Category Archives: Foto Teknik

Divan Kurucesme’de sade bir düğün ve benim Hayalimdeki düğün fotoğrafı!

Heeerkese selam,

Epey oldu yazmayalı.

Bir düğünün hikayesi yoksa; ve karelerde tekrar varsa pek yazasım gelmiyor.  Ama bu seferki farklı. Bir diğer konu da, benim 3 yıldır çekmeyi hedeflediğim, ama uygun bir çift/an  bulamadığım kare…Yazının sonunda.

-fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayın. İzinsiz kimsenin yazısını ya da fotoğrafını yayınlamıyorum, korkmayın:)

SDU_7220

Öncelikle işin en başını aktarayım. Demet, internette her medeni gelin adayı gibi iyi bir fotoğrafçı arıyor; beni buluyor ve kareleri çok beğeniyor. Koray’a iletiyor…ve Koray’dan gelen ilk tepki: "Aaa bu bizim Serkan..!" Koray’la BAL’dan aynı dönemiz, hatta ortaokul atletizm takımındaydık. 4x100m’de madalyamız bile var. Hey gidi günler heey!. Aradan 20 yıla yakın süre geçmiş; o neler neler; ben neler neler yaşamışım ve ardından bu harika tesadüf.

Ne yalan söyleyeyim, ilk kez bir arkadaşımı profesyonel olarak çekecektim. "Arkadaş çekmek" keyifli gibi görünse de, biraz da stressli açıkçası; sorumluluk büyük :) Neyse ki, Koray da Demet de, hem çok rahat, hem de çok kooperatifti.

Unutmadan, daha ilginç bir tesadüfü de belirtmeden geçemeyeceğim. Aynı atletizm takımından 2 kişi daha önümüzdeki aylarda evleniyor, umarım hayra alamettir :)

Koray ve Demet ile, haftalar önce buluşmak istememize, onlarca mesaja rağmen düğünden 1 hafta önce Kanyon’da buluşabildik. Fotoğraf dışında birçok tecrübemi de paylaşmıştım.  Ve hazırlıkları çekmek için düğün günü evlerinin önüne geldiğimde; Demet yalnız başına kuaföre gitmeye çalışıyordu (Koray ortalarda yok, pek de olacak gibi değildi).

Demet, makul, planlı ve bu düğün işini gönlünce ama abartmadan yaşamak isteyen "ideal" gelin bana göre :)  Koray da annesiyle kuaföre ulaştı, İlk kez Kuaför’de "geyik" yapabileceğim bir arkadaşım oldu. Genelde bi süre sonra sıkılıyorum; yani bir erkek kuaförüne giden bir bayanın düşünün; onun gibi. Bazı bayanlar, elimde kamerayı görünce, iyice uzak durmak istiyorlar. Görüntülenmek istedikleri son yer kuaför :)

İlk girdiğimde, burada nerde çekim yapacağım kaygım vardı ama bir köşe vardı ki, durumu orası kurtardı (iplerin sarktığı kare). Kuaförde çekimin en zor yanı, etrafta bir sürü fotoğrafa girmesini istemediğiniz şeylerin olması. Nescafe makinası, sigara içilmez yazısı, fondaki pedikür vs.

SDU_6809 SDU_6882 SDU_6838SDU_6872

Çift’le bizzat Trinity’nin sahibi Özcan Çolak ilgilendi, Kanoyn’da da yerleri var Trio. Hatta, Koray’ın saçını bile o yaptı. Koray, bir ara, yapılan muamelelerden olacak, dehşet içindeydi ama; düğünde en çok konuşulan saçı ve ayakkabısıydı (Ben de alacağım, Sarar’dan almış, inşallah Rugan olmayanı da vardır). Tabii, Demet’in ayakkabısı düğünden sonra da konuşulacak gibi :)

Demetin rahatlığını şöyle anlatmak isterim:Duvağı 4 kere mi hatırlattım bilemiyorum :)

SDU_6928

Bu arada, planda "Topkapı Sarayı"na gitmek de var(dı). Ben üzülmesinler diye söylemedim ama bir gece önce 1’lere kadar Topkapı sarayını araştırdım, nerede neler çekebilirim diye; notlar falan aldım. Ama yapacak birşey yok, hava o kadar bozuktu ki…

Hazırlıklar bitti, Koraylara gittik. Evde Demet’in annesinden harika zeytinyağlılar.

Detaylar:

SDU_6977 SDU_6962

Bu yüzük detayları bugüne kadar çektiğim en ilginç yüzük karelerinden birisiydi. Görür görmez, "bunlar bana lazım diyip" kaçırdım. Fotoğraflar, Demet’in anne ve babasının nikah töreninden.

SDU_6999

Sıra evdeki hazırlıklara geldi.

Gelinlik, Vakko  Wedding – Pronovias’tı ve harikaydı. Gerçekten harikaydı, yazılarımdan beni tanımışsınızdır; samimiyim.

SDU_7036 SDU_7005 SDU_7021

Hava kötü dışarı çıkamadık, tek umudum açıkçası "mekan"dı. Divan Kuruçeşme’ye Internet’ten baktım, fena görünmüyordu; fakat çekim hayal ettiğim kocaman girişte 10 tane çelenk!!! Bittiğim an. Özellikle Divan Kuruçeşme’d eçekilmiş karelere bakmaya çalıştım; fakat ilham verici pek birşeye rastlamadım.

Meşhur mekanlarda, o kadar para verilmesine rağmen İstanbul’un telaşını, kargaşasını aynen yaşatıyor insana. Koray’ların düğünden önce, ve aynı anda mekandaki diğer salonlarda 3 etkinlik daha vardı. Hatta bizim oda doluydu geldiğimizde.

Başta Demet’i, hiçbir stres yaratmadığı için kutluyorum; ben olsam, erkek halimle arıza çıkartmıştım, kesin.

Divan’daki salon, küçük ama çok şıktı. Yanılmıyorsam adı "Antik salon". Eski bir bizans limanına ait. Şıklığın büyük bir kısmı da aslında Demet’in elinden…Harika şamdanlar, küçük saksılarda orkide’ler…

Benim için en önemli konu; doku ve ışık. Burada ikisi de vardı:

SDU_7130 SDU_7088 SDU_7099

Bu arada, Koray da "ben hiç fotojenik değilim, fotoğraf çektiremem" damatlardan.

SDU_7204 SDU_7113 SDU_7124

SDU_7183

Sonrasında mekan temsilcilerinden fırçamızı yiyip, odamıza çekildik. Arkadaşlar, ve özellikle jack; Jack Daniels, herkes yumuşattı:)

SDU_7270  SDU_7237

Öncesi… :)image   Sonrası… SDU_7273

Ben tabii, kpır kıpırım…İçin içim yiyor. Çünkü girişte bir kavşak var; ve o soğukta Koray ve Demet’in Yolun tam ortasına çıkıp, bana poz vermelerini isteyeceğim. Pozdan da emin değilim, zor bir poz. Yani işin içinde çift olmasa, hiç sorun değil ama…Jack’in çok yardımı oldu gibi. Demet neredeyse koşarak geldi çekime…Ve başta dediğim 3 yıldır beklediğim shot!

SDU_7311_1

Bu poz için, sağdan ve soldan aynı anda araç geçmesi; Korayların da hiç hareket etmemeleri gerekiyor. İster inanın ister inanmayın; Resmen hiç araç geçmez oldu! En sonunda, bir Halk otobüsü ufukta göründü. Hayatımda hiç halk otobüsü görünce bu kadar sevineceğimi sanmazdım :))

Koray, Demet; Size kocaman teşekkürler & ömür boyu mutluluklar!

Serkan

Guillaume Kayacan ile Siyah & Beyaz Fotoğraf Atölyesi

Herkese selam,

Epeydir fotoğrafçılık üzerine yazı yazamıyordum, bu yazıyı biraz da iç rahatlatma olarak görebilirsiniz.

Daha önce Vitor Shalom’un workshop’undan bahsetmiştim (Vitor Shalom moda fotoğrafçılığı workshop’u üzerine yazım), bu sefer de çok şey öğrendiğim Guillaume Kayacan Siyah & Beyaz Fotoğraf workshop’undan bahsedeceğim. Workshop’u workshot’tan Moda fotoğrafçısı Gökçe Yağmur organize ediyor ( www.workshot.com.tr )

Öncelikle Guillaume’nin 23 yaşında olduğunu belirtmek isterim. Herşeyden önce bana şunu hatırlattı. Fotoğraf dahil hayatın her alanında Usta olmak istiyorsan, artık yıllarını vermen gerekmiyor! Öncelikle zaman ayıracaksın. Çok iyi bir networke ve araştırmacı bir ruha sahip olman yeterli. İyi kareler çekebilmek için birçok fotoğrafçı ile tanışın, neleri nasıl çektikleri hk. sorular sorun, sadece teknik değil kontaklarını da sorun (örneğin İstanbul Fashion Week’te çekim yapmak istiyorsunuz. Bunun ancak networkünüz sayesinde yapabilirsiniz) Guillaume de öyle yapıyor! insanlarla, fotoğtafçılarla, modellerle ciddi vakit geçiriyor, internette hep beraberler zaten, yorum yapyıyor, yorum alıyor, destek veriyor, destek alıyor. Ve ortaya çok iyi sonuçlar çıkıyor.

 

Öncelikle şu siyah beyaz fotoğraf olayına bir açıklık getirelim. “Neden  siyah & beyaz?” sorusuna genelde alıdığım cevap “abi böyle daha cool oluyor”. Olmuyor işte! En basit anlatımıyla, karedeki bir duyguya yoğunlaşmak için siyah beyaz kullanıyoruz, renkler ve gereksiz detaylar bizi konudan uzaklaştırmasın diye. Geçenlerde Istanbul Fashion week’te flaşlı pozlu çekilmiş, bildiğin magazin kareleri siyah beyaz yapmışlar bi de galeri haline getirmişler…saçma olmuş tabii. siz siz olun “cool” oluyor diye siyah beyaz yapmayın.

Nasıl siyah&beyaz yapacağız?

Öncelikle RAW çekeceğiz! (Tavsiyem Nikon kullnanalar için RAW+JPEG Basic; ve makinayı siyah beyaz moduna almak).

Peki birçok amatörün aklına “düğmeye basıyosun oluyor, senin gibi bir fotoğrafçı neden böyle bir atolye için para ve zaman harcıyor ki?” gelebilir. Kazın ayağı öyle değil. örneğin Photoshop’ta bir kareyi S&B yapmanın herhalde en az 10 yöntemi vardır. en basiti, S&B komutunu kullanmak. burada karanlık oda zamanından kalma “renk filtreleri” kullanılabiliyor.

Aşağıda farklı renk filtreleri ile hazırlanmış S&B kareleri görebilirsiniz. Burada Sadece renk fitlreleri ile oynandı. Örneğin Mavi filtre’yi –100 olarak uyguladığınızda, kot ceket, siyaha yakın çıkıyor; sarı filtre +100 olunca saç rengi açılıyor …gibi gibi.

SDU_5776-7SDU_5776-3SDU_5776-4SDU_5776-5SDU_5776-6

Burda küçük oynamalarla ten rengi (turuncu filtre), gokyüzü (mavi filtre), yeşil alanlar (anladınız) ve denizin S&B tonlarını değiştirebilirsiniz. İnsan hariç diğerleriyle oynayarak büyülü kareler yaratabilirsiniz, fakat oynarken ten rengi, göz rengi ve özellikle dudak rengine dikkat etmelisiniz.

Workshop’a dönersek, ilk gün çekimlerle geçti modellerimiz gayet başarılıydı. Eğer moda fotoğrafçısı değilseniz, modellerle işiniz iş demektir :) Modellerle çalışacağınız bir wrokshop’a katılacaksanız, mutlaka öncesinde Vogue gibi birkaç dergi karıştırın, ve kafanızda pozlar hazırlayın. Çekim sırasında 5saniye sessizlik Modeli ve sizi gerebilir; sonra biyometrik fotğraftan öteye gidemezsiniz Gülümseme

Guillaume’nin önerisi dramatik S&B kareler için sağ veya soldan “beauty dish” yeterli.

SDU_5541

makinanım ayarları ise RAW+JPEG BASIC. ve S&B modunda. Zaten RAW cektigim icin, ekranda siyah beyaz göreceğim ama RAW dosyayı renkli görüp, istediğim gibi işleyebileceğim.

Dramatik ışık derken aslında kontrastı yüksek ışık diyoruz. Stüdyocular gölgeyi pek sevmez; ama be “hastasıyım” Gülümseme . Fakat buradaki sınır; detayların kaybolmaması; ya da teknik söylersek hiçbir noktada tam siyah ve beyaz olmamalı (patlamamalı). Örneğin, bir gözü tamamen gölgede bırakmak (yaratıcı şeyler denemiyorsak) pek de tercih edilmeyebilir.

Yukarıda dedim ya, kafanızda pozlar canlandırın diye; tabii önemli olan o canlandırdığınız pozları modele (onu germeden) anlamatabilmeniz lazım. Modelin yerine kendinizi koyun ve deneyin…Çok zor bir iş. Hep söylerim fotoğrafçılığın %50’si teknikse %50’si muhabbet! Modelle devamlı konuşmak, ortak noktalar bulmak; geyik yapmak işinizi epey kolaylaştırıyor.

Birinci gün güzel güzel çekimlerimizi yaptık; iki gün ise; photoshop’ta işlemeye geldi sıra. Burada tüm detaylarını malesef veremeyeceğim, kitap olur! Fakat, siyah beyaz çalışmanın bir diğer yolu da Channels kullanmak olduğunu öğrendik. Her aşamada“Super Lights”tan; “Super Darks”a kadar filtreleyip terzi gibi işledik. Sonuç ne biliyor musunuz, hani bazı karelere bakıp; kesin photoshop var ama nerde,nasıl…? dediğimiz kareler.

Benden bir kare aşağıda, diğer karelerime facebook sayfamdan ulaşabilirsiniz:

SDU_5567

Facebook : http://www.facebook.com/pages/Photo-Latte/113365182081915?sk=wall

Twitter: www.twitter.com/@photolatte

Not: Baızlarınız biliyor, ben bir düğün footğrafçısıyım; elimden geldiğince farklı kareler peşindeyim; ve yeri geldiğinde siyah beyaz’ı da çok seviyorum.

Her zaman olduğu gibi; soru sormak, e-mail atmak, tanışmak BEDAVA!

Serkan

Konser Fotoğrafları Çekmek

serkan_durmusoglu_www.photo-latte.com_low_004

Herkese Selam,

Epeydir fotoğrafa dair bişeyler yazmıyorum değil mi? Hep kışın yazarım dedim; yoğunluk (bahane), hastalık (gerçek) derken vakit olmadı.

Dün gece harika bir Caz konserindeydim. Hem caz, hem footğraf seviyorsanız, ikisini bir arada yapmak hep hayalinizdir. Dünkü Konser Chick Corea ve Gary Burton konseriydi. Chick, benim için çok önemli bir müzisyen, 16 kez Grammy kazanmış bir usta. daha da ilginci, yaklaşık 15 yıl kadar önceki bir konseri öncesi, e-mail ile yazışmış ve konser sonrası beraber kısa bir sohbet edip fotoğraf çektirmiştik.

İyi konser fotoğrafları çekmek için öncelikle çok iyi kontaklarınızın olması gerekiyor :) Yalan mı? yoksa kim sizi kocaman makina ile Cemal Resit Rey’e sokacak elinizi kolunuzu sallaya sallaya. Bu amaçla planlara 1 ay önce başladım, ve NTV’den kameraman arkadaşım Hakan’ı devreye soktum. Sağolsun imkansızı başardı ve izin aldı.

serkan_durmusoglu_www.photo-latte.com_low_013

Tabii iyi bir kontak sizi sadece içeri sokuyor. Sonrası size kalıyor. Çektiğim konser Serdar Ortaç konseri değil, malesef bir Caz konseriydi; hem de duet. Yani tam bir sessizlik ve çekim için izin verilen toplam 5 dakika. Kare sayısını abartmadan çekmek şart. Bu sebeple, öncelikle hangi noktalardan çekim yapacağınıza karar vermeniz gerekiyor, daha doğrusu izin almanız. CRR bu konuda haklı olarak çok ketum. Çekim yapabileceğiniz birkaç nokta var.

Noktayı belirlediniz. Sırada ayarlar var. Sahnede ışık karışık, beyaz ayarını tutturmanız gerekiyor, konser öncesi mutlaka deneme çekimleri yapmalısınız.

Size “utanmadan” 70-200mm f:2.8 prime lens tavsiye etmek durumundayım (utanmadan diyorum çünkü bu lensler 2000 Dolar civarında). Ben Nikon D700 kullanıyorum, böyle bir çekim için ideal, çünkü ISO gürültüsü en az olan makina bu. Bir de D700’de ISO Auto diye bir özellik var; f:2.8’i siz veriyorsunuz, minimum perde hızını da; ISO’yu otomatik artırabiliyor.

 

Bu çekimler için benim ayarlarım:

ISO AUTO, f:2.8, Shutter min. 125 şeklindeydi. Unutmadan, lensteki titreşim önleyiciyi açmak da şart. Konserler hareketlidir, 125 bile aslında yavaş kalabilir.

Bir ara, Gary Burton’un hareketini yakalamak adına, perde hızını 30’lara düşürdüm, netlikte biraz sorun oldu ama hareketi yakaladım.

serkan_durmusoglu_www.photo-latte.com_low_014

Salonun fotoğrafçısının acil bir işi sebebiyle, bugünkü basın bültenlerinde benim fotoğraflar kullanılacak. Bu da “şans” olsa gerek :)

Bir de “Neden siyah & beyaz” derseniz, bu ikiliye başka renk olmazdı.

Beğenilerinize,

 

serkan_durmusoglu_www.photo-latte.com_low_002 serkan_durmusoglu_www.photo-latte.com_low_006 serkan_durmusoglu_www.photo-latte.com_low_009 serkan_durmusoglu_www.photo-latte.com_low_011

 

Merak ettiklerinizi e-mail ile sorabilirsiniz,

Serkan

Işıkla Boyama üzerine kısa bir yazı

Herkese Merhaba, ve mutlu yıllar!

Geçen hafta öğrencilerimden Rakel’e  ışıkla boyama ödevi verdim. Vermez olaydım. Ödev ***RTÜK*** ‘ da patladı. Efe’yi ve Ayzen’i uyuttuktan sonra, sürüne sürüne üst kata çıktım. Tripod, fener vs. ayarladıktan sonra geçtim kameranın karşısına.

Hazırlıklar:

1. Lens: Mümkünse geniş açı. Ben burada 12mm kullandım.

2- Fener (LED’ler pek uygun değil, yazı çok ince oluyor. Biraz geniş olmalı).

3- Karanlık bir ortam (Arka plana dikkat etmenizi tavsiye ederim. Bazen ütü masası, çamaşır askısı gibi komik şeyler olabiliyor).

Öncelikle Makinanızı tripoda güzelce yerleştirin, ve kadraja neler giriyor sınırlarınızı görün.

Işıkla boyama yapacağınız noktayı belirleyin, oraya bir nesne koyupönceden  fokuslayın. Ardından makinanızı manuel fokus’a getirin (genelde makinaların sol atında küçük bir anahtardır, üzerinde S, C, M yazar. Siz “M” yi seçin). Böylece, her çekimden önce makina fokuslamaya çalışmayacaktır.

Diğer konu ise “uzun pozlama”.  Yukarıdaki fotograf 119sn’de çekildi. Bunun için perde hızını makinanızın “Bulb” ayarına getirmelisiniz. Bulb ayarında denklanşöre bir kere bastınız, bir daha basana kadar perde açık kalır, siz de güzel güzel boyarsınız.

Önceden belirlediğiniz (netlediğiniz) noktada durarak, mümkünse her harfi tek seferde çizmeye çalışın. Harfler arasında boşluk bırakmak için, ışığı arada kapatmanız gerekir. Daha sonra önde ve arkada da boyama yapabilirsiniz ek olarak çiçek böcek koyabilirsiniz ki bu da derinlik hissini artırır.

Tip: Öyle havaya yazı yazmak hem de karıştırmadan hiç d ekolay bieşy değil. Bu sebeple, havaya yazarken karşınıza bir duvar alırsanız, en azından çizerken referans almış olursunuz. Diğer tavsiyem, tersten yazmaya kalkmayın, siz normal yazıp sonra programla fotoğrafı döndürün (Flip Horizontal komutu)…

Bir de, google’da “painting with light” diye aratın, çok yaratıcı fotoğraflar göreceksiniz.

Yukarıdaki kare için kullandığım ayarlar:

f:13, Perde hızı: 119 saniye, Lens:12mm, ISO:200

DENEMELERİNİZİ  BURAYA GÖNDEREBİLİRSİNİZ!

Hoşçakalın & iyi yıllar,

Serkan

Fotoğrafa başlamak isteyenlere…

Evet güzel bir niyet, sizi kutluyorum.

Tabii ki önce şu soruya cevap verin:

Kompakt makina mı? – D-SLR mı? (önüne ayrı lens takılanlar).

Daha doğrusu birinci fotoğraf mı, ikincisi mi? :)

Compact Makina ile çekilmiş bir kare

Compact Makina ile çekilmiş bir kare

D-SLR Makina ile çekilmiş bir kare

D-SLR Makina ile çekilmiş bir kare

“Ay öyle 1-2  kilo makina taşıyamam her yere” diyorsanız, yapacak birşey yok. Hiçbir kompakt makina SLR makinanın yerini tutamaz.  Açıkçası herşeyden önce kompakt makinaların lens ve gürültü mevzusu aşması imkansız. Bu sebeple, siz SLR’a yönelin derim.

Bazıları da SLR’dan korkuyor. Aynı kompakt makinalar gibi onun da tam otomatik modu var. Üzerindeki lens de birçok işinizi görür! Ama çok dah afazlasını alırsınız. Siz ve arkadaşlarınız bakmaktan zevk aldığınız fotoğraflar çekmeye başlarsınız. (Sonra benim gibi, elime geçen her parayla yeni ne alabilirim diye düşünür durursunuz).

Neyse ilk tavsiyem, basit bir SLR ile başlayın…Hatta ikinci el alabilirsiniz. ( http://www.fotokritik.com/forum/satilik-alinik ). Çoğu insan zoom lens tercih edebilir, fakat benim tavsiyem hem ucuz hem basit 50mm f:1.8 lensler olacak. Böylece, özellikle portre çekimleriniz çok başarılı olacaktır. Belki makinayla gelen genişaçı/zoom lens + 50mm daha mantıklı olabilir. Tabii hepsi bütçe ile alakalı.  Bütçe varsa, size 30.000 dolarlık bir kit de yazabilirim size:)

Tabii fotoğrafa başlamadan önce  en önemli soruyu kendinize sorun:

“Neyin fotoğrafını çekmek istiyorum? Zamanım var mı?”

Bir de bazı insanlar iyi fotoğraf çekmektense, iyi fotoğraf çekmiş olmayı istiyor. Aradaki küçük fark şu; iyi fotograf çekmek istiyorsanız ciddi vakit ayırıp onbinlerce fotoğrafa bakmalı; binlerce kare çekmelisiniz. İlk günden malesef olmuyor.

Eğer hazırsanız, hemen gidin bir makina alın / temin edin ve başlayın!

Not: Bana çektiğiniz fotoğraflardan gönderebilirsiniz. Elimden geldiğince yönlendirmeye çalışacağım.

“Bunun bir sürü düğmesi, ayarı var. Kafam çok karışık pişmanım”

Bunu da sılıkla duyarım, ama çabuk geçer merak etmeyin. Öncelikle “A” modda çekim yapın (ya da Aperture Priority/Diyafram öncelikli”. Diyaframın değerini mümkün olduğunca az tutun (ilerde ne zaman artırılacağını öğreneceksiniz). Bu modda perde hızını makina otomatik ayarlar. Bir de önemli olan Beyaz ayarı (White Balance)…Resimlerinizin masmavi ya da kıpkırmızı olmasını istemiyorsanız bunu doğru ayarlamanız gerekir (malesef kitaba bakın), beceremediyseniz mesaj atın.

Sizi bazı fotograflarımla başbaşa bırakıyorum.

Hadi bol şans!

Serkan e-mail

Yemek fotoğrafı - photo-latte.com

BLOG photo-latte.com

BLOG Photo-latte.com

Blog Photo-latte.com

50mm için özel istek üzerne yeni kareler:
50mm 1.8 çekim örnek-1
50mm 1.8 çekim örnek-2
50mm 1.8 çekim örnek-3

Bebeğinizin fotoğraflarını çekin, beklemeyin!

En önemli görev, onu neşelendirmek :)

En önemli görev, onu neşelendirmek :)

Merhaba,

Gene bütün işleri masanın soluna, laptop’umu kucağıma almış bir şekilde bir yazıya başlıyorum. Geçtiğimiz hafta prematüreler haftası’ymış, oğlumuz Efe de 30 haftalıkken prematüre doğdu. ntvmsnbc.com’da, eşimin yaşadıklarımız ve duygularımız hakkında bir yazısı yayınlandı ( http://www.ntvmsnbc.com/id/25021433/ ) O yazı için Efe’nin fotoğraflarını seçerken yüzlerce fotoğrafına baktım, ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bu arada merak edenlere, Efe şu an 3 yaşında turp gibi bir canavar!

Geriye dönüp baktığımda, sildiklerim hariç Efe’nin ~3,000 tane fotoğrafını çekmişim. İyi ki de çekmişim :) Öncelikle şunu söylemem gerekir, bildiğiniz gibi bu ufaklıkların en tatlı dönemleri ilk 3 yaş, bu sebeple usanmadan sıkılmadan, makinanızı hep yanınızda taşıyın, her fırsatta çekin. Yoksa zaman o kadar hızlı geçiyor ki! Zaten bir çekmeye başlayın, başka hiçbir şeyin fotoğrafı bu kadar zevk vermez oluyor.

Çocuk, Bebek fotoğrafı çekmenin herhangi bir portreden tek ciddi farkı malesef modelinize hükmedemiyorsunuz. Durmuyor, koşuyor, sıkılıyor…Tam “işte o an” diyorsunuz, kamera netlemiyor , daha neler neler. Ama en güzel yanı ise, fotoğraflarınız hep doğal oluyor.

Bir diğer tavsiye,

daha sonra ailecek fotograflara bakın, hem eğlenecek, hem anıları tazeleyeceksiniz. Çocuğunuz da, genelde yalnız olduğu şehir hayatında, tanıdıklarını hatırlayacak (psikolog tavsiyesidir).
Önerilerim:

Herşeyden önce, uzmanlar; yenidoğan bebeklerde göz kaslarının tam olarak oluşmadığı belirtiyor. Ani flaş patlamalarına yeteri kadar hızlı kasılma tepkisini veremedikleri için zararlı olabileceği görüşündeler. Ek olarak, psikologlar ise, yenidoğanlar için ek olarak psikolojik yan etkileri olabileceğini belirtiyorlar.(Düşünsenize, 9 aylık konfor bozulmuş, devamlı gözünüzde ışık patlamaları? …Benim de keyfim kaçardı).

Bebeğinizin fotografını çekin!

Ayzen, Efe'yi gıdıklarken...

1. Öncelikle “Güneş Işığı” olduğu günleri kaçırmayın, “sonra çekerim” hiç demeyin. Güneş gelen yatağın/koltuğun, minderin üzerine bebeğinizi güzelce yerleştirin. Işığı arkanıza ya da yanınıza alın. (Teknik olarak SLR makinalarda “point metering/nokta pozlama” kullanın ki, bebek net fon neredeyse siyah çıksın.)

2. Lens önerim f:1.8  50mm. Aman ÇOK DİKKAT, her zaman gözlerine netleyin. (yüzüne değil, gözlerine!).

3. Unutmayın bu ilginç şeyi yaparken, onu güldürecek, dikkatini çekecek en fazla 1-2 dakikanız var. Gerekirse, ayarlarınızı o görmeden önce yapın.

4. Bebekler/çocuklar öyle durup poz vermez. Bu sebeple, ışık olsa bile, 1/150sn ve daha hızlı perde hızları makbuldur.

5. Yanınıza onun hoşlanabileceği, oyalayabileceği şeylerden getirin. Fakat karenin estetiğini bozacak şeyler olmasın (Örneğin, bebek poşet sesini seviyordur ama bu karede pek de keyifli durmaz).

6. FLAŞ Kullanımı: Tavsiyem hiçbir bebekte doğrudan flaş kullanmayın. Dediğim gibi bu uzun bir yolculuk, bebeğinize neler neler alıyorsunuz. Gidin ve basit bir tepe flaş alın. Ve tavana yansıtarak kullanın.  Nikon’cular için SB600 yeterlidir. Mümkünse Diffuser (ışık dağıtıcı) kullanın. (niye mümkün olmasın, ben de saçmaladım. Kullanın işte).

7. Mutlaka farklı açılar deneyin. Kendi omuz hizanızdan değil, onun seviyesinden çekimler yapın. Çok farkedecek!

8. Her fotoğrafa siyah/beyaz yakışmaz. İçinde, dolu dolu duygu olan fotograflara S&B yakışır.

Son olarak, çocukları çeşitli şekillere/kıyafetlere sokup  (afedersiniz) maymun etmek sonra da fotograflarını çekmek bana göre hoş değil. En güzeli, fotografı EN doğal haliyle sizin çekmeniz!

Trikler:

2. Fotoğrafı çekerken; baktım ki bizim yatağın üzerinde muhteşem güneş ışığı var heme eşimi çağırdım “Efe’yi kap gel” diye. Ufaklık da dünden razı, başladılar yatağın üzerinde zıplamaya. Sonrası spontan gelişti; annesi dayanamayıp yatırıp göbüşünü gıdıklama, öpmeye başladı, ve sonuç. Tabii burada belki 20-25 kare çektim, bunu beğendim ve diğerlerini sildim.

Bir diğer konu, bazı insalar çocuklarının fotograflarını silmeyi beceremiyor. Aynı ortamda, diyelim 40-50 fotograf çektiniz. En fazla 5 tanesini saklayın, diğerlerini silin. Yoksa 3 yıl içinde binlerce fotoğrafla boğuşmak zorunda kalırsınız. Daha da kötüsü, diyelim bir toplantıda arkadaşlarınıza “o en güzel” fotoğrafı göstermek istediğinizde bulamazsınız.

Bu işler için, gene şiddetle Google’ın ücretsiz yazılım Picasa’yı öneriyorum. Güzel bir arşiv tutabilir, hediye CD hazırlayabilir, basit düzeltmeler yapabilirsiniz. En güzel yanı, beğendiğiniz bir kareyi hiç uğraşmadan gmail hesabınızdan hemen istediğiniz kişilere gönderiyorsunuz (mail gönderirken çözünürlüğünü otomatik küçültüyor). Diğer bir özelliği, çok değerli fotoğraflarınızı internette hemen paylaşabiliyorsunuz (Ben daha çok başlarına bişey gelir diye internete de yüklüyorum ve izlemeye kapalı tutuyorum).

Komik gelebilir ama mutlaka DVD’ye de kopya alın.

Şimdi sizi Efe’nin çeşitli fotoğrafları ile başbaşa bırakıyorum.

(Bir de lütfen izinsiz kullanmayın)

Serkan
e-mail


“He made me suddenly realize that photographs could reach eternity through the moment.”

Henri Cartier-Bresson

<b>Sigma 10-20mm Lens. Farklı açılar deneyin.</b>

Sigma 10-20mm Lens. Farklı açılar deneyin.

Photo-Latte Blog Bebek / Çocuk Fotografları

Onu güldürün...

Onu güldürün...

Photo-Latte Blog Bebek / Çocuk Fotografları
Photo-Latte Blog Bebek / Çocuk Fotografları www.photo-latte.com/blog

HDR Tekniği ile İzmir Saat Kulesi

Merhaba,

İzmir Saat Kulesi (HDR Detay) / fottom.com Ekim Ayı'nın fotoğrafı

İzmir Saat Kulesi (HDR Detay) / fottom.com Ekim Ayı 1. fotoğrafı seçildi.

HDR muhtemelen ağır fotografçıların pek de sevmediği bir yöntem. Ben de nadiren kullanıyorum ama özellikle tarihi eserlerde farklı bir efekt yaratıyor. Aşağıda hızlıca bu tekniği nasıl kullanacağınızı anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle fotoğrafın bir kısıtından bahsedeyim. Aynı anda çok parlak ve çok gölgeli noktaları net ve ışığı/gölgeyi patlatmadan fotoğraf çekmek, imkansızdır. Elinizden geldiğince uğraşırsınız ama, özellikle doğrudan güneş ışığı geldiğinde malesef imkansız. HDR aslında birkaç farklı pozometre değerinde çekilmiş aynı kareyi (tripod ile) birleştirme tekniği. Öncelikle 3 farklı pozotre değerinde çekim yapmanız gerekiyor.

1.Hızlı yöntem:
Tripodu kur, ve aşağıdaki değerlerle en az 3 adet çekim yap.
pozometre (metering)=0
pozometre (metering)=-1.5 Stop (yani biraz sağa, sonuç daha karanlık olacak şekilde)
pozometre (metering)=+1.5 Stop (yani biraz sola, sonuç parlak olacak şekilde)
Sonrası malum bir HDR yazılımı ile birleştir. hatta sonra istersen “Topaz Lbs.” photoshop eklentisi ile kontrast artır.

2. Uzun / hassas  yöntem:
Tripodu kurmadan önce, çekim yapacağınız (diyelim Bina) binanın en koyu, en parlak ve orta seviye parlaklıktaki yerlerinden pozometre ile ölçüm yap ve not et. Bu arada pozometre bi cihaz falan değil, makinanın vizöründe gördüğünüz  +….0….- .

Daha sonra, yukarıdaki gibi +1.5 ve -1.5 yerine o değerleri kullan (Belki de +2 -1.0 verecek? bilinmez).

Işık ölçümü yapılacak noktalar için Örnek:

hdr3

hdr2

hdr 1

hdr4

hdr5

Dikkat edilecekler:
* Eğer Tripod ile 3 ve daha fazla çekim tekniği kulanıyorsanız, hareketli obje olmamasına özen gösterin.

Trik:
Eğer tripod yoksa, “RAW” formatından çekim yapın, ve daha sonra exposure control ile (photoshop vb.) toplam 3 versiyonu elde edin. ve aynı teknik ile HDR’yi, bu üç fotğrafı kullanarak oluşturun.

Denemesi bedava (kısmen). Gönderirseniz burada da yayınlarım.

HDR yazılım önerisi:
www.hdrsoft.com = >Photomatix : ücretsiz deneme sürümü mevcut. Yukarıda çektğiniz 3 fotoğrafı yükleyin ve  “Generate HDR”‘i seçin. sağı soluyla çok oynamayın :)

Photoshop:  Menü’de File’ı seçin, ardından Automate oradan da HDR. Sağdaki grafikle oynamanızı tavsiye ederim (Histogram).

Güzel bir HDR galerisi:
http://www.smashingmagazine.com/2008/03/10/35-fantastic-hdr-pictures/

Hoşçakalın,
Serkan

Beyazınız, beyaz mı? (Dijital Fotoğrafta Beyaz Ayarı)

Merhabalar,

Geçenlerde liseden arkadaşlarımla ayda bir yapmayı planladığımız ama 3 ayda bir yapabildiğimiz Asmalı Mescit buluşmamızı gerçekleştirdik. Her zamanki gibi, en uzaktan gelip en erken gelen ben oldum, ama iyi de oldu. Odakule önünde yarım saat geçirdim. Bir sürü insanda SLR makina! ne güzel. "Kültür Başkenti"mizin içler acısı durumunu da gördüm. Beyoğlu ışıklar altında, çok güzel ama o Noel Baba ve Çam ışıklandırması ne öyle??? Muhtemelen önümüzdeki yılbaşına kadar oradalar. Gelen Turist, dalgasını geçmez mi? Neyse, Beyaz ayarı dedik nerelere geldik.

Gene dikkatimi çeken bir konu, o kadar çekilen fotoğrafda, çok ciddi beyaz ayarı sorunu var. Yani, bilmeyenler için belirteyim: Hani bazı fotoğraflar mavimsi, bazıları da kırmızımsı çıkar ya, işte o sorundan bahsediyorum. Aşağıdaki kareler durumu daha da iyi anlatacaktır.

image   image

Peki bundan NASIL kurtulacağız?

Çeşitli yöntemleri var:

DSLR makinalarda, beyaz ayarı önemli bir ayardır, ve kolayca yapılabilir. Genelde otomatikte tutmanızda fayda var. Fakat, ortamda karışık ışık kaynakları varsa (hem spot, hem floresans hem de gün ışığı gibi), makinanın da kafası karışabiliyor. Bu sebeple, ayar yapmadan önce, birkaç test karesi çekin (içinde insan olursa daha rahat edersiniz). Sonuç sizi tatmin etmiyorsa, ayarı değiştirmekte fayda var.

Hazır ayarlar:

Makinalarda: Güneşli hava, gölge, Bulutlu, flaş, floresans, akkor lamba için hazır ayarlar mevcut. bunları sırayla deneyip en uygununu seçin. Daha gelişmiş makinalarda, beyaz ayarınızı kendiniz yapabiliyorsunuz. Yani, Kelvin cinsinden ışığın sıcaklığı berebilir, ya da elinizde beyaz bir karton tutup, ayar yapabilirsiniz (özür dileyerek kitabına bakanızı öneririm).

 

PEKİ, bu hatayı evde farkedersek? :)

Evet o zaman devreye yazılımlar giriyor.

image image

"Temperature, ve Tint" gibi daha karmaşık ayarlar yerine, Google’ın ücretsiz yazılımı Picasa’da göstereceğim.

1- Picasa’da fotoğrafınızı açın.

2- Soldaki menu’de "ince ayarlar"a gelin.

3- Orada "Renk Sıcaklığı" ile ilgili bir ayar var, en kolayı sağa sola kaydırıp optimum değeri yakalamak.

4- Daha da kolayı, "damlalık" ikonuna gidip, daha sonra damlalık ile fotoğraf üzerinde beyaz ya da gri bir nokta seçmek. Sonuç yukarıdaki gibi olacaktır.

DİKKAT: burada beyaz nokta seçerken, mevcut fotoğrafta beyaz olan değil, gerçekte BEYAZ OLMASI GEREKEN bir nokta seçmelisiniz. Yukarıdaki örnek için damadın gömleği.

 

Umarım artık Facebook vs.’de daha düzgün kareler görebiliriz :)

Not: Profesyoneller içinse şölye bir ürüne denk geldim, millet neler yapıyor ya.

image

Hoşçakalın,

Serkan

Bu fotoğrafı nasıl çektim? #1

Merhaba,
Bir de bu seriye başlamak istiyorum…
Eğer sizler de burada yayınlanmasını istediğiniz değişik teknikteki fotoğraflarınız varsa iletebilirsiniz.
Sallamak serbest!

Hadi bakalım bunu nasıl çektim?:
Uçan efe!

Muhteşem bir kare olduğundan değil ama bu teknikle epey yaratıcı çekim yapılabilir diye düşünüyorum.

Hoşçakalın,
Serkan
e-mail