Düğün Günü İçin İPUÇLARI!

İnternetten kopya değil, yaşanmış hikayeler:)

1. YAZI: Düğün acil Yardım Kiti

Baktım Serkan helak oluyor, çekicem, işleyeceğim, yazıcam diye; benim de tuzum olsun çorbada istedim.

Amacım, binlerce düğün blog’undaki yazıları kopyalamak değil; gerçekten farklı, ilginç ve faydalı olanları filtreleyip size sunmak, tecrübelerimi paylaşmak.

Şimdi ilk yazı: "Düğün acil durum kiti":

Büyük organizasyonlar öncesinde, üniversiteden hocamın büyük tavsiyesi hep kulağımdadır:  “Organizasyon günü, nelerin aksayabileceğini düşün, onlara karşı önlemlerini al…”

Düğün gününde elinizdeki küçücük bir yara, baş ağrısı, tam sahneye çıkmadan önce gelinliğinizdeki küçük bir sökük, altı kayan ayakkabınız, incisi düşen tacınız, susuzluk, …

Bunlardan bir tanesi bile düğün gününüzü gölgelemesin; basit bir aicl durum kiti hazırlamaya ne dersiniz?

Yaralanmalar için basit bir ilkyardım seti; (yara bandı, tentürdiyot, pamuk, yanık kremi  gibi) Stres, baş ağrısı yapıyor; tecrübeyle sabit, bir de ağrı kesici almakta fayda var.

Çengelli iğne, olmadık yerde hayat kurtarır…Nolur nolmaz yanınızda bir kaç tane bulundurmayı ihmal etmeyin…

Bir de olmazsa olmaz bir madde var ki sakın bunu boş geçmeyin… Mendil :)

O duygusal anlarda, sağınıza solunuza yapışan selpakla  uğraşmak istemezsiniz emin olun.

Diğerleri:

Sakız, Nane şekeri.

İğne iplik, küçük bir makas.

Islak mendil.

Bir şişe su… Pipet (rujunuz bozulmasın)

Ufak tefek atıştırmalıklar…Gün boyu, saçtı, makyajdı derken koşturmaktan karnınızın acıktığının farkına bile varmayabilirsiniz…Birden bire kan şekerinizin düşmemesi için yanınızda sevdiğiniz atıştırmalıklardan bulundurmakta fayda var. Bunlar aynı zamanda günü sizinle geçirenler için de önemli. İhmal etmeyin, derim. Neredeyse her düğünde, bir panik dışarlardan bişeyler söyleniyor, geç geliyor vs.

Zımpara kağıdı (kaygan ayakkabılar için). Piyasaya çıkmadan hafif bir zımpara iyidir, siz beni dinleyin.

Küçük leke çıkarıcı mendiller.

Beyaz tebeşir… Gelinlikteki küçük lekelenmelere karşı birebir…

Ucu pamuklu çubuklar.

Düğüne katkısı olanların (çiçekçi, organizatör, fotoğrafçı) telefon numaralarının olduğu liste…

Aslında bu listeyi çoğaltıp yakınlarınıza ve organizasyonda aktif rol alanlara dağıtmanızda fayda var.

Not defteri, kalem. İlla gerekiyor, bi yerlerde dursun.

Ha bir de japon yapıştırıcı, o telaşta neler neler kopuyor, kırılıyor bir bilseniz J

Sizlerin de eklemek istedikleri varsa seve seve alta yazın!

Bol Şans,

Bayan Latte

2. Yazı: Düğünde sizin de başınıza gelebilir:

Herkese tekrar selam, Serkan’ın düğün kareleri çekmesinin benim için en keyifli yanı sonrasında eve gelip anlattıkları :) ama bazıları var ki, sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim, çünkü sizinde başınıza gelebilir:

"Yılbaşı ağacı gibi…"

Düğünlerin hazırlık aşaması çok keyiflidir, herkeste tatlı bir telaş…Hafif bağrış çağrış da olsa; gene de keyiflidir. O gün geldiğinde, en "tehlikeli" gelin bile o muhabbettin içinde  erir gider. hazırlık biter, gelinlik giyilir. Damat hazırdır zaten, bir noktada buluşulur (Kuaför, hazırlık odası, bahçe vs.). İşte o an, tam o an çok tehlikelidir. Çünkü başta kayınvalideler olmak üzere, yakın arkadaşlar, akrabalar, aldıkları "özel" hediyeleri bir an önce geline takmak (ya da bir gelinin tabiriyle "asmak") için adeta yarışırlar.

Siz o ana kadar, gelinliğinizin en ince ayrıntısına kadar düşünmüşken, gen ebir gelinin tabiriye "yılbaşı ağacına" dönersiniz. Beyaz altın, siyah altın, nazarlık, inci kolye, pırlanta vs.vs. Olay bir anda kopar. Ne olduğunu anlayamazsınız. Belki de yarım sat içinde nikah töreniniz başlayacak ve siz bu haldesiniz…

Akla ilk gelen "çalınmasın diye çıkartmak"; fakat hangisini çıkartmakla başlaycaksınız??? En sıcak olanı kayınvalideninki , ona dokunmayın :)

Benim aklıma gelen çözüm, malesef ilgili herkese düğün öncesi bahsetmek. Takıları düğün sonuna bırakmak (tabii, onlar da taktıklarının görülmesini isteyecekler, ve en kalabalık anı seçecekler).

Bir seferinde, çekimler sonrası öğlen yemeğinde kayınvalide kalktı ayağa birden başladı takmaya :) Gelincik yazık, ağzında yemek boynunda bişeyler…

Var mı bu işi çözebilen?

Bayan Latte

 

 

Bir diğer konu da makyaj:

Geçen yazın en şaşalı düğünüydü ve makyöz, sanatını konuşturup geline özel bir renk ruj yapmış!!! Serkan’ın söylediği "artık kimseyle öpüşmek yok!" Nasıl yani? Hele Kıbrısta, bazen konuk sayısı binler olabiliyor, ve "öpüşmek yok". Siz siz olun sakın, özel renk ruj kabul etmeyin. Ruju "ne d eolsa kuaförde bulurum" diye de sona bırakmayın. Makyaj için zaten bir prova çok işe yarar. Yoksa, son dakika telaş ve siniri ile herkesin eli ayağına dolanıyor. Eli ayağına dolaşacak son kişi de makyöz :)

Damatlar, siz de en azından kuşak ve papyon bağlamayı bir prova edin yaa (Papyon, yakanın üstüne takılır). Bari bunu yapın!…

Dans Provası:

Kotlarla güzel güzel dans etmeyi öğrendiniiiiz! VE düğün günü geldi, odada "hadi gel son bir kez daha prova edelim" dediniz. Veee, gelinlik başa bela oldu! Olmaz mı? Size tavsiyem, dolayın belinize bir çarşaf (kuyruk niyetine), bütün dans provalarını ona göre yapın.

(yeni yazılar yolda, üye olmayı unutmayın. Bizde reklam, vs. yok!)

Bayan Latte

3. Yazı:  Kısa Kısa…:

– Saçınızı kestirmeniz gerekiyorsa düğünden birkaç gün önce değil bir iki hafta önce kestirmenizde fayda var. Olur da bir aksilik olursa B planı geliştirecek kadar zamanınız kalır…

– Saçınızı boyatmanız gerekiyorsa onu da düğünden iki üç gün önce yapmak da fayda var, ama rengini mutlaka önceden tespit edip, boyayı bir kenara koyun.

– Makyaj yapılırken rujun size özel bir karışım olması ilk başta kulağa hoş geliyor di mi…

Ama bu özel uygulama düğün günü için hiç pratik değil. Düğünden saatler önce sürülen bu özel karışım ruj ‘aman kimseyle öpüşme bir daha bu rengi tutturamayız” uyarılarıyla düğün gününüzde gereksiz bir stres kaynağı haline geliveriyor. Düğünde “kimseyle öpüşme” demesi kolay da… O yüzden gerekirse kendinizin tazeleyebileceği bir ruj seçmekde fayda var. Karışım olmasa bile, yedekli çalışın :) Çok gürdüm son dakika ruj krizlerini.

– Kimi zaman aynı gün içinde önce nikah kıyıp sonra da akşamına düğün yapılıyor… E bu uzun saatlere ne makyaj dayanıyor ne saç… Kolayı var, kuaförle anlaşıp akşama bir kez daha gelmesini istediniz… İçiniz rahat değil mi? Taaa taaa, akşama saçınızı düzeltmeye gelen kuaförü tanımıyorsunuz (kuaförünüz yerine başka birini yollamış). O zaman ne yapıyoruz, “aman şekerim üzülme akşama gelir saçını düzeltirim” diyen kuaförünüze “sen geliceksin di mi ama” demeyi unutmuyoruz.

– Düğün gecesi takılan takılarla kısa süre sonra “yılbaşı ağacına” dönüşmek içten değil… Takılar bir kere takıldıktan sonra da “ay bunu çıkaramam, kayınvalidem üzülür, bunu çıkaramam teyzem, annem bozulur” diyerek kendinizi bir bulmacanın içinde bulabilirsiniz, ya da hepsini çıkarıp “kırık kalpler” diyarına geçiş yapabilirsiniz… İyisi mi önceden düğün günü ne takacağınıza karar verip bunu da büyüklerle paylaşmak.

– Damat papyon takacaksa önceden bunun provasını yapmakda fayda var. O günün telaşıyla karışan eller papyonu bir türlü takamıyor. Hugo Boss’ta görmüştüm; üzerinde beden olan, düğün günü ayarlaması kolay papyon. Bir de cırt cırtlı olmasını da şiddetle tavsiye ederim.

– Düğün için hazırlık yaptığınız o uzun saatlerde beslenmenize, yiyip içtiklerinize dikkat edin. “Aman sakinleştirir” diyip bol bol bitki çayı içmeniz sakinliğin ötesinde etkiler yaratabilir… Ya da alışık olmadığınız bir yiyecek gününüzü cehenneme çevirebilir…

Bayan Latte

Leave a Reply

Your email address will not be published.