik bu düğünün manşetine çok uyar bence. Herkes herşey konuşulduğu gibi ve zamanında hazır. Benim uçağım bile ilk kez zamanında kalkıyor. Otelde buluşuyoruz. Sağolsunlar bana Çukurhan Otel’in en iyi odalarından birisini ayırmışlar.
Erdoğan’nın damatlığı Vakko’dan; Zeynep’in gelinliği ise çok özel aylar içinde tamamlanmış ve tamamen elişi.
Hazırlıklara MOS Kuaför’de başlandı…Başlandığı gibi de bitti. Yanlış anlamayın, Erdoğan’ın rüzgar gibi geçen ve Zeynep’in “Ben bu adamla evlenmem
” saç stili kirizi dışında pek bir sorunumuz olmadı. Olay şöyle gelişti: Ben tecrübeliyim ya hani bir sürü düğün görmüşüm ya, Erdoğan’a “Abi onların en az 2-3 saati var hadi gidip bişeyler yiyelim” diyorum. 30dk sonra Zeynep arıyor “Ben hazırım” diye…”Nassııı yaniii”. Apar topar iniyoruz kuaföre. Sonuç, aşağıdaki manzara: Kızlar Hazır, Erdoğan’ın saçına yeni başlanıyor.
Erdoğan’ın gün boyu “bi çayımızı içemedik” modu da ayrı bir renk katmadı değil yani (Erdoğan’ın evinde çay, gün doğumuyla başlar, yatana kadar da kaynar).
Sonra hazırlıklara Çukurhan otel’de devam ediyoruz. Erdoğan Benim odamda hazırlanıyor. sohbet muhabet…
Erdoğan’ın bu kadar hızlı hazırlanacağını tahimn etmemiştim açıkçası. Papyonu takmak bana kısmet oldu. daha önce de, acil durumlarda damatların papyonunu takmışlığım var ama taktir edersinizki bu benim için çok anlamlıydı.
Zeynep de yan odada ablası Ayça ile keyifli bir hazırlık içindeydi. Stres de yok denecek kadar azdı diyebilirim.
Ve ikisinin de hazırlığı bitiyor…ilk karşılaşma!. Erdoğan’ı tanırım, bu kadar şaşırdığına nadiren tanık olmuşumdur. Zeynep’in gözündeki parıltıyı da tarif etmeme gerek yok, siz görün.
Hazırlıklar tamam (sayılır), sahne sırası bende…mekanı önceden gezmiş noktalar belirlemiştim. Önce Zeynep’le sonra da beraber çekimlere başladık.
Sonra Zeynep’in gazına gelip, Ankara Kaleiçi Çarşısında kısa bir tur attık, kısa ama keyifli bir turdu.
Çekimleri sağsalim bitirdik…Erdoğan’a da Zeynep’e de kooperasyonlarından dolayı çok çok teşekkür ederim.
Gecenin sonundan atlayamayacağım bir kareyle bitireyim…
Not: Torununun çocuğunu görebilme mertebesine ulaşabilmiş Erdoğan’ın saygıdeğer anneannesi’ne; şu an yüzyaşını aşmasına rağmen, seksenli yaşlarında İstanbul’daki öğrenciliğimin ilk yılında bize annelik yapan Halasına nice uzun sağlıklı ömürler diliyorum.
Sırada, herşey yolunda giderse Emine ve İmran’ı Pakistan’da çekmek var ![]()
Serkan
Gizem & Ferhat & Ağva…Retro “aşk” fotoğrafları
May 17th
Herkese Selam,
Diğer yazılarımda da , e-maillerimde de defalarca bahsettiğim bir konu var: Düğün günü hikaye fotoğrafları çekimi sırasında bazı güçlükler yaşanıyor; en büyük problem ise stress ve zamanlama…Bu sebeple, artık çiftlere konseptini beraber belirlediğimiz çift fotoğrafları öneriyorum. Kafam da o kadar konsept var ki
… Stres = yok, Zaman problemi = yok…izleyin siz karar verin. Hem bu kareler, düğün günü de bize çok faydalı oluyor; çekim artık keyifli ve muhabbetli oluyor.
Gizem ve Ferhat, iş yerinde tanışmışlar, anlaşmışlar, sevmişler ve evlenmeye karar vermişler. Aylar önce görüşmüş ve düğün için anlaşmıştık. Mayıs başı gibi gizem’in aklında bir ampul çakmış “RETROOO” benimkinde de flaş patladı, kendimizi Ağva’da bulduk.
Şimdi fotoğrafçılar kızacak, senin yüzünden yüzlerce kilometre gitmeye başladık diye ![]()
Gizem her türlü detayı düşünmüştü zaten, moda’ya olan merakı çok işe yaradı çekimlerde, hatta bazen benim taleplerime kibarca “hayır” mimikleri yaptı.
Ağva yolu harika, Şile otobanı bittikten sonra virajlarda bir terleme, bulantı başlıyor. Acaba sebebi, arabayı kullanan Ferhat mıydı diye düşünmüyor değilim, Ferhat’ın yüz ifadesi kalan kilometreleri gördükçe bozuluyordu…Açlık da cabası.
Ama helal olsun sana Ferhat, çok yoğun çalışmana rağmen birçok erkek için fotoğraf çektirmek “arıza” sebebiyken; onca yolu tepip harika kareler çektik beraber.
Mekana vardık: http://www.tranquilla.com.tr/
Bizi çok sıcak karşıladılar, hatta bir oda bile verdiler hazırlıklar için. Güzel bir kahvaltımızı yaptık, etrafı keşfettik ve çekimlere başladık.
Hava güzel, güneşli; ideal. Güneş olunca, şu yukarıdaki gibi “flare” kareleri çok seviyorum. Teknik olarak zor açıkçası, sabır istiyor.
Çekim iki parçadan oluşuyordu yeterince ısındıktan sonra RETRO kıyafetlerle tekrar sahneye çıktılar.
Aramızda bir ara marka esprisi döndü durdu, ben de bi şey yakalamayım Ferhat’ın çorabına kadar bulaştım
Belli ki Gizem’in parmağı var kreasyonlarda. Şekerine kadar gayet zevkli ve renkli.
Ha bir de sandal maceramız var tabii. Mekan Ağva olunca sandalsız olmaz…Bulunduğumuz noktanın karşısı da bize gayet iyi fon sağlıyordu. Hassas bir fotoğrafçı olarak en rahatsız olduğum konu “fon”. Ya bi petrol ofisi tabelası ya da kesin Coca Cola arkada bi yerlerde… Tek sorun fiber deniz bisikletleriydi. Ferhat’ın güçlü kolları sayesinde
kayığımızı devamlı doğru açıda tutmayı başardık.
Nedense bu fotoğraflara bakınca seneler sonrası aklıma geliyor, 20-30 yıl sonrası. Bugünleri ve beni hatırlama ihtimalleri.
Son olarak Gizem’in fotoğraflara ilk tepkisi:
“….Serkaaaan İnanamıyorum, hepsi harika!! Sen müthişsin kesinlikle ![]()
Tüm iş arkadaşlarımız fotoğraflara bayıldı. Birazdan aileme göndereceğim linki
O yorgunluğun üzerine bir de hızla çalışıp hepsini işlemişsin… Ne kadar teşekkür etsek azdır, çok çok mutlu ettin bizi
İyi ki o kadar yol tepip Ağva’ya kadar gitmişiz diyorum şimdi
Ellerine sağlık… Çok öpüyoruz seni! …”
Not: Bu kolaj tarzını beğendim, albümlerde de bu sadelikte kullanmayı düşünüyorum. Ne dersiniz?
Kıyafetler:
FERHAT:
pardon az önce annemden Facebook sayfasına güzel bir yorum geldi:
“Nevin Durmusoglu harika şeyler bizim zamanımızda armut gibi sıralarlardı bizi fotoraf çekerken .siz gençler çığır açıyorsunuz .ellerinize sağlık.”
Serkan
Milliyet, Cadde "Evlilik" Eki’ne teşekkürler…
May 3rd
Bir kere 6 yaşımda izmirspor’da jimlastik yaparken Hürriyet’e; bir de Liselerarası Milliyet Müzik Yarışması’nda (Ersan Erdura’ya hayranıyıız muamelesi çekerken) gazeteye çıkmıştım; Milliyet Cadde ekibine bu kısa listede bana da yer verdikleri için teşekkür ederim…(İstanbul’un en iyi düğün fotoğrafçıları); Ha bir de bu ekin çıkmasına vesile olan "Kraliyet Düğünü’ne"