Category Archives: Fotograf Tecrübelerim

Nuriya & Kian (Fransız Bahçeleri Düğün Belgeseli Fotoğrafları)

Bu yazın ilginç çekimlerinden birisiydi. İlginç olacağı belliydi aslında, Nuriya Kazakistan’lı; Kian ise İngiliz bir anne, İspanyol bir babadan ve Shangai’da yaşıyor. Hani 20 yıl önceki filmlerde, köşede tesadüfen tanışmak BÜYÜK tesadüftü ya, buna ne demeli Gülümseme Kazakistan, İspanya, İngiltere, Çin ve Düğün Türkiye’de…

nuriya-kian_009 nuriya-kian_006

Düğünde Dünyanın dört bir tarafından konuklar var, birisi bir konuşma yapıyor; 3-4 dile çevrilmesi gerekiyor. Zaten aileler Dünya’nın uzak yerlerinden; bir de gelenekler var tabii Gülümseme

 

Düğünlerde, “nikah şekeri” dağıtılmasına alışığız. Ben, yabancı düğünleri de çekiyorum; onlarda gelen konuklara şekerden öte bazı küçük hediyeler verilebiliyor.

Bu düğünde, davetli başına 8-10 hediye dağıtıldı. İspanya’da adetmiş, bayanlar rahat dans etsin diye renk renk espadriller; erkeklere de puro. Çocuklara boya seti. Ardından Kazakistan’dan getirilen, her davetliye özel hazırlanmış hediye dolu çantalar.

n&k_011 n&k_010

Hazırlıklar da gene herkes yardımcı oluyor. Saç, Makyaj kendilerine ait.

n&k_440 n&k_441 

Tabii hazırlıklar sırasında, konukların bir kısmının Taksim’de kaybolduğu haberi geliyor. Kazak otobüsü İngilizce bilmiyor; Organizasyon firması harika bir iş çıkartarak olayı sessizce hallediyor. Tamam, hazırızdan sonra, başlıyoruz Fransız Bahçeleri’nde Düğün Çekimlerimize.

 n&k_452  n&k_451  n&k_453

Fransız Bahçeleri, çekim için en beğendiğim mekanlardan. Boğazın kenarı, doğa, devasa ağaçlar, tarihi doku! evime yakın Gülümseme

n&k_096  n&k_097

n&k_107  n&k_159

n&k_208  n&k_217

 

n&k_228

 

n&k_230

 

SDU_7000

 

SDU_7016

Ve düğün töreni ve ilk dans…

n&k_323  n&k_374

n&k_362

n&k_383   n&k_390

n&k_416   n&k_432

n&k_436

Mutlulular Nuriya & Kian!

Serkan

Yabancıların Düğünleri (doğal düğün günü fotoğraflarıyla)

SDU_9741

Herkese Merhabalar,

İlgilenenler bilir, “bütün büyük klasik muzikçiler bir gün caz albümü  yapar” …Çünkü Klasik bir gün kesmez. Fotoğraftaki karşılığı da “Portre”dir. Dağ, taş, manzara bir yere kadar portre çekmeye başlayınca bir daha manzara ile pek işiniz olmuyor.

İşte böyle bir aşamada, “insan” fotoğrafları çekme hevesiyle araştırmaya başladığımda, düğün kareleri dikkatimi çekti, (böyle yazınca havalı oluyor, duyan da kütüphane kütüphane dolaştım sanır; google işte). Gözümün önüne inanın sadece fotoğraf sanatı geldi “$$$” işareetleri değil :) Uluslararası bir orgnaizasyona denk geldim. Dünya’nın en iyi düğün fotoğrafçılarının buluştuğu yer. Üyelik ücreti yüksek ve herkes kabul edilmiyor. Onlar sayesinde vizyonumu genişleten birçok fotoğrafçı arkadaşım oldu, ve epey de yabancı düğünü çekme fırsatım.

Sitelerini  ziyaret ettiğinizde, heyecan basıyor, hemen gidip 3-5 düğün çekeyim istiyorsunuz. Harika kareler var. Ben de çekimlerde hatırlatma amaçlı güzel bir poz listesi hazırlamıştım. Daha doğrusu “an”lar listesi. hayalim, ödüllü karelere yakın anlar yakalamaktı. Hayal diyorum, Çünkü bizim “modern” düğünlerde böyle doğal kareler yakalamak için az fırsatınız oluyor.

Geçen yıllar boyunca, birçok yerli birçok da yabancı düğünü çekme fırsatım oldu. Dikkatimi çeken bazı anları not etmek istedim…

Hazırlıklar:

Bizde, hazırlıklar profesyonel bir ekip tarafında yapılıyor (Kuaför, Makyöz vs.). Önceden provalar yapılıyor ki düğün günü gözler dolmasın diye (dolanı da çok gördüm bu arada).

Onlarda, durum biraz daha farklı. Bütün hazırlıklar, arkadaşlar ve aile tarafından yapılıyor.

D7K_5272

 

 

Örneğin Amy ve Steven’ın düğünündeki şu kareye iyi bakın. Buketi Hazırlayan Amy’nin Annesi ve (sıkı durun) saçını yapan da kayınvalidesi. Türkiye’de, bir düğün hazırlığı sırasında kayınvalide geline 5metre’den fazla yaklaşır mı bilmiyorum? Gülümseme

Sonrasında Amy makyajını kendisi yaptı. Hem de, kutunun üzerindeki basit  tarifi okuyarak.

 

 

 

penny-hooman_0041

 

 

 

Diğer bir kare de Penny ve Hooman düğününden. Herkes birbirinin saçını yapıyor.

 

 

 

 

 

 

Tabii ki bu süreçte, onlarda gelin ve damadın birbirlerini görmesi KESİNLİKLE yasak. Bizim düğünlerde, malesef o günün bütün sorumlusu onlar olduğu için; normalde görüşmedikleri kadar görüşüyor oluyorlar Gülümseme

Hazırlıklardan sonra bizde Dış Çekim’e, Onlar da ise Tören’e geçiliyor. Yabancı düğünlerinde, dış çekim tören sonrası, Kokteyl öncesi yapılıyor.

Tören:

Yazımın başındaki kareker, iki törene ait aslında. En büyük fark tören kısmında. Filmlerde gördüğünüz gibi uzun uzuuun tören yapıyorlar. Düğün töreni, çok duygusal, ciddi bir tören. Töreni yöneten (ki bu her zaman dini birisi olmak zorunda değil, ve kimsenin verdiği yetkiye de dayanmıyorGülümseme ).

Bizdeki tören, nikah memurunun Hakim edasıyla giydiği cüppe, ve yaptığı bayağı konuşma ve sonunda çiftin ağzından çıkan “evet””evet”le sona eriyor. Törene de çift el ele geliyor zaten.

yabancı düğünlerinde, bilirsiniz, bütün misafirler  damat, Best man ve nedimeler hazır beklerken; gelinin babası gelini uzun ve güzel bir yürüşle getiriyor. Çok şahit oldum, o yürüyüş o kadar önemli ve duygusal ki. Damat, bi kere kıpır kıpır. Gelinin babası, mümkün olduğunca yavaş; gelin de yavaş gitmek istiyor. Uzun uzun konuşuyorlar, gülümsüyorlar, bakışıyorlar. Bir nevi, veda aslında. Duygular karmaşık.

A&S_100D7K_5283D7K_5284D7K_5285

SDU_1564

Sonra her ülkenin geleneklerine göre tören devam ediyor. Töreni yöneten, çoğu zaman çok anlamlı ve “çifte özel” bir konuşma yapıyor. Geçen sene, Penny ve Hooman’ın düğünündeki konuşma “bu topraklarda…” diye başlayıp, Mevlana ve Yunus Emre “aşk” içerikli bir konuşmayla devam etmişti ve harikaydı!

Bana özel gelen, çiftin, o kadar yakınları oradayken birbirlerine hitaben söyledikleri ve verdikleri söz. Bizdeki gibi “evet, evet” değil yani. Yiyosa, o konuşmayı gözlerinin içine baka baka yapmak hem cesaret hem de sorumluluk istiyor. O kadar insan içinde, söz verip sonra yerin getirmemek!!! zor. Bu arada, bütün bu tören boyunca, alkış, tezahürat yok. tam bir sessizlik.

Bazıları aşklarını temsilen kumları karıştırıyor, bazıları ateş yakıyor, bazıları da birbirlerine bağlı kurdeleyi kesiyor. ama hepsinin sonu “You may kiss the Bride” ile bitiyor Gülümsemep&b_229

O andan itibaren, film kopuyor zaten, herkes birbirini tebrik ediyor; kahkahalar, muhabbet…

SDU_9759 SDU_9782

Artık tören bittiği için stres yok. Biz de geçiyoruz rahat rahat çekim yapmaya…Bizde, tören öncesi çekim olduğu için, malesef stres eksik olmuyor. Törene yetişeceğiz diye, çekime sadece 25 dakika kaldığını bilirim.

Çekimlerden sonra, kokteyl’e katılıp, bol bira tüketilip yemeğe geçiliyor.

p&b_373p&b_269

 

Yemekte, bir süre sonra, Önce Gelinin babası “Damada, ailesine hoşgeldin” konuşması yapıyor, ardından damat ve best man konuşmalar yapıyorlar. Baba, genelde, bebekliğinden itibaren yaşanan, duygusal, komik ve önemli anlardan bahsediyor. Bri bakıyorsunuz, gülmekten yerlerdeler, bir bakıyorsunuz göz yaşlarına mendil dayanmıyor. Espriler Cem Yılmaz’ı aratmıyor bu arada. Arada kirli çamaşırlar da çıkıyor tabii…

p&b_493SDU_0201

 

O noktadan sonra, artık film gerçekten kopuyor.

SDU_0088SDU_0108SDU_0118

(Amy’lerin düğününde, İskoçya’dan gelen özel şarap karışımından herkes (ben dahil) nasibini almıştı.

SDU_0238p&b_563

Genel olarak bakıldığında, bizdeki düğünler çift için değil misafirler için yapılıyor. Onlarda, Çiftin özel bir gün geçirebilmesi için herkes seferber oluyor. Bizde, Çift gece dahil gün boyu uğraşıyor.

Son zamanlarda, bizim düğünlerde de benzer törenler gerçekleşmeye başladı. Konuşmalar yapılıyor, gelini baba getiyor…birçok insan özenti gözüyle baksa da, kesinlikle öyle bakmıyorum. Ortada hiçbir tören olmamasındansa, olaya bir tören havası katan en ufak birşeye bile desteğim sonsuz.

(Çiğdem ve Kaan’ın düğününden…Arkadaşlarının sadece gitarla çaldığı harika müzik eşliğinde, tören yerine geliyorlar).

c&k_265c&k_267

Ek:

Bu yazıya bir ek yapmak istedim. Geçen yaz, Nuriya (Kazakistan)-Kian (Ispanya) düğünlerini çekmiştim. Kazaklarda da ilginç gelenekler var. Yemeğe geçildiğinde pek fotoğraf çekmem (özel bir an yoksa). Tam yemeğe başladık, Nuriya’nın arkadaşları bir telaş beni arıyorlar. Çok önemli bir an diye fellik fellik beni arıyorlar.

Photo-Latte Turkey Wedding Photography

 

Herkese keyifli günler,

Serkan

Türkiye’de Yabancı Düğünleri -2012/ Foreigner Wedding Photos in Turkey of summer 2012 #2

Bu seferki düğün de Kekova Kaleköy’den…Peren & Ben.

SDU_1251

Birçok yabancı düğünü çektim fakat ilk kez böyle Bride’s Maid, Best Man kıvamında çekim yaptım.

Günün en keyifsiz kısmı yolculuktu. Antalya’dan tam 3.5 saatte varabildim…mola vermeden! Ama sonra, mekana küçük bir tekne ile devam etmek paha biçilmezdi.

Kaleköy’ü bilirsiniz, ortalıkta öyle yıldızlı oteller yok, sadece Pansiyonlar. Hazırlıklarda birkaç pansiyonda aynı anda devam ediyordu.

SDU_1352-2  SDU_1404  SDU_1507

Açık konuşmak gerekirse, yabancı düğünlerinde hemen herşeyi kendileri hazırlamaları çok hoşuma gidiyor. Buketi bir arkadaşı, saçı birisi,  makyajı birisi…Düğünün ve heyecanın bir parçası olmak insanları da onurlandırıyor.

Tabii bazen rahatlıkları beni de kasmıyor değil. Örneğin, tören 4:00’te; Steven saat 3:30’da ben biraz kestireyim dedi. Abi ne zaman giyineceksin falan …hooop yattı adam. Tabii sonra resmen tam 5 dakikada hazırlanıp koşarak, dağ tepe aşarak tören alanına…

SDU_1429 Yürüdüğümüz yerleri görseniz, o sıcakta.  Tabii ben bir sırt çantasi ve bir fotoğraf bavulu…koşturup önden çekim yapacağım diye ne hallerdeyim.

Sonra harika bir seremoni, Cihan Ünal’dan Şiirler ve “You may kiss the bride!”

SDU_1564  SDU_1667-2

p&b_192p&b_223

Teşekkürler Peren & Ben!

SDU_1991  SDU_1996  SDU_2022

SDU_2035

SDU_1926   SDU_1977

Türkiye’de Yabancı Düğün Fotoğrafları -2012/ Foreigner Wedding Photos in Turkey of Summer 2012 #1

SDU_9885-2  A&S_008  A&S_017

(Amy & Steven)

Bu sezon yabancı çiftler ile ilgili yoğun geçiyor Gülümseme ve de keyifli.

Amy-Steven (İskoçya)

Onlarla Beldibi’nde buluştuk, tören ve düğün Paloma Resort’ta oldu. Uçak yol vesaire derken Otel’e vardım. Tabii epey zaman var derken “Hamam’a gidiyoruz istersen sen de gel?” dediler. karar vermem pek de uzun sürmedi Gülümseme bu arada, hamamda çekim yapmak ne zormuş!

A&S_024

Ekip tabii İskoçyalı, yani Almanca konuşsalar daha iyi anlayacağım. Hatta içlerinden birisi, “burası çok güzel bir yer ama malesef çok az kişi İngilizce biliyor” dedi Gülümseme 

İskoçlarla daha önce tam bir gün geçirmemiştim, çok keyifli, muhabbetli ve samimi insanlar. Her yabancı düğününde olduğu gibi, bir sanatçı gibi karşılandım, masam hazırdı, ikramlarım tamdı. Hatta, Hediye edilen özel viskilerden konuklardan birisine kalmadı, bana verdiler.

A&S_054

 

Amy ve Steven, baştan sona çok kooperatiftiler…Ne dediysem “OK” hatta, aşağıdaki poz için, gecenin bir vakti, hadi iskeleye gidelim dediğimde, resmen koşarak geldiler.

A&S_300

A&S_017  A&S_100  A&S_142

A&S_207

Teşekkürler Amy & Steven!

Beyoğlu’nda düğün fotoğrafları

 

SDU_7743

Fotoğraf işinde beni en heyecanlandıran “yeni” bişeyler çekebilmek. Bütün Üniversite hayatım, ders saatleri hariç Beyoğlu’nda geçmiş olsa da (evim dahil) ilk kez Beyoğlu’nda gelin ve damat çekiyorum. yukarıda geçen tramvaya ayrıca teşekkür etmek istiyorum, Hep hayalimdeydi bu kare!…

İsimlerini belirtmemi rica ettiler, o yüzden gelinimizin adı “V” damadımızın ki “G”.

Ne romantik değil mi? “Ayyy, Beyoğlu’nda düğün fotoğrafları…” Literatüre yeni bir söz katmak istioyrum: “her güzel fotoğrafın arkasında, kan, ter, gözyaşı vardır; eğer mekan Beyoğlu ise birçok yerinde de tinerciler vardır”.

Evet zordu. Hele gelin ve damat çok iyimser ve yabancı olunca. Simitçisinden, kestanecisine; temizlikçiden öğrenciye HERKES bahşiş istedi. Hadi bunlara alıştık “dergiye çekiyoruz oğlum, bunlar evli değil!” ile geçiştirmeye çalıştık ama, gelin Japon asıllı olunc afotoğraf çektirmek isteyen araplara ne demeli. Bizdeki nezaket onlarda hiç yok. Bodoslama fotoğrafın içine (hadi kibar söyleyeyim) dalıyorlar. Bir de, herhalde alışmışlar uzun gelinliklere, istisnasız herkes “Gelin mi?” diye sordu…Artık dayanamadım “Yok Alman Hastanesi’nde Hemşire” dedim Gülümseme

SDU_7716-2SDU_7720-2

Hayatında pasaport hariç profesyonel fotoğraf çektirmemiş insanlarla çekim yapmak çok zor. aslında 10 yıllık modellerle bile çok zor, he rçifte söylüyorum. Burada olay, günü “muhabbetli” geçirmek, kooperatif olmak. gerisi geliyor işte.

 

Gelelim aşağıdaki karenin Hikakesine:

SDU_7773

Fotoğraf çekiminde, spontane olmayı çok seviyorum. Tabii ki aklımda mekanlar oluyor; pozlar oluyor. Ama zaman olunca, işte böyle dalıyoruz eski bir hana. Tuhaf şeyler satan bir dükkan bulduk, dükkan açık ama sahibi yok; adam resmen yok. Aradık, taradık bağırdık çağırdık yok yani. Neyse oranın girişind eçektikten sonra; güzel bir balkon vardı orada çekim yapmak istedim. Kapıcı “Abi siz bir iki kare çekiyorsunuz diye ses çıkartmadım, ama başka kareler için yönetimden izin almanız gerekli” dedi. Gayet normal. Muhtemelen gelen çok oluyordur! Poz o kadar aklımda kaldı ki, “peki, yönetimle nasıl görüşebiliriz” dedim, eleman “benimle görüşmeniz lazım” dedi. Ey Türk Milleti yaaa…Türk milleti candır! Hastasıyız.

“50 TL vereyim” dedim, “cepten vereceğim bak” da dedim. 100TL dedi eleman! Ulen, 5dk sürmeyecek, 50 TL cebe atacaksın! Çektirtmedi, rahatsız.

 

Neyse, Han’dan çıktık, Türki Milleti’nin “congratulations” ile imtahanına geldi sıra.

SDU_7755

Yol boyu, bir “sürü” insan para istedi. Hani düğün bahşişini bilirim, keyiflidir de; hem alması hem de vermesi. Ama, gelinen şu noktaya ne demeli “Abi bi tercüme etsene, memlekete gideceğiz, Otogar’a bile gidecek paramız yok, bize 50 lira versinler!”. Bo de o kadar emin ki “olmaz diyince” , “Niye olmuyomuş” diye soruyor. “V”ye d eo kadar söyledim, üzerine bir mont vs. al diye! Kardeşim, central Park değil ki burası, Beyoğlu.

Galata’ya geldik. Kuleye bakan binadaki Grafiti malesef kalkmış, yeni bina, yapıyorlar. Üzüldüm. Ara sokaklara daldık. "Alakasız binadan çıkan süzme vatandaş “çekim yasssssak” dedi…yutkundum. Önündeki demir kapıda çekim yapacaktık, o kadar.

Biz de başka demir kapı bulduk!

SDU_7818SDU_7850

Asıl bir hikaye var ki, anlatmayacağıma söz verdim detayları veremeyeceğim. Ama, Biraz ipucu vermekte sorun yok herhalde Gülümseme

Evet, Galata yolunda, “G” burada çok güzel bir sokak var, baloncular falan var dedi, bir bakayım dedi, ve sokağı bulmuş, bir koşu geldi. Açıkçası o sokaktan hiç girmemişim; girişte bir farklılık hissediyorsunuz; “allah allah burada hamamın ne işi var” gibi, bir de “Emanetçi” diye bir kulube gördüm; şimşekler çaktı tabii. Işık, mışık diyip koşarak uzaklaştırdım Gülümseme 

 

Yani her çekimin, gerçekten çok farklı hikayesi oluyor, kitap yazsam mı ne dersiniz???

 

Not: Bu arada “G”, Steve Mc Curry’nin asistanlığını yapmış, ve beni seçtiler…Sonra, onları Ara Cafe’ye götürdüm, çok etkilendiler.

facebook Sayfam:

www.facebook.com/photolatte.serkan

twitter: @photolatte

Hoşçakalın,

Serkan

Divan Kurucesme’de sade bir düğün ve benim Hayalimdeki düğün fotoğrafı!

Heeerkese selam,

Epey oldu yazmayalı.

Bir düğünün hikayesi yoksa; ve karelerde tekrar varsa pek yazasım gelmiyor.  Ama bu seferki farklı. Bir diğer konu da, benim 3 yıldır çekmeyi hedeflediğim, ama uygun bir çift/an  bulamadığım kare…Yazının sonunda.

-fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayın. İzinsiz kimsenin yazısını ya da fotoğrafını yayınlamıyorum, korkmayın:)

SDU_7220

Öncelikle işin en başını aktarayım. Demet, internette her medeni gelin adayı gibi iyi bir fotoğrafçı arıyor; beni buluyor ve kareleri çok beğeniyor. Koray’a iletiyor…ve Koray’dan gelen ilk tepki: "Aaa bu bizim Serkan..!" Koray’la BAL’dan aynı dönemiz, hatta ortaokul atletizm takımındaydık. 4x100m’de madalyamız bile var. Hey gidi günler heey!. Aradan 20 yıla yakın süre geçmiş; o neler neler; ben neler neler yaşamışım ve ardından bu harika tesadüf.

Ne yalan söyleyeyim, ilk kez bir arkadaşımı profesyonel olarak çekecektim. "Arkadaş çekmek" keyifli gibi görünse de, biraz da stressli açıkçası; sorumluluk büyük :) Neyse ki, Koray da Demet de, hem çok rahat, hem de çok kooperatifti.

Unutmadan, daha ilginç bir tesadüfü de belirtmeden geçemeyeceğim. Aynı atletizm takımından 2 kişi daha önümüzdeki aylarda evleniyor, umarım hayra alamettir :)

Koray ve Demet ile, haftalar önce buluşmak istememize, onlarca mesaja rağmen düğünden 1 hafta önce Kanyon’da buluşabildik. Fotoğraf dışında birçok tecrübemi de paylaşmıştım.  Ve hazırlıkları çekmek için düğün günü evlerinin önüne geldiğimde; Demet yalnız başına kuaföre gitmeye çalışıyordu (Koray ortalarda yok, pek de olacak gibi değildi).

Demet, makul, planlı ve bu düğün işini gönlünce ama abartmadan yaşamak isteyen "ideal" gelin bana göre :)  Koray da annesiyle kuaföre ulaştı, İlk kez Kuaför’de "geyik" yapabileceğim bir arkadaşım oldu. Genelde bi süre sonra sıkılıyorum; yani bir erkek kuaförüne giden bir bayanın düşünün; onun gibi. Bazı bayanlar, elimde kamerayı görünce, iyice uzak durmak istiyorlar. Görüntülenmek istedikleri son yer kuaför :)

İlk girdiğimde, burada nerde çekim yapacağım kaygım vardı ama bir köşe vardı ki, durumu orası kurtardı (iplerin sarktığı kare). Kuaförde çekimin en zor yanı, etrafta bir sürü fotoğrafa girmesini istemediğiniz şeylerin olması. Nescafe makinası, sigara içilmez yazısı, fondaki pedikür vs.

SDU_6809 SDU_6882 SDU_6838SDU_6872

Çift’le bizzat Trinity’nin sahibi Özcan Çolak ilgilendi, Kanoyn’da da yerleri var Trio. Hatta, Koray’ın saçını bile o yaptı. Koray, bir ara, yapılan muamelelerden olacak, dehşet içindeydi ama; düğünde en çok konuşulan saçı ve ayakkabısıydı (Ben de alacağım, Sarar’dan almış, inşallah Rugan olmayanı da vardır). Tabii, Demet’in ayakkabısı düğünden sonra da konuşulacak gibi :)

Demetin rahatlığını şöyle anlatmak isterim:Duvağı 4 kere mi hatırlattım bilemiyorum :)

SDU_6928

Bu arada, planda "Topkapı Sarayı"na gitmek de var(dı). Ben üzülmesinler diye söylemedim ama bir gece önce 1’lere kadar Topkapı sarayını araştırdım, nerede neler çekebilirim diye; notlar falan aldım. Ama yapacak birşey yok, hava o kadar bozuktu ki…

Hazırlıklar bitti, Koraylara gittik. Evde Demet’in annesinden harika zeytinyağlılar.

Detaylar:

SDU_6977 SDU_6962

Bu yüzük detayları bugüne kadar çektiğim en ilginç yüzük karelerinden birisiydi. Görür görmez, "bunlar bana lazım diyip" kaçırdım. Fotoğraflar, Demet’in anne ve babasının nikah töreninden.

SDU_6999

Sıra evdeki hazırlıklara geldi.

Gelinlik, Vakko  Wedding – Pronovias’tı ve harikaydı. Gerçekten harikaydı, yazılarımdan beni tanımışsınızdır; samimiyim.

SDU_7036 SDU_7005 SDU_7021

Hava kötü dışarı çıkamadık, tek umudum açıkçası "mekan"dı. Divan Kuruçeşme’ye Internet’ten baktım, fena görünmüyordu; fakat çekim hayal ettiğim kocaman girişte 10 tane çelenk!!! Bittiğim an. Özellikle Divan Kuruçeşme’d eçekilmiş karelere bakmaya çalıştım; fakat ilham verici pek birşeye rastlamadım.

Meşhur mekanlarda, o kadar para verilmesine rağmen İstanbul’un telaşını, kargaşasını aynen yaşatıyor insana. Koray’ların düğünden önce, ve aynı anda mekandaki diğer salonlarda 3 etkinlik daha vardı. Hatta bizim oda doluydu geldiğimizde.

Başta Demet’i, hiçbir stres yaratmadığı için kutluyorum; ben olsam, erkek halimle arıza çıkartmıştım, kesin.

Divan’daki salon, küçük ama çok şıktı. Yanılmıyorsam adı "Antik salon". Eski bir bizans limanına ait. Şıklığın büyük bir kısmı da aslında Demet’in elinden…Harika şamdanlar, küçük saksılarda orkide’ler…

Benim için en önemli konu; doku ve ışık. Burada ikisi de vardı:

SDU_7130 SDU_7088 SDU_7099

Bu arada, Koray da "ben hiç fotojenik değilim, fotoğraf çektiremem" damatlardan.

SDU_7204 SDU_7113 SDU_7124

SDU_7183

Sonrasında mekan temsilcilerinden fırçamızı yiyip, odamıza çekildik. Arkadaşlar, ve özellikle jack; Jack Daniels, herkes yumuşattı:)

SDU_7270  SDU_7237

Öncesi… :)image   Sonrası… SDU_7273

Ben tabii, kpır kıpırım…İçin içim yiyor. Çünkü girişte bir kavşak var; ve o soğukta Koray ve Demet’in Yolun tam ortasına çıkıp, bana poz vermelerini isteyeceğim. Pozdan da emin değilim, zor bir poz. Yani işin içinde çift olmasa, hiç sorun değil ama…Jack’in çok yardımı oldu gibi. Demet neredeyse koşarak geldi çekime…Ve başta dediğim 3 yıldır beklediğim shot!

SDU_7311_1

Bu poz için, sağdan ve soldan aynı anda araç geçmesi; Korayların da hiç hareket etmemeleri gerekiyor. İster inanın ister inanmayın; Resmen hiç araç geçmez oldu! En sonunda, bir Halk otobüsü ufukta göründü. Hayatımda hiç halk otobüsü görünce bu kadar sevineceğimi sanmazdım :))

Koray, Demet; Size kocaman teşekkürler & ömür boyu mutluluklar!

Serkan

Alev & Alex Bodrum’da bir yaz düğünü/ Summer wedding in Bodrum Turkey

Genelde çalışacağım (yok çalışmak olmadı, tanışacağım) çiftlerin önceden fotoğraflarını istiyorum. Bir nevi sanal tanışma gibi, görsel olarak hazırlıyorum kendimi. Alex ve Alev’in karelerini görünce kendimi x2 şanslı hissettim. Bu sene Sonia & Charles’dan sonra  2. çift  Gülümseme

Alev-Alex_0090

Gene her zamanki nezaketleriyle, Otel, araç, günün takvimi harika bir şekilde organize edilmişti. Özellikle Alex’e de tam destek vermesi konusunda “kesin” görev verilmişti. tekrar teşekkürler Alex.

Alev ve Alex Belçika’da yaşıyorlar. Buraya kadar biraz ilginç ama alışıldık. Fakat, Alex’in annesi Rus ve babası Angola’lı, Belçika’da yaşayıp bir Türk’le evleniyor…Halay da çekiyor, harmandalı da. ama en sağlam reggae yapıyor!

Egeliyim ama İstanbul’a iyice alışmışım anlaşılan. 17 Eylül’de serin olabilir diye düşünmüştüm; 36 derece gösteriyordu araba Gülümseme Yanımda o kadar çok malzeme taşıyorum ki, bazen bir şort, mayo bile fazla olabiliyor. Mayom yoktu ama şortum vardı allahtan.

Hazırlıklarla başladık güne, aşağıdaki kareler de “poz” değil, Alex gerçekten kravatı bağlamaya çalışıyordu, daha doğrusu benim bağladığım kravatın boyunu ayarlıyordu Gülümseme

Alev-Alex_0282Alev-Alex_0285

Alev-Alex_0289

Alev-Alex_0056Alev-Alex_0058

Hazırlıktan bir sürü kare var, o günü yaşayan için özel kareler; ama burada tekrarlardan kaçınmaya çalışıyorum.

Herşey yolunda gibi giderken, “zaman” denen şey tıkır tıkırdan öte hızla ilerliyordu, Alev, saati her sorduğunda yarım saat geçmiş oluyordu. Çiftler bilir, en çok uyardığım konu gün ile ilgili “zaman ayarlaması”. %95 şaşar!!! Aklımızda, bodrumun dar sokaklarında çekimler yapmak gibi romantik fikirler vardı. ve inanmazsınız çekim için sadece 45dakikamız kalmıştı. ÇOK ÇOK şanslıyız ki, değirmenler otele tam 2 dakika uzaklıktaydı. Gittik, çektik!

Alev-Alex_0300

Alev-Alex_0124

Alev-Alex_0150Alev-Alex_0167

Alev-Alex_0204

Alev-Alex_0158

Alev-Alex_0136

Alev-Alex_0217

Alev-Alex_0301

 

 

Umarım beğendiniz. Açık konuşayım, megalomanlık gibi gelmesin, beni de heyecanlandırdı.

Haaa, bir de bu romantik romantik kareleri çekmek için ne hallere girdik  (Hadi ben sorun değil de, özellikle Alev) bi bilseniz, özel desteği için karedeki akrabaları Ramazan’a teşekkürler.

Alev ve Alex’e sonsuz teşekkürler. Onları bu yazın en cesur çifti ilan ediyorum!

Alev-Alex_0415

Sonia & Charles @ The House Hotel Bosphorus Ortaköy

Herkese selam,

Ekim’de kafa izni verdim kendimeGülümseme

Bu yazın düğün işleri bittikçe ben de yavaş yavaş Blog’a yazılar eklemeye başlayacağım.

Sıradaki çiftimiz Sonia & Charles. Hikayeleri bir yana, The House Hotel Bosphorus’un ilk resmi düğününü/nikahını gerçekleştirdiler. E ben de o mekanın ilk fotoğrafçısı oldum GülümsemeGülümseme

 

Çekimlere hazırlıklar öncesi, Ortaköy’de ısınma turlarıyla başladık.

sonia-charles_0071sonia-charles_0028sonia-charles_0055

 

“Isınma çekimleri” çok çok önemli, eğer vakit ve nakit varsa tabii.  Çünkü, gelinlik ve damatlık giyindikten sonra öyle bir ağırlık ve stres çöküyor ki, bi de kameraya ısınmayla uğraşmak; zaman zaman zorlayabiliyor. Fakat, görüldüğü gibi Sonia da , Charles da; ısınık gelmişler Gülümseme

 

Pek göstermiyorlar, fakat her ikisi de Amerikan Ordusu’nda asker, rütbeli falan yani Gülümseme Çalıştıkları bölgeye en yakın, adam gibi evlenilecek İstanbul’u bulmuşlar; ne de iyi etmişler.

Tabii ki ardından hazırlıklar:

 

sonia-charles_0120 Bir noktayı belirtmem lazım, Charles’ın elindeki meşhur Arslan sütümüzü ben vermedim, güneş batmadan içmek adetim değildirGöz kırpan gülümseme

Fakat ilginç olan, Charles’ın bizim sokak damak zevkimize hayran olması. Yani inanmayacaksınız; adam işkembeden, midyeye; kokoreçten, lokmaya herşeyi biliyor ve seviyor.

Charles Rakısını alıp ortaköy manzarasına doğru içerken, Sonia da, hazırlıklara devam etti.

 

 

 

sonia-charles_0124sonia-charles_0172

ve klasik, Charles da son 5dk. kala hazırlıklarına başladı Gülümseme

sonia-charles_0159sonia-charles_0164

 

Ve çiftimiz HAZIR!

sonia-charles_0315sonia-charles_0185

Buradan The House Hotel yönetimine çok teşekkür etmek istiyorum, harika kareler için bize geceliği binlerce Euro olan Kral Dairesi’ini açtılar!

sonia-charles_0370sonia-charles_0382sonia-charles_0393sonia-charles_0404sonia-charles_0414

 

ve Törenden bir kare:

Ha, unutmadan, malesef törene sevdiklerinden katılabilen olmadı. Hayatımda çektiğim en Sakin ve bir o kadar keyifli günlerden birisydi.

sonia-charles_0297

 

Herşey bittikten sonraki “rahatlama”yı siz de görebiliyor musunuz? Gülümseme

sonia-charles_0423

 

Teşekkürler Sonia & Charles,

Serkan

Photo Latte Facebook sayfası çok daha hızlı güncelleniyor, Yazısı yazılmamış birçok düğünden kareleri görebilirsiniz,

photo latte facebook shortlink: http://goo.gl/egzow

Ilke ve Eral’ın “yeşil” düğünü (Kıbrıs Korineum ’da düğün günü ve fotoğrafları)

(Fotoğrafların büyük hali için üzerine tıklayın, photo latte fotoğraflar için: www.photo-latte.com)

Favori fotoğrafımla başlayayım:

SDU_7857

 

Cumartesi sabahı 4:30’da kalkıp, sessizce evden çıktım.

SDU_7535 SDU_7538

Ilke’nin bana verdiği çok önemli bir görev vardı: Havalimanında orkestra bulunacak, sağda solda uyuya kalmışlarsa uyandırılacaklar. Çünkü bir gece önce de çalmışlar. Düğün öyle birşey ki, istediğiniz kadar planlayın; mutlaka bişeyler ters gidebiliyor; çünkü "insan"larla berabersiniz malesef. Bazen yolda kalan bir gelin arabası, ya da hiiiiç beklenmedik tarzda bir buket; bazen nikahı terkeden kayınvalide…(based on true stories).

Neyse, fellik fellik dolanırken elinde flüt çantası ile birisini gördüm; ve o kadar emindim ki. "Ilke’lerin düğününe değil mi?" diye atladım. Öyle bir baktı ki adam bana; muhtemelen saygın bir sanatçıydı, gene de kibarca "hayır" diyebilirdi. Bir sonrakinde keman çantası vardı; ona gittim. Bu seferki gülümseyerek "hayır" dedi. Artık dedim karizmayı daha fazla çizdirmenin anlamı yok. Meğer Candan Erçetin’in bir açılış konseri varmış, orkestra tabii 30 kişi; iyi daha fazla devam etmemişim.

Korenium’a vardık, yol keyifliydi, hava çok sıcaktı. Ilke’leri beklerken biraz dinlendim; son hazırlıkları kontrol ettim. Golf sahasını ve doğayı gezdim; muhtemel çekimler için. Doğası harika, bir sürü golf oynayan insan. Sabahları 6’da daha kalabalık oluyormuş :)

Ilke’nin hazırlıkları başladı, etrafta arkadaşlar, akrabalar…Bir şenlik havası. Tabii "şenlik" havasına İlke’nin içtiği o limonlu şeyin katkısı oldu mu bilmiyorum :) (İlke, tarifini verirsen diğer gelinlerle de paylaşmak isterim).

Sonra Eral’a bir uğradım. Buradan bütün damatlara sesleniyorum: "Ben 5dk.’da hazırlanırım" demeyin. Herşey 5dakikada oluyor; ama kuşak ve papyon yarım saat alabiliyor. Eral’ın babası neyse ki profesyoneldi bu konuda. Kendisinin taktığı papyon da hatırası olan ve yaklaşık 50 yıllık bir papyonmuş, ne mutlu ona.

SDU_7670 SDU_7676

SDU_7707 SDU_7680 SDU_7698

 

Bir de düğünü çok özel kılan Eral’ın dedesinin 50+ yıllık arabası, yanılmıyorsam 1955 Model Wonselen marka arabası.

SDU_7626  

SDU_7531

SDU_7540

Arabayı düğüne yetiştirmek için bütün Kıbrıs seferber olmuş. Motoru şu yaptı, aynayı şu halleti ; herkes konuşuyor :) Neyse, en riskli görev tabii Eral’ın: Lefkoşa’dan Girne’ye arabayı sağsalim, hem de düğün günü getirmek. Biraz zorlanmamış değil, ama getirebildi.

Ilke’nin ve maid’lerin hazırlığı bitti bitecek. Programda hafif bir kayma var; ama dert değil. birden Eral belirdi kapıda, o ilk an:

SDU_7726

Ve Geleneklere göre nazara karşı "zeytin dalı" yakma…Dumanından ben de üzerime üzerime bol bol aldım. Çünkü bu hafta yurtdışına bir konsere gidiyoruz; açık havada, ve o tarih yağmurlu görünüyor. H abir de unutmadan, Ilke’lerde bir haftada 2-3 ayna kendiliğinden kırılmış; en son bir gece önce takılan kocaman boy aynası gecenin bir yarısı "Baaaaam"…

 

SDU_7728

Nazarları da üzerimizden attıktan sonra başladık dış çekimlere. Birer "Buggy"ye atladık, sahne bizimdi. Çekimler, tören, ilk dans, derken keyifli, akdenizli bir düğündü İlke ve Eral’ın ki.

Mutlu, sağlıklı, dip dibe bir hayat dileğiyle…

Serkan

 

SDU_7723 SDU_7520 SDU_7546 SDU_7558 SDU_7568 SDU_7651 SDU_7659  SDU_7760 SDU_7782 SDU_7786 SDU_7796 SDU_7809 SDU_7817 SDU_7825 SDU_7826 SDU_7904 SDU_7929 SDU_7940 SDU_7944 SDU_7950 SDU_7957 SDU_7980 SDU_8019 SDU_8160 SDU_8204SDU_8272

istanbul boğazı’nda eğlenceli bir çift

(Fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayın).

Genelde çekim öncesi, eğer mekan uygun değilse (ya da izin verilmiyorsa) çiftlerle “mekan seçimi” konusunda uzun uzun düşünürüz.  Tabii düğünlerin yazın ve, haftasonları olduğunu düşünürseniz (ve bir an Cumartesi Pazar, Yıldızparkı, Emirgan Parkı, çeşitli beach’lerin, sahil trafiğinin halini de eklerseniz) seçim yapmak çok zor oluyor.

Selen’in seçimi doğal ortam yerine, daha çok eski arnavut kaldırımlı ara sokaklar oldu, iyi ki de olmuş; yer ararken çok güzel (gizli) bir ara sokak bulduk. Vallahi kimseye söylemeyeceğim; cılkı çıkıyor sonra).

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_315

Neyse hazırlıklara Kanoyn’daki Harvey Nichols’ın kuaföründe başladık. Çok kibarlardı (yanlış anlamayın “kibar” demek istemedim). Kahvemizi içtik, hazırlıklar başladı. En iyi kuaförde bile, en kızdığım şey fonda “BUARADA SİGARA İÇMEK YASAKTIR, CEZASI…” yazısı. Allahtan burada yoktu, sonra uğraş dur photoshop’ta. Çok fotojenik bir kuaför; ortam şahane. Elemanlarda da ciddi bir mütevazılık var.

O kadar keyifli olunca, ben de farklı kareler için şahin gibi ortalıkta dolanmaya başladım. Ve, bu senenin en iyi 10 listesine giecek kareyi yakaladım. Ben tabii fotoğrafçılık açısından bakıyorum, Selen ne düşünür bilmiyorum :)

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_006

Orkideler, çok başarılı yerleştirildi.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_132

Ardından makyaj,

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_004

Hazırlıklar tamamlanınca, Selen’lerin evine doğru yola çıktık.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_013

Ev tam bir curcuna, süper bi ortam. Ortalıkta arkadaşlar olunca, harika oluyor.

Hem eğlenceli hem de fotograflar için süper…

Ama bazı standart kareler için de zor oluyor. Otel odası olunca nispeten daha rahat oluyor.

Evlerde, arkada ütü masası vs. :) zorlanabiliyorum. Neyse Selen’lerde öyle olmadı.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_028 www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_027

Kıvanç’ın hazırlığı da zor olmadı; tabii gene bir papyon krizi oldu ama; inanın OLMAYAN düğün yok :) Artık baştan uyarıyorum, papyon provası yapın diye. Bu arada tavsiyem Papyon’u Hugo Boss’tan almanız. Hugo Boss’taki damatlık aksesuarları da görmeye değer. Koca Beymen, papyona SARI metal takmış, çok sırıtıyor; fakat Hogu Boss’un metali siyah mattı; ve üzerinde beden ölçüleri vardı!

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_022

Hazırlıklar sonrası, “gizli mekan”a gidildi ve arkadaşlarla keyifli çekimler yaptık.

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_053

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_372

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_303

www.photo-latte.com_Selen-Kivanc_442

Tabii gene düğün çekimi için, takıldık Kalender’in fotoğrafçısına.

Adamlar, ilk dansa bile izin vermiyorlar; çekim sonrası ayrıldık.

Onlar düğüne, ben evime :)

Selen ve Kıvanç’a ömür boyu mutluluklar!

Serkan